<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731</id><updated>2012-02-14T19:21:18.969+02:00</updated><category term='zippo'/><category term='facebook'/><category term='aşk'/><category term='yemekteyiz'/><category term='ev'/><category term='radyo'/><category term='istanbul'/><category term='kitap'/><category term='söz'/><category term='cadde'/><category term='aforizma'/><category term='sinema'/><category term='Merak'/><category term='Cola'/><category term='ileti'/><category term='keyif'/><category term='Log'/><category term='blog'/><category term='Muzik'/><category term='Foto'/><category term='Ankara'/><category term='tamamsakin'/><category term='şekil'/><category term='Zodiac'/><category term='Müzik'/><category term='Tespit'/><category term='Serbest'/><category term='gece'/><category term='market'/><category term='Bak'/><category term='mum'/><category term='Gölge'/><category term='müz'/><category term='karanlık'/><category term='reklam'/><category term='tv'/><category term='film'/><category term='Sultans of Swing'/><category term='Behzat ç.'/><category term='BT'/><category term='Eyvah Buro'/><category term='ironi'/><title type='text'>Here I go, Playing the Star Again</title><subtitle type='html'>"Kendi dunyamin stariyim" gibisinden</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>705</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1760318316032371357</id><published>2012-02-11T16:59:00.004+02:00</published><updated>2012-02-11T18:33:15.368+02:00</updated><title type='text'>Kel</title><content type='html'>Telini sıcak sudan soğuk suya sokmamak gibi jestler yaparak belli edemiyor olsam da saçlarım kendimi bildim bileli benim için önemlidir. Hayal mayal hatırlarım, daha okula başlamamışken, annem de çalıştığı için sabahları babaannemlerde takıldığım zamanlarda dedem beni berberine götürmüştü de saçlarımı kısacık kestirmişti. Benim için hava hoştu da annem çok üzülmüştü gördüğünde, "Upuzun yumuşacık saçların gitti. Bir daha böyle çıkmazlar" diye. Sanırım annemin bu kadar üzüldüğünü görmek bilinçaltıma saçın çok önemli bir şey olduğunu işledi o zamanlar. (Gördüğünüz gibi şimdiki davranışlarımın kaynağını çocukluğuma inmek suretiyle bulacak kadar da sosyal bilimler yanlısı bir insanım.)&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlkokulda kavga ederken saçımdan çekecekler diye de çok korkardım ayrıca. Sanki çektikleri an saçlarım çekenin elinde kalacakmış gibi gelirdi. Ortaokulda saçlarımı şekle sokabilmek için ne mesailer yaptığımı da bir ben bilirim. Ha bir de babam bilir, "Dökülecekler!" der dururdu. (Oha ayrıca, saç dökülmesiyle ilgili iğrenç bir video da yapmıştım buhran zamanlarımdan birinde, şimdi geldi aklıma). &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Lisede de durum aynen devam ettikten sonra üniversite kısacık saçın üşengeç bünyeye faydalarıyla tanıştım ve insanları da çaktırmadan bana kısa saçın ne kadar yakıştığına ikna ettim. Neşe de benim yaptığımı yapabilse saçlarını kısacık keserdi de kepek sorunu falan kalmazdı bak. Gerçi kısa saçta da kepek olur. Olsun.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hal böyle olunca saç kesimi konusunda da çok hassas oldum. Bir süre dedemin bilinçaltımı alt üst eden berberine gitmeye devam ettim. Sonra baktım kendisi ben ilkokuldayken pörtleyen "amerikan traş" stilini "eşek traşı" olarak yorumlayıp o şekilde kesmemeye inat ediyor, yollarımızı üzülerek ayırıp saçlarımı babamın berberinin çırağına emanet ettim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu bahsettiğim nerden baksan 20 yıldan uzun zaman önceydi. Boy uzatmak maksadıyla berber koltuğunun üzerine yerleştirilen tahta aparata oturarak başladım Sonra o bir hikaye anlattı ve ben büyüdüm; çıraksa önce kalfa, sonra usta, sonra da jedi oldu. Jedi olmadı tamam, jokey oldu. Atlar adamın hobisiyse ben napayım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ankara'da okurken tanımadığım adama saç kestirmeme konusundaki inadım sonucunda saçlarımı kendim kesmeye başladım. Yılda 3-4 kez ailemi ziyaret ettiğimde jokey berberime de uğrayıp saçlarımı düzelttiriyor, düzelttirirken de onun yıllardır değişmeyen at ve "Güven nerelerde, görünmüyor?" muhabbetini dinliyorum. (En yakın arkadaşlarınla aynı berbere gidersen bu kaçınılmaz bir muhabbet.) Ancak neredeyse 20 yıldır, "oh süper oldu" diye çıktığımı hatırlamıyorum berberimden. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse işte, askerde mecburen iki kez saçımı kestirdiğim asker berberi de sayarsak 30 yıldır saçımı kesen topu topu üç berber.Hayır "berber değdirmesi" gibi bir olaydan korkuyor falan da değilim (yine de değdirmesinler tabi) ama saçlarımı başkalarına neden emanet edemiyorum bilmiyorum. Aslında ben de haklıyım, "Kellik genetik, babamın da fırça gibi saçları var, oh oh." diye gezinirken "Dayıların kel mi?" sorusuyla muhatap olup iki kel dayımı gözümün önüne getirdiğim günden beri kel olacağıma ikna olmuş bir insanım. Bari 3 tel saçım mümkün olduğunca şefkat görsünler istiyorum belki de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gel gör ki şartlar gereği en iyisinin kendi kendime kesmek olduğuna karar verdiğim saçlarımı kesmeye çok üşendim bundan üç ay kadar önce. Saçlar biraz uzayınca aldığım "Bebişim, sana uzun saç da yakışıyormuş ya." tepkilerini de üşengeçliğimin verdiği vicdan sızısını dindirmek için kullanınca benim saçlar aldı başını gitti. Favoriler ben diyeyim İngiliz lordu, sen de Americo Vespuci (neden bu örneği verdim bilmiyorum) kıvamına gelmek üzereydi. Ense desen, 3. amatör kümeden çıkamadan jübilesini yapmış futbolcu saçı gibi olacaktı azıcık daha bekleseydim. Sabahları saç kurutmaya ayırdığım 10 dakikalık işkence periyodu da işin içine girince artık "Uzun saçlarının hastasıyım" telkinleri de beni rahatlatmaya yetmemeye, uzun sırma saçlarım beni rahatsız etmeye başladı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu gelişmelerin sonucu olarak dün işten çıkıp bakkala giderken (arada küçük esnafa destek adına dandik süpermarketler yerine bakkaldan alışveriş yapıyorum) gözüme takılan berber dükkanının önünde durdum, birilerinin referansıyla berbere gitmeyi bırak, 3 berber dışında saçını kestirmemiş biri olarak hiç tanımadığım bir berberin koltuğuna oturup saçlarımı ona emanet ettim. Bir ara berberle aynadan göz göze geldiğimizde "Biliyor musun, sen dördüncüsün" diyip içimde kopan duygusal fırtınayı onunla paylaşmak istedim ama sonrasında yaşanacak bir "değdirme" ihtimali beni ürküttü. Duygularımı içime hapsettim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zaten berberin traş sonrası "çok saç çıktı ya" lafı da kendisinin olaya ne kadar duygusuz yaklaştığını gösterdi. "İyi ki açık etmemişim duygularımı" dedim içimden. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonuç olarak, kendi kestiğim zamanlardaki gibi kısacık değil saçlarım. Kesmediğim zamanlardaki gibi papaz kıvamında da değil. Şimdilik bana boynuyla S drift'i yapan Tayfun saçı gibi hissediyorum ama olsun. Şu da annemin aklına geldikçe dile getirdiği bebeklik saçlarım. Hakikaten de bir daha öyle çıkmadılar.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-RJqBbo0ER8s/TzaGyQ0znhI/AAAAAAAAApU/WlT_Tgmc7OQ/s1600/kucukburo.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 232px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-RJqBbo0ER8s/TzaGyQ0znhI/AAAAAAAAApU/WlT_Tgmc7OQ/s320/kucukburo.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5707897775806717458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: -webkit-auto;"&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1760318316032371357?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1760318316032371357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1760318316032371357&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1760318316032371357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1760318316032371357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2012/02/kel.html' title='Kel'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-RJqBbo0ER8s/TzaGyQ0znhI/AAAAAAAAApU/WlT_Tgmc7OQ/s72-c/kucukburo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7158704620593372248</id><published>2012-02-07T23:58:00.004+02:00</published><updated>2012-02-08T00:25:44.179+02:00</updated><title type='text'>TG</title><content type='html'>&lt;div&gt;Bugün sağolsun Erdem dedi ki, "Abi hadi sana basit bir kokteyl yapayım".&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne iş çıkaracaksın, diye sordum ben de haliyle. Bilindik bir şey aslında, bira bardağına votka dolu shot bardağını ters tepiştirdikten sonra bira bardağını birayla doldurup karışımı fondip suretiyle içmekten ibaretti olay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi, dedim ben de. Yap madem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey iyi güzeldi de, o limon diliminin bira içinde ne işi vardı. Zira fondip yaparken yer çekimine biranın büyük bir kısmından daha kısa sürede teslim olan limon dilimi biranın içeri akması gereken deliği (ağzımı lan, ağzımı) tıkadı. Bira da optimum debiyi tutturamadı haliyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağzımda biriken bira ve limon sebebiyle tam "Hah, demek boğularak ölecekmişim" diye düşünmeye başlamışken "Dur, bira içerken yılan bile dokunmaz" diye düşünme nezaketinde bulunmayan shot bardağı da kendini yer çekiminin kollarına bıraktı ki bu sayede burnumun ortasına doğru inişe geçerken gözümün önünden geçen film şeridini HD kalitesine yükseltti sağolsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kokteylin- adını Tersten Görmek" koydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burnum da hala hafif sızlıyor.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-5AyAC1I9MP4/TzGkr4-e40I/AAAAAAAAApI/5tToHGVhl3k/s1600/tg.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-5AyAC1I9MP4/TzGkr4-e40I/AAAAAAAAApI/5tToHGVhl3k/s320/tg.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5706523276790915906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7158704620593372248?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7158704620593372248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7158704620593372248&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7158704620593372248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7158704620593372248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2012/02/tg.html' title='TG'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-5AyAC1I9MP4/TzGkr4-e40I/AAAAAAAAApI/5tToHGVhl3k/s72-c/tg.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7657682819489951512</id><published>2011-12-30T21:13:00.003+02:00</published><updated>2011-12-30T21:35:39.678+02:00</updated><title type='text'>God</title><content type='html'>Üniversite yıllarımda edindiğim arkadaşlarımla dönen muhabbetlerin bir çoğu sırasında "&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Good old days&lt;/span&gt;" cümlesi geçiyor aklımdan. Evet, İngilizce hali geçiyor. Neden ben de bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 yıl sonra da bugün için &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Good old days&lt;/span&gt; diyeceğim muhtemelen. Derken üzülmeyeyim diye tadını çıkarıyorum o yüzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki &lt;span style="font-style:italic;"&gt;good old days&lt;/span&gt; videosu da şunlar olsun madem. On yıl sonrası için bir &lt;span style="font-style:italic;"&gt;good old days&lt;/span&gt; fotoğrafı da şu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="210" height="160" src="http://www.youtube.com/embed/lDK9QqIzhwk" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="210" height="160" src="http://www.youtube.com/embed/GOJk0HW_hJw" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-aB5NreFZ4io/Tv4ScqemdJI/AAAAAAAAAok/9x6vsb9RhVc/s1600/pb.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 134px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-aB5NreFZ4io/Tv4ScqemdJI/AAAAAAAAAok/9x6vsb9RhVc/s200/pb.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5692007262691161234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7657682819489951512?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7657682819489951512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7657682819489951512&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7657682819489951512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7657682819489951512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/12/god.html' title='God'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/lDK9QqIzhwk/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-5983880332299750389</id><published>2011-12-30T20:00:00.002+02:00</published><updated>2011-12-30T20:02:56.451+02:00</updated><title type='text'>iaşe</title><content type='html'>B: Oha Secret Circle'daki abla ne kadar tatlıymış.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;B: Yok ya, o kadar da tatlı değilmiş.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;B: Kızım iyi ki ilk görüşte aşk diye bir şey yok, olsa bana baya sıkıntı olacaktı muhtemelen. &lt;br /&gt;N: Kaz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-5983880332299750389?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/5983880332299750389/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=5983880332299750389&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5983880332299750389'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5983880332299750389'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/12/iase.html' title='iaşe'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-4071688434380833191</id><published>2011-12-28T04:21:00.000+02:00</published><updated>2011-12-28T04:22:09.777+02:00</updated><title type='text'>Aus</title><content type='html'>A: Ahmet usta kim?&lt;br /&gt;B: Usta bir Ahmet olmalı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-4071688434380833191?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/4071688434380833191/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=4071688434380833191&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4071688434380833191'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4071688434380833191'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/12/aus.html' title='Aus'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-3302451027789269863</id><published>2011-12-27T15:26:00.000+02:00</published><updated>2011-12-27T15:27:15.108+02:00</updated><title type='text'>Ben tuttum</title><content type='html'>Pazar günü aynı anda meylettiğimiz taksinin kapısında burun buruna geldiğim kadınla şu diyaloğu yaşadık;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K: Ya ama biz de taksiye binecektik.&lt;br /&gt;B: Ama önce ben tuttum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuttum derken de gözümle işaret ediyorum kavramış olduğum kapı kolunu, salak gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Doğru, siz tutmuşsunuz" dedi de gitti sonra kadın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kinaye mi yaptı, anlamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusura bakmasın, kibarlık yapacak yerlerim üşüyordu o soğukta.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-3302451027789269863?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/3302451027789269863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=3302451027789269863&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3302451027789269863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3302451027789269863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/12/ben-tuttum.html' title='Ben tuttum'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-5036187437764696364</id><published>2011-12-19T18:58:00.002+02:00</published><updated>2011-12-19T19:20:54.106+02:00</updated><title type='text'>Yedisiz Bond</title><content type='html'>İşim Gereği Çin'le ve haliyle Çinliler'le her gün iletişim halindeyim beş yıldan uzun süredir. Her ülkenin olduğu gibi bu ülkenin ve vatandaşlarının da farklı farklı adetleri var, onlara pek girmeyeyim. En çok karşıma çıkan adetleri ise hemen her Çinli'nin batılı bir ad-soyad kombinasyonu seçmesi ve karşısındaki muhataplarına karşı bu ismi kullanması. Bunun sebebi sanırım Çinliler'in latin alfabesinde Wu, Du, Hu, Kiaaaa!, Vadaaaa! gibi kelimelere karşılık gelen isimlere sahip olmaları. (Son iki isme inanacak kadar bana güvenen biri varsa çıksın, öpeceğim. Alnından). Bir çok insan tarafından isim olarak akılda tutulamayacak isimleri yerine daha aşina isimler seçiyorlar akılda kalmak adına benim anladığım kadarıyla. David, Tony, Landy, Maggie, vs. Muhataplarımın isimleri hep böyle. Çoğunun soyadları da isimleriyle uyum içinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazılarıysa akılda kalma olayında çok daha kestirme yöntemler kullanıyor ve kendilerine celebrity isimleri seçiyor. Bugün mesela, fuarlardan, ziyaretlerden gelen katalog/kartvizit arşivi içinde dolanırken elime geçen bir kartviziti tam benimle hiç alakası olmadığı için bir kenara atıyordum ki gözüm kart üzerindeki isme ilişti. Kartvizit adeta "Merhaba" diyordu bana. Sonra da devam ediyordu, "My name is Bond. James Bond" Merhaba kısmını neden Türkçe söylediğini anlayamadım gerçi, ama olsun. Firma adı da "007 midir acep?" diye düşünüp bir bakındım ama değilmiş ne yazık ki. Arkadaşın tek kusuru, James Bond karizmasına kökten aykırı tasarım ve kalitede bir kartvizite sahip olması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ilk de değil hem. Söz konusu adet sayesinde Thom Yorke ile karşılıklı kahve içmişliğim, Lucy Liu ile görüşüp kendisinden imza (imzaladığı faturaydı ama olsun) almışlığım var. Ortamda "Thom Yorke da sürekli beni arayıp bir şeyler soruyor, illa sipariş falan istiyor yeaa" diye hava yapsam yalandan karnım ağrımaz resmen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thom'un cebi var bende gençler, isteyene vereyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-BepKkwicGUU/Tu9yNL-WJaI/AAAAAAAAAoM/btULhrSOTkw/s1600/foto%25C4%259Fraf%2B%252814%2529.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-BepKkwicGUU/Tu9yNL-WJaI/AAAAAAAAAoM/btULhrSOTkw/s320/foto%25C4%259Fraf%2B%252814%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5687890425270379938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-5036187437764696364?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/5036187437764696364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=5036187437764696364&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5036187437764696364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5036187437764696364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/12/yedisiz-bond.html' title='Yedisiz Bond'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-BepKkwicGUU/Tu9yNL-WJaI/AAAAAAAAAoM/btULhrSOTkw/s72-c/foto%25C4%259Fraf%2B%252814%2529.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7743591089032292776</id><published>2011-12-17T11:27:00.002+02:00</published><updated>2011-12-17T15:02:39.589+02:00</updated><title type='text'>Uyanabilsem</title><content type='html'>30 yaşında -orta boy bir- kazık kadar olmama rağmen ebeveynin  (bu zaten anne ve baba olmak üzere çoğul bir kelimeymiş)  liseli ergen çocuğuna yapacağı  "gece yatmak bilmiyorsun sabah kalkmak bilmiyorsun" serzenişlerine maruz kalabilecek kadar gece oturması sevdalısı bir adamım.  Neyse ki yıllardır ailemden uzak yaşıyorum da böyle şikayetlerle karşılaşmıyorum. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabahları hakikaten sancılı bir süreç sonunda uyanabiliyorum. Gerçi bu süreçte sancıyı benden ziyade yakınımdakiler çekiyor ama olsun. Onlara da yazık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Annem mesela, 1.5 yıl öncesine kadar sabahları arayıp uyandırmaya çabalardı beni, saat alarmını duymayacağımdan gayet emin olduğu için. Ama işte, koynundaki saatin alarmını duymayan bünye 35 cevapsız arama birikene kadar cıyır cıyır çalan telefonu da duymuyordu genelde. Neyse ki telefonu ve saati, hatta  bir polis operasyonu sırasında (operasyon bizim eve yapılmadı tabi) camımın önünde tüneyen helikopteri bile duymamamın sebebinin beynimin gece yatarken "oh, oh, ninni niyetine" diyerek kapamadığım ve bütün gece açık tuttuğum televizyona verdiği bir nevi tepki olduğunu anladım da televizyonu uyku moduna alıp televizyonumun ben ninni niyetine garip programları dinleyerek uyuyakaldıktan sonra kapanmasına izin veriyorum son 1.5 yıldır falan. Artık en azından saati duyabiliyorum da beni arama zorunluluğu hissetmeyen annemin sancısı hafifliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Saati duyabiliyorum dediysek olayı fazla büyütmeyelim, çünkü sadece duymakla kalıyorum çoğu zaman. Öyle saati duyar duymaz ortopedik yatak reklamı oyuncusu gibi yüzümde bir gülümsemeyle yataktan fırladığım pek vaki değil. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonunda, yirmi küsur yıllık birikimimin bir sonucu olarak geliştirdiğim "kademeli uyanma" sistemini uygulamaya başladığımdan beriyse sancı çekme sırası ev arkadaşlarıma geçti. Çünkü sistemin gereği olarak saati (bugün saydım) ilki 6:30'da olmak üzere, çeşitli (ve hangi mantığa dayandırarak ayarladığımı bilmediğim) zaman aralıklarıyla serpiştirdiğim sekiz adet alarmla donattım. Uyanmam gereken saat ise 8:00 . Sekiz alarmı  bir de her alarmı çağın mucizesi "snooze" fonksiyonu ile en az bir kez tekrarlattığımı da hesaba katarsak 1.5 saatlik süreçte 16 kez alarm çalıyor. Her alarma da farklı bir melodi atıyorum ki bünye bir alarm melodisine alışır da sesi es geçerse diğer tonlardan kurtaralım durumu. Hal böyle olunca da sabah benim oda ve havalisi çok sesli alarm korosunun  perfotmans sergilediği bir ortam haline geliyor. Zaten sanata ve -saat alarmı olsa bile- sanatçıya saygılıyım, o yüzden benim için sorun yok.  Ama dediğim gibi, olan ev arkadaşlarının uykusuna oluyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hem ev arkadaşlarımı düşündüğümden, hem aklım sürekli iyileştirme yönünde fikir geliştirmek için çalıştığından (endüstri mühendisiyim ben ya!), biraz da sığırlığımdan "daha az alarmla nasıl uyanılır" konulu deneysel çalışmalarım sırasında alarmın melodisine "uyusun da büyüsün, tıpış tıpış yürüsün" isimli güzide ve anonim ninnimizi atamaya karar verdim bir ara.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Böylece bilinçaltım sabah kendisine ninni yoluyla diretilen uyuma eylemine karşı tepkisini koyacak, uyumak istiyor olsam da beni uyanmaya zorlayacaktı. Çocukken öyle olurdu çünkü, beni ne zaman ninniyle uyutmaya çalışsalar uyumamak için direnirdim. Ama yemedi. Ya da bilinçaltım üste çıkamadı, bilmiyorum. O gün işe 1.5 saat geç gitmiştim, onu hatırlarım bi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonuç olarak şu an için en etkilisi kademeli uyanma yöntemi. Evdekiler de sabah şenlensin biraz, napayım artık.&lt;/div&gt;&lt;div    style="  font-weight: bold; line-height: 24px; -webkit-tap-highlight-color: rgba(26, 26, 26, 0.292969); -webkit-composition-fill-color: rgba(130, 98, 83, 0.0898438); -webkit-composition-frame- -webkit-text-size-adjust: auto; font-family:Noteworthy;font-size:18px;color:rgba(191, 107, 82, 0.496094);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="-webkit-tap-highlight-color: rgba(26, 26, 26, 0.292969); -webkit-composition-fill- color:rgba(130, 98, 83, 0.0898438);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7743591089032292776?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7743591089032292776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7743591089032292776&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7743591089032292776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7743591089032292776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/12/uyanabilsem.html' title='Uyanabilsem'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-5985301652228389102</id><published>2011-11-27T01:01:00.001+02:00</published><updated>2011-11-27T01:03:04.400+02:00</updated><title type='text'>Atp</title><content type='html'>S: Nescafe'nin türk kahvesini sen mi aldın.&lt;div&gt;B: Evet ya, merakımdan aldım geçen hafta.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;S: Tadı nasıl peki?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;B: Bilmem, denemedim daha.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-5985301652228389102?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/5985301652228389102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=5985301652228389102&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5985301652228389102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5985301652228389102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/11/atp.html' title='Atp'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-2786645091882745943</id><published>2011-11-26T10:05:00.002+02:00</published><updated>2011-11-26T10:07:59.191+02:00</updated><title type='text'>B</title><content type='html'>B: Sıçtık!&lt;div&gt;A: Tamam, sakin. B planına geçelim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;B: O ne peki?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;A: Bilmem, ismi B ile başlayan sensin. B planını da sen düşünmeliydin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;B: Tekrar ediyorum, sıçtık.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-2786645091882745943?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/2786645091882745943/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=2786645091882745943&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2786645091882745943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2786645091882745943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/11/b.html' title='B'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-3931475581395418040</id><published>2011-11-26T09:54:00.001+02:00</published><updated>2011-11-26T10:05:29.233+02:00</updated><title type='text'>Hey</title><content type='html'>Ev arkadaşıma vasiyet ettim: Ölür kalırsam benim balkonun derinliklerine iyice bir bak. Kesin öldükten sonra kıymete binmemi sağlayacak bir yazı, fotoğraf, mermer falan bulursun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-3931475581395418040?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/3931475581395418040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=3931475581395418040&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3931475581395418040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3931475581395418040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/11/hey.html' title='Hey'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-611774248773674944</id><published>2011-11-25T13:12:00.002+02:00</published><updated>2011-11-25T17:52:03.623+02:00</updated><title type='text'>labebe</title><content type='html'>Bilinmediği üzere uzun zamandır, ki bu uzun zaman yaklaşık bir yıl, kendime ait bir domain edinme düşüncesindeydim. Haklı olarak da "almışken kısa bir şey alayım, seneye almaya gerek kalmaz" diye düşünüyordum nitekim saray yavrusu uzunluğunda bir adres stüdyo daire kıvamındaki bir adres kadar kolay akılda kalmıyor. Kaldı ki akılda kalsa bile merababenburohemyakisiklihemsempatigim.com gibi bir adresi yazmaya her şeyden önce ben üşenirdim zaten (bi seferlik üşenmedim, hadi yine iyisiniz) Bir de işte uzantısı .com, o olmazsa.co (çakma .com diyorum buna ben. Memesiz .com da diyebilirim tek m yerine iki m ekdik olsa. Ama sadece bir m eksik. Zaten terbiyesiz bir adam da değilim.) (oh, sonunda kapadı parantezi. Bak ama, yine açmış) olsundu. Başka da bir dileğim yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel gör ki hem -en azından kendimce- anlamlı, hem de kısa sayılabilecek bir domain bulmak pek de kolay değildi. Buro.com gibi tam istediğim gibi domainleri boş bulamayacağımı zaten biliyordum, yine de bir umut sorgulattığımda karşıma çıkan "o dolu, ama şunlar var" tavsiyesine uyup ozburo.com, luxburo.com gibi domainleri de alacak değildim tabi. İstediğim gibi bir şey bulamadığımdan da bugüne kadar geldim düşüne düşüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda, sanırım yine Behzat ç izleyip Ankara özlemimi depreştirdiğim bir pazar gecesi, hayatımın üçte birine yakın zamanında yaşamış olmama güvenerek kendime iliştirdiğim "Fahri Ankaralı" nişanıma dayanarak yeni blog adresimi buldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda görüyor olmanız lazım zaten.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-611774248773674944?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/611774248773674944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=611774248773674944&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/611774248773674944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/611774248773674944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/11/labebe.html' title='labebe'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1672895806783505006</id><published>2011-11-16T00:58:00.004+02:00</published><updated>2011-11-16T12:34:16.949+02:00</updated><title type='text'>SoF</title><content type='html'>Eve dönüş yolunda radyoda karşıma çıkan Soldier of Fortune'u dinlerken geldi aklıma;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir yaz gecesi, bir mekanın balkonunda otururken alt kattaki mekandan gelen canlı müziğe takılmıştı da kulağım, "Soldier of Fortune mu çalıyorlar?" diye sormuştum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonradan anladım ki kıraç insanının bir şarkısıymış çaldıkları. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kıraç şarkısını bile Soldier of Fortune gibi hissettirdikleri için çalan adamlara mı saygı duymalıydı, yoksa aklımın o şarkıyı bu şarkıymış gibi hissedecek kadar havada olmasına mı şaşmalıydı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Onu bilmiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1672895806783505006?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1672895806783505006/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1672895806783505006&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1672895806783505006'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1672895806783505006'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/11/sof.html' title='SoF'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-3997187325021332883</id><published>2011-11-12T11:21:00.000+02:00</published><updated>2011-11-12T11:29:46.563+02:00</updated><title type='text'>Yemek Yapıyorum</title><content type='html'>Yemek yapmayı nasıl da sevmediğimi &lt;a href="http://www.sura.com"&gt;şura&lt;/a&gt;da, &lt;a href="http://www.ora.com"&gt;ora&lt;/a&gt;da, &lt;a href="http://www.bura.com"&gt;bura&lt;/a&gt;da belirtmiştim daha önce. (eheh, bak bu sefer fake attım, naber?) &lt;a href="http://b-u-r-o.blogspot.com/2010/09/yemek-yapmak-zor-zanaat.html"&gt;Şura&lt;/a&gt;da bahsetmiştim ama sahiden.  &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yemek yapmak benim için üşengeçlikten öte bir şey. Ne bileyim, evi toparlaman gerektiğini bilir de toparlamaya üşenirsin. Ama toparlamanın da fayda sağlayacağını bilirsin ya. Hah, yemek yapmak öyle değil işte. Yemek yapmaya üşeniyorum ve yirmi dakikada tüketeceğim yemeği yaparken geçen zaman bana sadece kayıpmış gibi geliyor. (Aslında öyle değil, biliyorum). &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu konuda pek becerim de yok haliyle. Yemek yapan arkadaşlarıma yardım için mutfağa girdiğimde "sen içeri git, keyfine bak Burocum, nolur" tepkileri alıyorum genelde.  Arkadaşlarım beni çok severler zaten. İstemediğim bir işi yaparak yorulmama gönülleri hiç razı gelmez. Yoksa yardım edeyim derken yemeği berbat edecek olma ihtimalim akıllarından geçmiyordur eminim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yemek yapmayı bırak, arkadaşlarımın evde yemek yapıyor olması bile beni ara sıra geriyor çünkü kendileri yemek masasında yemekten sonra da bir yarım saat konaklama meraklısı insanlar genelde. Bense yemek bittikten sonra hemen masadan kalkma derdinde oluyorum her zaman. Eh, eşek de sayılmam, hem yemeği yapana saygımdan, hem de "insanlar yemek yaparken ben göbüşümü kaşıya kaşıya gezdim, bari masayı ben toplayayım" düşüncesinden yemek masasından pat diye kalkamıyorum. Sonra da bana daral geliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hayır horon tepmeyi seviyor olsam "ha uşağum, ha, ha!" diyip horona kaldırma bahanesiyle kaldıracağım adamları masadan, o sırada da kemençe çalar gibi yapıp masayı toplayacağım ama horon da sevmiyorum/bilmiyorum ki. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse işte, hal böyle olunca ve ben yemek yapmayı bir türlü sevemeyince yemek yapma konusunda değil de dışarıdan yemek söyleme konusunda uzmanlaşmayı tercih ettim. &lt;a href="http://b-u-r-o.blogspot.com/2009/03/dengeli-beslenme.html"&gt;Dengeli beslenmek&lt;/a&gt; de pizza, hamburger ve dürüm döneri haftanın yedi gününe dengeli bir biçimde yaymak haline geldi benim için. Bu zorlu yolda en büyük yardımı da desteğini benden bir kez olsun esirgemeyen yemeksepeti'nden alıyorum tabi. Hatta kendisine öyle alışmışım ki (bunu şu an kendisinden bir insanmış gibi bahsediyor oluşumdan da farkedebilirsiniz aslında) geçen yıl mıydı neydi, yemeksepeti'nin servis dışı kaldığı bir gece ben resmen aç kaldım. Onsuz dışardan söylediğim yemek boğazımdan geçmiyor olacak ki buzdolabı üzerinde duran onlarca magnet üzerinden bir restoran seçip sipariş vermek aklıma bile gelmemişti.  Hatta bu olaydan yemeksepeti yetkililerine de bahsedip "bak, marka bağımlılığı üzerine güzel reklam olur, hem yaşanmış bir hikaye" falan diyeyim diye düşündüm bir ara. Ama "mal mısın?" tepkisi alabileceğim aklıma gelince vazgeçtim bahsetmekten, kendi içimde yaşamaya karar verdim bu ihtirası. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gel gör ki ikili ilişkilerde (ikili derken ben ve yemeksepeti) gidişatı belirleyen yalnızca iki taraf olamıyor her zaman. Üçüncü şahıslar/farklı koşullar da işin içine girip ikili ilişkinin kaderine etki edebiliyor, huzurlu gidişatın üzerine kabus gibi çökebiliyor bazen.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve ne yazık ki bir süre önce bizim üzerimize de bir kabus çöktü: Kapı otomatiğimiz bozuldu!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu durumda yaşadığım üşengeçlik ikilemini tarif etmem de gerçekten çok zor. Yemeksepeti'nden söylediği yemeği getirip de apartmandan içeri giremeyen kurye arkadaşa diyafonla "apartman görevlisinin zilini çalar mısınız, eheh" diye laf anlatmaya çalışmakla evde kendim bir şey hazırlamak arasında ne gel gitler yaşadım bir bilseniz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir yerden sonra apartman görevlisinin zilini çaldırmaya da yüzüm tutmamaya başlayınca 13 katı ev halimle ve "lan yakası sünmüş tişörtü giymişken kesin hayatımın aşkıyla karşılaşırım şimdi" korkusuyla inip kurye arkadaşı kapıda karşılamaya başladım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Baktım bu hayat böyle çekilmiyor, kapı otomatiği de tamir olmuyor, istemeyerek de olsa kendimi yemek yapmaya adadım  bir kaç haftadır. Şimdilik yaptığım sadece spagetti, italyan usulü tost ( kaşarlı tosta böyle diyince daha havalı oluyor sanki) falan ama daha alengirli yemekler yapmam da yakındır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buro Usta'dan sevgilerle. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-3997187325021332883?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/3997187325021332883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=3997187325021332883&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3997187325021332883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3997187325021332883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/11/yemek-yapyorum.html' title='Yemek Yapıyorum'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1520020903370477998</id><published>2011-10-30T21:38:00.002+02:00</published><updated>2011-10-30T21:41:54.646+02:00</updated><title type='text'>Dantel</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;S: Kum kabının tabanına neden gazete serili?&lt;div&gt;B: Çünkü Punto artık tuvalette gazete okuyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1520020903370477998?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1520020903370477998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1520020903370477998&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1520020903370477998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1520020903370477998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/10/dantel.html' title='Dantel'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-4330008291960445496</id><published>2011-10-27T20:52:00.005+03:00</published><updated>2011-10-28T11:11:39.131+03:00</updated><title type='text'>3+11</title><content type='html'>&lt;a href="http://b-u-r-o.blogspot.com/2008/10/dilek.html"&gt;Şunu&lt;/a&gt; yazalı 3 yılı geçmiş. Dün, 3 yıl geçtikten 11 gün sonra aydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogun doğum gününü kutlayacak değilim tabi. Ama üç yıl nasıl da çabuk geçmiş, bu klişeye uğramadan da duramayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada yazan üç maddenin hiç biri gerçekleşmedi tabi ki, ama o zamandan beri değişiklikler oldu haliyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok büyük değişiklikler de olmadı aslında yahu; &lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-tap-highlight-color: rgba(26, 26, 26, 0.296875); -webkit-composition-fill-color: rgba(175, 192, 227, 0.230469); -webkit-composition-frame-color: rgba(77, 128, 180, 0.230469); "&gt;işim aynı, arabam aynı,yaşadığım yer aynı, çevremdeki yakın insanların çoğu aynı. (adresim aynı kaderim aynı, nırınım) Biraz olgunlaştım belki, o oldu işte. Hayatıma girip çıkanlar oldu, girip çıkmayanlar oldu, çıkıp girmeyenler oldu. Ne olduysa, iyi oldu. En güzellerinden biri de, Rufus oldu. &lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Buraya yazmaya tamamen keyfim gereği başlamıştım, 3 yıldır da çok ekstrem durumlar dışında öyle devam ettim. Ama bir kaç ufak faydası da oldu bu canısı blogun. Yazmayı nasıl sevdiğimi tekrar farkettim, eski sevgililerimden birini dolaylı da olsa blogum yardımıyla tavladım, farklı farklı insanlarla çeşit çeşit iletişime geçtim, falan yaptım filan ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımda değişiklikler oldu diyorum da, 3 yıl öncesine baksam en azından ruhen neredeyse aynı durumdayım.  olmayı sevdiğim, daha ziyade kendine yaşayan, hemen her şeyden memnun fazdayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arpa boyu yol gitmiş miyiz, o tartışılır. Siz tartışın ama, beni bulaştırmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem ben demiştim "Olmaz ama" diye.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hah, bir de blog anamız &lt;a href="http://p-d-d.blogspot.com/"&gt;pdd&lt;/a&gt;'ye teşekkür etmeli. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-4330008291960445496?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/4330008291960445496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=4330008291960445496&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4330008291960445496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4330008291960445496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/10/311.html' title='3+11'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-2261994194214306173</id><published>2011-10-26T20:22:00.006+03:00</published><updated>2011-10-26T20:51:35.572+03:00</updated><title type='text'>Üç kişi okusa fayda.</title><content type='html'>Toplumsal olaylarla ilgili düşüncelerimi burada belirtmeyi sevmiyorum. Aslında normalde de pek belirtmiyor, birileri benden fikir almak istemediği sürece genelde kendime saklıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama malum Van depremi, daha doğrusu depremle ilgili yardım çağrıları konusunda düşüncelerimi belirtmeden duramadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinar Depremi'ni yaşamamış, ama etkilerini gerek bölgede gerek mahallemde/okulumda kısmen de olsa hissedebilmiş bir insan olarak 3 gündür sosyal platformlarda, medyada, elimden geldiğince takip ediyorum nerede neye ihtiyaç olduğunu; ne şekilde, nereye, nasıl yardımlarım olabileceğini; bunların hangilerinin kısa vadede (şu an günü kurtarmak durumundayız çünkü) daha verimli olabileceğini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kendi çapımda ufak tefek yardımlarımı gerçekleştirip daha başka ne faydam olur diye bakınırken insanların yardımını yanlış yönlendirebilecek/insanların yardım hevesini kırabilecek bir çok şey de gözüme takılıyor ne yazık ki. Çalışıyorken en kolay takip edebildiğim platform Twitter olduğundan en çok da orada takılıyor gözüme bu tip şeyler. O yüzden bazı konularda bir kaç ricam olacak, bunları üç kişi bile okusa fayda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Yardıma niyetliyseniz ihtiyaç duyulan şey hakkında mümkün olduğunca birinci ağızdan (yardım çalışmalarını yürüten Kızılay olur, iyi kötü bir koordinasyonla çalışan belediyeler olur, valilik olur) teyit almaya çalışınız. Bu kurumların şu an yeterince iyi çalışmadığını düşünebilirsiniz (ben de bazı durumlarda öyle düşünüyorum) ancak onların vereceği bilgi tanımadığınız Himmet Ağa'dan alacağınız bilgiden daha doğru olacaktır büyük ihtimalle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter'da "Kadıköy Belediyesi'ne çok acil gönüllüler lazım!!!" gibisinden bir posta rasladıktan hemen sonra, ki bu da postun atılmasından 15 dakika sonraya geliyor, belediyeyi arayıp "gönüllü ihtiyacınız var mı?" diye sordum, konuştuğum görevliden "şu an için yok, çok teşekkürler" cevabını aldım. "dün de koli ihtiyacınız olduğunu duydum, o konuda yardımcı olabilir miyim?" soruma da aldığım cevap aynıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demem o ki iyi niyetle yapılan bazı çağrılar insanları yanlış yönlendirebiliyor. İş gücü iyidir fakat ihtiyaç olmadığı anda giderseniz boş boş gezineceğiniz, hatta ayak bağı olabileceğiz gibi konuyla ilgili daha faydalı bir şeyler yapmaktan kendinizi alıkoymanız da olası. Sadece iş gücü değil, gereksinim duyulan diğer yardım konuları/maddeleri için de aynı şekilde tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Makul yardım çağrılarında bulunun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün eve giderken radyoda dinlediğim "festival çadırlarımızı gönderelim" gibi gayet parlak bir fikirden sonra eve gelir gelmez "prefabrik eve ihtiyaç var, çadır soğuktan korumuyor, tuvaleti yok" gibisinden bir yardım çağrısı okudum. Tabi ki ben de isterim, insanlar üşümesin, yaşadıkları o büyük şok ve acıdan sonra görece biraz daha rahat bir ortamda barınsın. Ama ne yazık ki bir afet sonrası ilk etapta barınma,  beslenme gibi temel ihtiyaçları mümkün olan baz seviyede karşılayıp  mümkün olduğunca fazla insanı bu imkanlardan faydalandırmak en mantıklısı. Evet çadır muhtemelen tahmin edemeyeceğim kadar soğuk olacaktır ama işe yarayacaktır. Evet belki soğuktan tam anlamıyla korumayacaktır, ama "prefabrik eve ihtiyaç var, çadır korumuyor" gibi bir cümle kurduğunuzda okuduğunu sorgulamadan kabul eden bir insan bile çadırın sahiden işe yaramayacağını düşünerek çadırını göndermekten caysa zararımıza. Çadırın tuvaleti olmaması serzenişi bence yeterince komik zaten, hiç girmiyorum oraya. Gönül ister imkanı olan şahıslar/firmalar prefabrik ev sevk etsin bölgeye, o ayrı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demem o ki "daha faydalı" bir şeyin çağrısını yaparken "faydalı" olana da -farkında olmadan da olsa- bok atmamaya özen gösterelim ki faydalı olan konusunda yardımcı olacak insanların hevesini kırmayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölgede organizasyon/koordinasyon konusunda problemler olduğu neredeyse herkes tarafından kabul edilen bir gerçek. Umalım yardım çalışmaları bir düzene otursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de, sağ üstteki minik banner'da görebileceğiniz üzere, size üç reklam sms'i gönderilmesine izin vermek suretiyle reklamına maruz kaldığınız firmalar tarafından Kızılay'a bağış yapmış oluyorsunuz. Hiçbir şey yapmıyorsak bunu yapabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Linkteki form tam olarak bu şekilde (3 sms) olarak açıklamıyor durumu, yapılan bağış miktarı da belli değil ama olsun. Her gün bilmem ne pizzadan gelen bir çok reklam maili/sms'i okurken bir fazlasını okumaktan zarar gelmez. Belki o bağışlar doğrudan Van Depremi için de kullanılmaz. Ama görünen o ki -keşke olmasa da- daha çok felaket yaşayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hah, son olarak, google, deprem ile ilgili güncel bilgileri çeşitli kaynaklardan derleyip paylaşayacağı uygulamayı da &lt;a href="http://www.google.org/intl/tr/crisisresponse/van-turkey-earthquake-2011.html"&gt;şurda&lt;/a&gt; başlatmış. Sanırım bilgilerin doğrulukoranı yüksek olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-2261994194214306173?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/2261994194214306173/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=2261994194214306173&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2261994194214306173'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2261994194214306173'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/10/uc-kisi-okusa-fayda.html' title='Üç kişi okusa fayda.'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7137781210092459167</id><published>2011-10-20T10:37:00.003+03:00</published><updated>2011-10-20T11:17:56.679+03:00</updated><title type='text'>3</title><content type='html'>Biz üç kişiydik; ben, keyfim ve kahyası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer ikisini öldürdüm, ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi keyifsizim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahya da yok artık, çamaşır yıkayıp ütü yapmak bana kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Açıl(ın), ben necromancer'ım" diye gelse ya biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelmez ki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7137781210092459167?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7137781210092459167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7137781210092459167&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7137781210092459167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7137781210092459167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/10/3.html' title='3'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-3247095836174522067</id><published>2011-10-12T16:21:00.001+03:00</published><updated>2011-10-12T16:27:40.411+03:00</updated><title type='text'>14109</title><content type='html'>İlkokul öncesi bir çok Türk erkeğinde olduğu gibi futbolla başlayıp ortaokula kadar o şekilde devam eden, ortaokul ve lise yıllarında basketbol ve tenis ile şekillenip üniversite sonrasında darta meyleden; çeşitli kupa, madalya ve popüleriteye katkı gibi ek ödüllerle süslediğim sporcu kişiliğimin  İstanbul'a geldikten sonra da devam etmesi için  bir spor salonuna üye olmuştum neredeyse üç yıl önce.  Salona en yakın arkadaşlarımdan biriyle üye olmuş, üyelik ücretini de peşin ödemiştim ki olası bir üşengeçlik durumunda hem maddi hem manevi teşvikçilerim olsun; arkadaşım beni spora gelmem konusunda darlasın,  ben de "Gitti paracıklar, bari işe yarasın" diye düşünüp kendime gaz vereyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel gör ki o en yakın arkadaşlarımdan biri bir sebepten bana küsünce bizim manevi ayak çöktü. Eh, maddeye de mana kadar önem veren bir insan olmadığımdan ücreti peşin ödemiş oluşumun sağlaması gereken itici güç de bir süre sonra tükendi ve salon maceram oracıkta son buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında, yaşadığım manevi çöküntüden midir artık bilmem, spor adına hiç bir aktivite yapmamaya başladım. Öyle ki iş arkadaşlarımın "akşam 11-12 halısaha maçı var, gelsene" şeklinde her hafta tekrarlayan davetlerini "oram buram ağrıyo" bahanesiyle savuşturdum hep. Onlar da 10. Haftada vazgeçtiler zaten davet etmekten. Ya da halısaha abonelikleri bitti bilmiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bir yerden sonra, geçen yıl bu zamanlar falan,;içimdeki sporcu yerinde duramamaya, adeta düz duvara tırmanmaya başladı (fesatlaşmayın hemen). Tam da o sıralar Avrupsya (search motorlarından alakalı alakasız gelmesinler. Ya da gelsinler ya) Avrasya Maratonu'nun kayıtları vardı. Güzel fırsattı, uzun süredir spor yapmamanın acısını kitleleri peşimden koşturacak bir sporla çıkarmak eğlenceli olurdu. Tamam ilk sırada koşamazdım belki ama ortalarda bile koşsam arkamda koşan hatırı sayılır bir kitle olacaktı sonuçta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekirdek kadromuzdan üç kişiyi daha maratona katılmaları konusunda ikna ettikten sonra hazırlıklara başladık. Bizimkiler nasıl gaza geldilerse hatta, maraton kaydımı bile onlar yaptırdı. Bir taraftan da işime geldi tabi bu, ben konsantrasyonumu ve enerjimi maratona saklamak istiyordum. -Yanlış hatırlamıyorsam- 14109 göğüs numaralı, başarıyı özlemiş bir atlet olarak maraton gününü bekliyordum artık. Hatta bu olaydan &lt;a href="http://b-u-r-o.blogspot.com/2010/11/maraton.html"&gt;şurda&lt;/a&gt; da bahsetmişim (yaşası referism) ve evet gögüs numaramı da doğru hatırlamışım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maratonun bir gece öncesi artık tüm hazırlıklar yapılmıştı. "dönüşümüz zor olur, iki araba Beşiktaş'a gidip bir arabayı orada bırakıp gelsek mi?" gibisinden ince ayarlar&lt;br /&gt;bile düşünülmüştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne yazık ki, maraton sabahı bir sporcunun yaşayabileceği en acı aksiliği yaşadım. Korkmayın, sakatlandığım falan yoktu, sadece uyanamamıştım. Yapılan onca hazırlık arasında atladığım tek ayrıntı maratonun pazar sabahının bir körü yapılacak olmasıydı ve pazar sabahı erken kalkmak da beni maraton koşmaktan daha fazla zorlayacak bir olaydı. Çoktan hazırlanmış olan üç arkadaşımın iyi niyetli ve ısrarlı uyandırma çabaları da iddialı olamayacak kadar şuursuzca kurduğum "siz koşmaya başlayın, ben size yetişirim" cümlesinden sonra kesilince onlar koşmaya gitmiş bense uyku sporuma geri dönmüştüm. Sağolsun bizimkiler eve döndüklerinde ellerinde benim kılığıma girip benim için aldıkları madalyam vardı da onca hazırlığın bir hatırası kaldı bana en azından. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte, geçen hafta öğrendim bu yılki maratonun bu pazar yapılacağını. Bir an katılım konusunda yine gaza geldim ancak düşününce geçen yılki kadromuzu tekrar toplayamayacağımı farkettim. Erman zaten taşındı. Soner geçen yılki davranışımdan sonra hayatta gelmez. Erdem'e sorsam "Punto'yu da götürelim abi, o da koşsun" diyerek Punto'yu da getirmeye kalkar, sonra bir de kedi peşinde koşarız maraton yetmiyor gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkalarının kanına gitmek için de geç kaldım, şunun şurasında 4 gün mü ne kaldı maratona ki kayıt vs. olayları var bir de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım bu yıl da maratona gönülden katılabileceğim sadece. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olsun, o da yeter. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem zaten, hayat başlı başına bir maraton değil mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-3247095836174522067?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/3247095836174522067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=3247095836174522067&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3247095836174522067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3247095836174522067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/10/14109.html' title='14109'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1613151837342786242</id><published>2011-10-10T23:47:00.001+03:00</published><updated>2011-10-10T23:48:28.810+03:00</updated><title type='text'>İki. Üç.</title><content type='html'>"Neden çift karakterlisin?" diye sormuşlar ikizler insanına.&lt;br /&gt;"Çift karakterli olan ben değilim, diğer karakterim" demiş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1613151837342786242?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1613151837342786242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1613151837342786242&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1613151837342786242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1613151837342786242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/10/iki-uc.html' title='İki. Üç.'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-960778427703726723</id><published>2011-10-06T21:55:00.003+03:00</published><updated>2011-10-07T03:44:18.408+03:00</updated><title type='text'>DD</title><content type='html'>Çeşitli süpermarketlerin günün önemine binaen yaptığı indirimler sayesinde son iki yıldır bir bayram edasıyla geçirip ( ben neden bayram havasına girdiysem, ne aldıysak Rufus'a aldık) kumdur, mamadır, eve getirdikten yarım saat sonra ortadan kaybolma garantili top/oyuncak faredir, bilimum kedi gıda ve ihtiyaç maddesine hücum ettiğim Hayvanları Koruma günü'nü bu yıl da aynı coşkuyla yaşayabilmek için gözüme bir süpermarket  kestirdim hafta başında. Bayramlıklara kavuşmak Punto'nun da hakkıydı, ona Rufus'un küçülenlerini giydiremezdim sonuçta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel gör ki gözüme kestirdiğim marketin yaptığı indirimden yararlanabilmem için o markete ait indirim kartına (böyle mi denir buna?) sahip olmam gerektiğini biraz geç öğrendim. Belki de öyle bir gereklilik yoktur, beni keklemişlerdir. Neyse ki Soner'in söz konusu karta sahip olduğunu öğrendim. Ama bilmek yetmiyor tabi kartın sağlayacağı indirimden faydalanabilmek için. Bir de kartı Soner'den almak gerekiyor ki ben bu konuya biraz geç aydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydınlandığımda saat gecenin ikisiydi. Bir taraftan gecenin karanlığında aydınlandığım için mutluydum, ama bir taraftan da gecenin o saatinde kartı Soner'den alamayacağım için kaygılıydım. Nitekim kendisi ertesi sabah beşte (ertesi sabah dediğim üç saat sonra işte) bir seyahate çıkmak için uyanacaktı ve bu uyanış için üç saat önce uykuya yatmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babasının cep telefonunun hayal olduğu zamanlarda 3 aile ve üç araba gidilecek bir piknik organizasyonu için yola çıkmak üzere diğer aileleri beklemekten sıkılıp "BİLMEMNERESİ - NÜFUS 10.000" tabelasına "Biz yola çıktık, siz de şuraya gelin" notu yazdığına şahitlik etmiş bir insan olarak benim de aklıma not yazmak geldi. (Babamın notu da işe yaramıştı bu arada.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz o saatte not yazmaya uygun bir kağıt aramaya üşendiğimden, biraz da Punto'nun kapıya yapıştıracağım not için oluşturacağı tehlike sebebiyle, biraz da belki gelecek nesillere miras kalır diye notu mermer tablete yazmak geldi aklıma... Tamam ya, gözüme takılan yazmaya -en azından bana göre- uygun ilk şey mermerdi. Zaten evin her yerinden mermer fışkırıyor, gören taş devrine yeni adım attık sanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte, notu aşağıda görebileceğiniz gibi yazdım ve kapının önüne bıraktım. Punto'nun o notu yok etmesi, Soner'in de o nota ayağı takılmadan evden çıkması mümkün değildi. Not illa ki okunacaktı ve kart bırakılacaktı. Bunu bilmenin iç huzuruyla uykuya daldım, derin derin uyudum. Rüyamda Punto ona indirimden aldığım paket paket kumun içinde doyasıya eşeleniyor, göbeğine doldurduğu mamalardan sonra yalanırken bana pati sallıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni güzel rüyamdan uyandıransa acı acı çalan telefon oldu. Önce saate baktım, sekizdi. Yine geç kalma sınırındaydım. Sonra arayana baktım, Soner'di. (her telefina verecek cevabım vardır. Ama önce arayana bakarım adam mı diye, sonra saate bakarım laf olsun diye). İki şart da sağlandığı için telefona cevap verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel gör ki hem uykulu hem de geç kalıyor olmanın verdiği şaşkınlıkla Soner'in ne dediğini pek anlamadım, "He tamam" diyip telefonu kapadım. "kart arabada" falan diyordu onu anladım bir. Giyinip evden çıktım, arabama yürüdüm ve indirim kartını aşağıdaki halde buldum. Abi arabanın sileceğine kart sıkıştırmak ne, eve bıraksana kartı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soner ya önceki hayatında trafikte sıkışmış arabalara masaj salonu flyer'ı dağıtan adamlardan biriydi, ya da orijinal notuma daha orijinal bir karşılık vermek istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyorum hangisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-tgvDBZTTL2M/To35zUTUQNI/AAAAAAAAAnQ/El8JwiqVbBQ/s320/foto%25C4%259Fraf%2B%25288%2529.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660454966692954322" style="cursor: pointer; width: 239px; height: 320px; " /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-V6k-70WhZsk/To35zt94dsI/AAAAAAAAAnY/wJNMQ8MisdM/s320/foto%25C4%259Fraf%2B%25287%2529.JPG" style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 239px; height: 320px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660454973582374594" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-960778427703726723?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/960778427703726723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=960778427703726723&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/960778427703726723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/960778427703726723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/10/dd.html' title='DD'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-tgvDBZTTL2M/To35zUTUQNI/AAAAAAAAAnQ/El8JwiqVbBQ/s72-c/foto%25C4%259Fraf%2B%25288%2529.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-2237389669860142538</id><published>2011-10-06T14:14:00.002+03:00</published><updated>2011-10-06T14:19:06.899+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamsakin'/><title type='text'>Yazdan</title><content type='html'>Yaz gelecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiraz ağaçlarına tırmanırken kollarımızı çizecektik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giyip mayolarımızı denize gidecektik; sen yüzecektin, ben çimecektim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz gelecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz gelmedi, sen gittin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Yazın gelemediği zamanlardan, Mayıs'tan, 2011'den)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-2237389669860142538?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/2237389669860142538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=2237389669860142538&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2237389669860142538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2237389669860142538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/10/yazdan.html' title='Yazdan'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-6511474431531885183</id><published>2011-10-06T14:13:00.002+03:00</published><updated>2011-10-06T14:23:18.837+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamsakin'/><title type='text'></title><content type='html'>Üst not: "Buro, n'oluyor olm?" tepkilerini -belki bir kez daha- göz ardı edeyim diyorum zira yazıp da yayınlamadığın dilinin ucuna getirip de söylemediğin kadar hoşnutsuzluk verici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yirmi dakika mola versek ayrılığa, aylar sonra?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani otobüsler bile bir kez duruyor ya, hepi topu altı saatlik yolda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Temmuz galiba, 2011)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dip not: Bir şey olmuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-6511474431531885183?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/6511474431531885183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=6511474431531885183&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6511474431531885183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6511474431531885183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/10/ust-not-buro-noluyor-olm-tepkilerini.html' title=''/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-4144091300563830352</id><published>2011-10-04T22:12:00.000+03:00</published><updated>2011-10-04T22:13:08.378+03:00</updated><title type='text'>Ama Var</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;- Veteriner hanım, erkek mi Punto?&lt;div&gt;- Evet, erkek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- E ama memeleri var?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Sizin yok mu, beyfendi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse ki benim değil, bir arkadaşın başından geçen.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-4144091300563830352?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/4144091300563830352/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=4144091300563830352&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4144091300563830352'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4144091300563830352'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/10/ama-var.html' title='Ama Var'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-946889970750790070</id><published>2011-09-28T19:48:00.002+03:00</published><updated>2011-09-29T20:28:42.311+03:00</updated><title type='text'>11</title><content type='html'>Bildiğiniz üzere (yine böyle başladım ama korkmayın bir yere refer etmeyeceğim) 11 harfin birleşmesiyle meydana gelen, biraz uzun bir ismim var. Voltran'ın bile 5 aslanın birleşmesinden oluşup o kadar güçlü olabiliyosa düşünün artık benim isim ne kadar güçlü. B de başını oluşturuyor tabi. Ayrıca Türk alfabesinde 29 harf olduğunu göz önüne alırsak 11 harfli ismim ve 6 harfli soyismimi yazdığımda alfabemizin yarısından fazlasının halini hatrını sormuş oluyorum sayı bazında. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, yine ismim konusundaki bir muhabbet esnasında 11 harfli bir ismin ne gibi faydaları olabileceğini düşündüm. Aklıma ilk gelen bir kaç tanesini aktarayım;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1. 11 harfi kullanıp kelime oyunu oynayarak zihninizi geliştirebilirsiniz:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şöyle bir düşündüğümde bile aklıma (harflerin her biri bir kez kullanılmak suretiyle oluşturulan) 16 kelime geldi. Bir de joker hakkımı kullansam bilmem kaç kelime çıkar. Ama Joker hakkımı kullanmıyorum, çünkü Batman'e ayıp olur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2. Cetvel olarak kullanabilirsiniz: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir şeyleri ölçmeniz gerekiyorsa ancak elinizin altında cetvel yoksa, içinizde bir yerlerde yatan minicik de olsa bir Mc Gyver parçası varsa etrafta bulduğunuz malzemelerden içinde gerekli paket programın da yüklü olduğu bir bilgisayar ve bir yazıcı üretebilir, Times New Roman fontunda 12 puntoyla büyük harflerle yazdığınız ismimi cetvel olara kullanabilirsiniz. Bahsettiğim şartlarda yazıldığında ismimin uzunluğu 2.9 cm oluyor. 3 alabilirsiniz siz sormadan söyleyeyim. İstediğiniz sorudan da başlayabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ha yok, "Ben bunları yapana kadar bir cetvel bulurum" derseniz sizin bileceğiniz iş. Ben bulamadım mesela ismimin kaç cm olduğunu öğrenmeye çalışırken. Telefona cetvel aplikasyonu indirdim, öyle ölçtüm. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ek olarak, her 11 harfli ismin de aynı sonucu vereceği konusunda garanti vermiyorum, ismim İİİİİİİİİİİ olsaydı (ki iyi ki değil, kelime de türemez bundan) uzunluk 2.9 cm'den biraz daha kısa olurdu sanırım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3. İnsanların sizi ne kadar sevdiğine emin olmakta kullanabilirsiniz:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mesela sevgiliniz ya da bir hayranınız sizin için isminizi kullanarak akrostiş yaparsa yapan insanın sizi cidden çok sevdiğinden (ya da yapacak hiç işi olmadığından) emin olabilirsiniz. Her harf için anlam bütünlüğünü devam ettirecek bir mısra bulmaya çalışmak yazdığın şiiri aruz veznine uydurmaya çalışmaktan daha yorucu bir iş sonuçta. Benim için bunu yapan olmadı şimdiye dek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4. Belki Tarihe Geçersiniz:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Olur da size akrostiş yapan o insan isminizi 12 değil de 120 punto ile bir mermerin/taşın üzerine yazarsa yaşadınız, bundan 3000 yıl sonra falan bile isminiz yaşayacak demektir. 3000 yıl sonra o taş blogu bulanlar "Aha, bir dikit daha bulduk, bu yatıyor ama olsun" diye sevinecek, onu şehrin en merkezi yerine dikeceklerdir muhtemelen. Dikitte ne yazdığını anlamak için ne kadar kafa patlatırlar, orasını bilemem.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ha bir de, o biraz masraflı olur ama, yazan insan mürekkep yerine altın suyu kullandıysa "Tarihe adını altın harflerle yazdırdı" teriminin de kahramanı olursunuz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;5. İnsanların sinirini alırsınız:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nitekim size kızıp bağırarak 11 harf 4 heceden oluşan isminizi söylemeye başlayan insanın siniri ismin sonuna geldiğinde geçer, gider. Muhtemelen neye kızdığını bile unutur. Sinirlenince içinden 10'a kadar saymaktan daha etkili bir yöntemdir. (Sonuçta 11&amp;gt;10)  Anger management olayında yeni çığır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aklımda bir kaç madde daha vardı da unuttum nedense, eklerim aklıma gelirse. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-946889970750790070?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/946889970750790070/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=946889970750790070&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/946889970750790070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/946889970750790070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/09/11.html' title='11'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7349076414971702986</id><published>2011-09-23T23:15:00.003+03:00</published><updated>2011-09-23T23:17:44.420+03:00</updated><title type='text'>Sevdiğim Mavi</title><content type='html'>&lt;div&gt;Rakçı olup havalı havalı gezineceğine böyle şarkılar yapmaya devam etseydin keşke.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir de adamın yaptığı inceliğe (2:52) en azından bi gülümseseydin&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;iframe width="280" height="157" src="http://www.youtube.com/embed/a4wNh0I3QUk" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7349076414971702986?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7349076414971702986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7349076414971702986&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7349076414971702986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7349076414971702986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/09/sevdigim-mavi.html' title='Sevdiğim Mavi'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/a4wNh0I3QUk/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-5680791197960231228</id><published>2011-09-23T20:10:00.000+03:00</published><updated>2011-09-23T20:11:34.900+03:00</updated><title type='text'>Cool Maymun</title><content type='html'>En cool adam da olsan karşı cins uğruna bir kez maymun olursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz şanslıysan; seni maymun eden, annesinin yokluğunda yemek yedirmeye uğraştığın minik kızın olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-5680791197960231228?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/5680791197960231228/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=5680791197960231228&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5680791197960231228'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5680791197960231228'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/09/cool-maymun.html' title='Cool Maymun'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-6022364133053270366</id><published>2011-09-23T19:45:00.002+03:00</published><updated>2011-09-23T20:11:47.470+03:00</updated><title type='text'>Şimdi Reklamlar</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;Kımanç kişisinin benimle rekabet ederken şöhretini kullandığınıdan, reklam filmlerinde oynadığından falan &lt;a href="http://b-u-r-o.blogspot.com/2011/09/o-kullansn.html"&gt;bahsetmiştim&lt;/a&gt;. (Önceki postlara refer ede ede blog da ansiklopediye döndü)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık ilahi adalet midir, bilmem, o bahisten 2-3 gün sonra bir ajansta çalışan (ki ajansta çalıştığını da ogün öğrendim) bir arkadaşım "İtalyanca bilen biri lazım bize, bir reklam için, ilgilenir misin?" diye sordu. "Benim İtalyancam ilk kurda bıraktığım kurstan ibaret, come stai" dedim ben de. "Olsun, zaten bir cümlelik bir şey, halledersin. Göndereyim mi fotoğraflarını değerlendirmesi için?" dedi. İyi madem, dedim. Zaten beni İtalyanlar'dan ayıran tek nokta da pizzayı kalın hamur seviyor oluşum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;"Yalnız benim de kurallarım var, Buro Kuralları" dedim arkadaşa. Sonuçta baştan bilsinler istedim prensip sahibi bir insan olduğumu. "Nedir kuralların?" dedi. "Öpüşürüm!" dedim. "Hıı, tamam." dedi ama pek de ciddiye almış gibi görünmüyordu beni.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;Bir taraftan böyle bir şeyin eğlenceli olabileceğini düşünürken diğer taraftan da yıllardır özenle sakladığım bendeki o ışık artık ortaya çıktığı için içim buruktu. Ama yapabilecek bir şey de yoktu. Güneş balçıkla sıvanmaz sonuçta.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;Neyse, iki gün sonra falan aradı beni bir arkadaş.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;- Buro Bey, fotoğraflara göre maşallahınız var, yönetmenimiz sizinle yüz yüze görüşüp bir de deneme çekimi yapmak istiyor. Cumartesi uygunsanız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;dedi ve içerikten, İtalyanca söylemem gereken cümleden bahsetti. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;- Tamam, çok Avrupai görünüyor olabilirim ama İtalyancam başlangıç seviyesinde, yine belirteyim. Ama cümleyi ezberler gelirim, dert değil.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;- Tamam, çok dert değil o kadarı da yeterli.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;- Tamam o zaman, görüşürüz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;gibisinden bir telefon görüşmesinden sonra ben çalışmalarıma başladım. Söylemem gereken cümlenin İtalyanca karşılığını İtalyancası iyi bir arkadaşa sorup öğrendim. Öğrenmem gerekeni öğrendikten sonra "Ha bir de, vay vay vay 'ın İtalyanca karşılığı var mıdır ki?" diye sordum arkadaşa. "Git, deli misin" dedi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;Tamam söyleyeceğim cümle zaten belliydi ama şartlar uygun olursa ben de kendimden bir şeyler katmak isterdim oyunculuğuma. Ne bileyim, "Vay vay vay, bilmemne bilmemneye bak" diyebilirdim mesela İtalyanca. Bu cümle de bir yerden tanıdık geliyor bana ya neyse, sonuçta esinlenmeler her zaman olabilir, di mi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;Cumartesi görüşmeye gidip yönetmenle tanıştım. İngilizce konusunda daha bilgili olduğumu öğrenince aynı reklamın İngilizce versiyonunda oynatmaya karar verdiler beni. İtalyanca için çok çalışıp konsantre olmuştum ama "Non importante" dedim, bana uyar. Sonuçta her rolü her dilde oynayabilmeliydim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;Çoğu cümlenin daha aksanlı söylenmesi (ben İngilizceyi İç Anadolu aksanıyla konuştuğum için biraz zorlayan tek kısım bu oldu) gerekliliği sebebiyle yapılan 10-15 tekrardan sonra deneme çekimi başarılı bitti. Yani bitmiş, çünkü ben rolümün biraz daha devam edeceğini düşünüyordum. Sonuçta hala öpüşmemiştim kimseyle. "E öpüşmedim?" dedim. Bi garip baktılar. Sanırım arkadaşım kurallarımdan bahsetmemişti. Neyse, sonuçta ilk sefer için biraz esnetebilirdim kurallarımı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;Haftaya arayacağız sizi, tam tarihi belirtmek için, dediler. Olur, dedim. Beklerim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;Bir aksilik olmazsa böyle eğlenceli bir deneyimim de olacak. Gerçi haftaya diye bahsettikleri hafta bitirmek üzere olduğumuz şu hafta. Benden vazgeçmiş de olabilirler, ama olsun.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-6022364133053270366?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/6022364133053270366/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=6022364133053270366&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6022364133053270366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6022364133053270366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/09/simdi-reklamlar.html' title='Şimdi Reklamlar'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-3261813809790592384</id><published>2011-09-22T21:26:00.002+03:00</published><updated>2011-09-22T21:31:25.218+03:00</updated><title type='text'>Mevsimi Geldi</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Bilirsin ya, kauçuk üretmek için önce kauçuk ağacının gövdesini boy boy çizer çiftçiler. Ağacın gövdesinden çıkar da kaplara süzülür süt, sonra onu işler kauçuk yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haşhaş bitkisi vardır bir de. Yeteri kadar büyüdüğünde kırar onu işçiler de gövdesinden akan sütle afyon elde ederler. Hatta derler ki, tarlada çalışan bebekli kadın bir damla sürermiş o sütten bebeğin ağzına, bebek kafa bir milyon, gıkını çıkarmadan gün boyu  uyurmuş kundağında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin -gidişin değil ama- gidiş şeklin de öyle bir kırdı ki beni, öyle çizdi ki beyaz ve narin yerimi; şu aralar kimi zaman kauçuk gibi kalıba dökülüp bir şekle giren, kimi zaman da afyon gibi zehir veren yazılarım öyle döküldü benden dışarı, çiziklerden akan süt gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de o yüzdendi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre bir esneyip bir gerilmem kauçuk gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzdendi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafam bir tuhaf gezmem biri ağzıma bir damla afyon çalmış gibi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki haşhaş mevsimi geçti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;(Ağustos,11)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-3261813809790592384?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/3261813809790592384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=3261813809790592384&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3261813809790592384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3261813809790592384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/09/mevsimi-geldi.html' title='Mevsimi Geldi'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1800976866485470129</id><published>2011-09-22T19:58:00.002+03:00</published><updated>2011-09-22T20:42:10.632+03:00</updated><title type='text'>How (not to) pin the hole.</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kendisine çoğu zaman güvendiğim, beni neredeyse hiç yarı yolda bırakmadığı halde zekamı sorguladığım durumlar olabiliyor. İnsanın kendi kendini sorgulaması güzel bir şey bir yandan, o yüzden bu durumu pek de ciddiye almıyorum. Ama yine de yazayım istedim ki ibret-i alem olsun. Aleme olmasa da bana olsun ki, yaptığım mallığın dozu artmasın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biliyor olabileceğiniz, bilmiyorsanız da &lt;a href="http://b-u-r-o.blogspot.com/2011/06/how-to-pin-hole.html"&gt;şuradan&lt;/a&gt; öğrenebileceğiniz üzere bir pinhole kamera yapmıştım ancak sonuçlar çok da istediğim gibi olmamıştı. Mükemmele yakınsamaktan fazlasıyla hazzeden bir insan olarak bir süredir kamerayı geliştirmeyi, T-800'den T-1000'e terfi ettirmeyi düşünüyordum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında her şey tamamdı da gövdeyi kartondan değil de daha sağlam bir malzemeden yapmak gerekliydi. Böylece makinayı bir kaç film rulosu harcayacak kadar uzun süre kullanabilecektim . (Kartondan yapınca kullan at gibi bir şey oluyordu makina). Bunun için de maket yapımında kullanıldığını bildiğim balsa ağacını kendime malzeme olarak seçtim, baktığım forumlarda kendisinin bilindik bir yapı marketten tedarik edilebileceğini öğrendim. Üşenmedim gittim, ancak balsa ağacını söz konusu yapı markette bulamadım. Hah, iyi oldu hatırladığım, gideyim o foruma da -rep vereyim balsa ağacının o yapı markette bulunduğunu yazanlar kimlerse. Emeğe de saygım yok kusura bakmasınlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, hammadde sıkıntısı yüzünden bir süre ertelendi benim makine işi. Ta ki bugün marketin kasa sırasında aşağıda görebileceğiniz fotoğraf makinesi gözüme takılana kadar. Görür görmez bir şimşek çaktı kafamda, bu çek at makine çekip atmazsam pinhole kamerama sağlam bir gövde olabilirdi pekala. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tanıştırayım, kameramız:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-uKerxNi4P1o/Tntp8wOOt7I/AAAAAAAAAmo/24XgJE7JPp4/s200/foto%25C4%259Fraf.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655230249551443890" style="cursor: pointer; width: 150px; height: 200px; " /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet, kendisi biraz "girly" olabilirdi ancak benim için önemli olan işleviydi. Gerekirse boyardım, yeter ki güzel bir gövde olsundu. hem yanında bir de kol saati vardı, daha ne isteyebilirdim ki. Hemen sepete attım kendisini. Sonra içimden bir ses "bulunsun" dedi, bir tane daha aldım aynısından. Zaten ölümüm o sesten olacak muhtemen.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-vH88THs6xxg/Tntp9NF702I/AAAAAAAAAmw/4uplps-P20A/s200/foto%25C4%259Fraf%2B%25283%2529.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655230257301279586" style="cursor: pointer; width: 200px; height: 150px; " /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hevesle eve gelip paketi açtım. ve fazlasıyla şirin kameramı çıkardım. Gel gör ki olması gerekenden biraz hafifti makina. Ah, dedim. "Çek at değilmiş bu. Filmi kendim takmam gerekiyor". Çok da problem değildi bu. Arka kapağı açmaya çalışınca biraz zorlandım, açmaya uğraşırken kapağın gövdeye bir vidayla tutturulmuş olduğunu gördüm. Ondan hemen sonra gözüm her pozdan sonra filmi ilerletmek için kullanılan yuvarlak zımbırtıya takıldı. Çevirmeye çalıştım, ama çevrilmiyordu. Gövdeyle birdi resmen. Onun şokunu atlatamadan flaşını gördüm makinenin, o da bi donuk bakıyordu bana.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve acı gerçekle yüzleştim...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Makine oyuncaktı!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani hiç bir şekilde fotoğraf çekme yetisi yoktu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Umutlarım yine sönmedi, sonuçta benim için önemli olan içine ışık almayan sağlam bir gövdeydi. Gövdenin ışık alıp almadığını anlamadan önce içimden bir ses (muhtemelen "bulunsun" diyen) vizörden bir bakmamı söyledi. Eh dedim, seni ne zaman kırdım ben. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gözümü vizöre dayadığım o an anladım, durumun benim için aslında ne kadar da ümitsiz olduğunu. Zira vizörde gördüğüm şey aşağıdaki kutup ayısıydı. Deklanşöre bastıkça vizörde farklı hayvan figürleri beliriyordu ancak ilk gördüğüm figürün kutup ayısı olması beni cidden üzmüştü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-GYReVi9JXjk/Tntp90IzlVI/AAAAAAAAAnI/QbnRUXriCmc/s1600/foto%25C4%259Fraf%2B%25281%2529.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-GYReVi9JXjk/Tntp90IzlVI/AAAAAAAAAnI/QbnRUXriCmc/s200/foto%25C4%259Fraf%2B%25281%2529.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655230267782305106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Optimist sayılabilecek bir insan olarak hala kendimi teselli etmeye çalışıyordum: Neyse ki havalar soğumaya başlamıştı. Bir ekşın gerçekleşecekse en azından çöl ikliminde gerçekleşmeyecekti. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra gövdenin de zaten içine fazlasıyla ışık aldığını, almıyor olsa da 35 mm filmi içine sığdırabileceğim boyutlarda olmadığını farkedince oyuncak fotoğraf makinesiyle işim bitmişti. tam o sırada gözüm paketin üzerindeki ibareye takıldı. "Real camera &lt;b&gt;action&lt;/b&gt;". Ben ne yazık ki sadece ilk iki kelimeye dikkat etmiştim ürünü satın almadan önce, paket elimdeyken.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Bari şu saate bakayım, nasıl bir şeymiş" diye düşünüp saati elime aldığımdaysa bir kez daha sarsıldım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Saat de oyuncaktı!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tek işlevi üzerinin kapak gibi açılabiliyor olmasıydı ki o da zor anlarında içmek üzere içine zehir gizleyen bir padişah kızı (şehzadenin pembe saat takacak hali yok) olmadığım sürece pek işime yaramazdı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonuç olarak, T-1000 modeline terfi etmem bir süre daha ertelendi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Durumun bi Punto'ya yararı oldu. Saati önüne attım, onunla oynayıp duruyor. Ondan sıkılsın, makineyi de önüne atarım. Bir haftalık oyuncak ihtiyacını gidermiş oluruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-m3Fc48U3KcY/Tntp9qCYrEI/AAAAAAAAAnA/hEtZj-Iu7mE/s1600/foto%25C4%259Fraf%2B%25285%2529.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-m3Fc48U3KcY/Tntp9qCYrEI/AAAAAAAAAnA/hEtZj-Iu7mE/s200/foto%25C4%259Fraf%2B%25285%2529.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655230265071021122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-lQpykFSC4p4/Tntp9bem9mI/AAAAAAAAAm4/WHXjmTDge2o/s1600/foto%25C4%259Fraf%2B%25284%2529.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-lQpykFSC4p4/Tntp9bem9mI/AAAAAAAAAm4/WHXjmTDge2o/s200/foto%25C4%259Fraf%2B%25284%2529.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655230261162866274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1800976866485470129?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1800976866485470129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1800976866485470129&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1800976866485470129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1800976866485470129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/09/how-not-to-pin-hole.html' title='How (not to) pin the hole.'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-uKerxNi4P1o/Tntp8wOOt7I/AAAAAAAAAmo/24XgJE7JPp4/s72-c/foto%25C4%259Fraf.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-4473011582191967295</id><published>2011-09-19T22:44:00.002+03:00</published><updated>2011-09-19T22:47:31.715+03:00</updated><title type='text'>Ah</title><content type='html'>Şunları öğrenmesem iyiydi. &lt;br /&gt;"Hangisini öğrenmesen daha iyiydi?" diye sorarsanız,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ikinciyi" derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/XGmePjo0g5g" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/-8qifzv_F4Q" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-4473011582191967295?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/4473011582191967295/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=4473011582191967295&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4473011582191967295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4473011582191967295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/09/ah.html' title='Ah'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/XGmePjo0g5g/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-2547944575404036325</id><published>2011-09-09T22:42:00.004+03:00</published><updated>2011-09-09T23:45:46.366+03:00</updated><title type='text'>Rufusav Peşinde</title><content type='html'>Rufus görmeyeli av yetilerini de iyice geliştirmiş, avcı yönünü dürtükleyen içgüdülerini ayak, burun, göbek gibi insan uzuvları üzerinde test etmek yerine daha farklı avlara yönelmiş. En azından kısmen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce üstün sinek yakalama yetilerini bir arı üzerinde de deneyince patisinden sokulmak suretiyle maruz kaldığı bir iş kazası falan da olmuş ama o kadar iş kazası kadı kızında bile olur. Ne bileyim kadı kızı testiyi düşürüp kırar falan mesela. Ama kadına şiddete karşıyız; kadı, kızına nazik davransın. Ne çeşmeye göndermeden önce, ne de kızı çeşmeden geldikten sonra onu hırpalamasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyu çok dağıtmayayım, aile ziyaretim sırasında gözlemci yönüm teyakkuz halindeyken Rufus şaşkınını bir sinek peşinde koştururken gördüm. Ben yanına yaklaşana kadar Rufus sineği yere indirmişti bile. Ben de bir belgeselciye yakışır şekilde, kameramı yere bırakıp Rufus'un avıyla olan mücadelesini sessizce kaydetmeye başladım. Yalnız baktım bi ara Rufus kediyi o minik büfemsi şeyin altına kaçırıp şaşkın şaşkın bakınmaya başladı, hem belgeselci etiğimi hem de büfeyi bir kenara çekeyim dedim ki Rufus da avına kavuşsun. Yalnız büfeyi kenara çektiğimde ben de en az Rufus kadar şaşkına döndüm. Çünkü az önce Rufus'un pati darbeleriyle serseme dönen, bırak uçmayı, yürümeyi bile zor beceren sinek ortada yoktu. İyi ki o an biri de benim belgeselimi çekmiyordu, o şaşkınlığım kayda geçsin istemezdim. "Tam çekemedim lan" düşüncesiyle biraz daha ittirdim büfeyi ama avım, amaan, Rufus'un avı, yine yoktu ortalıkta. Emin olmak amacıyla büfeyi tamamen yukarı kaldırdım, ama sinek hala yoktu. Gök yarılmıştı da içine uçmuştu sanki. Gerçi büfeyi tamamen kaldırmamın sebebi birazcık da büfeyi azıcık daha çekersem parkelere vereceğim hasar sonucu annemden yiyeceğim lafların kulağımda çınlamış olduğuydu ama olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak çabalarımdan vazgeçtim ve bıraktım yerine büfeyi. Rufus da, yavrum, bir iki tur daha atıp çaresiz kaldığının farkına vardı ve mücadeleden vazgeçti. Tabi ki bir sonraki avına kadar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rufus'un çaresizliğini de Rufus'un 1:05 gibi attığı "Nerde bu lan?" bakışıyla anlayabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zımbırtının adı büfe değil başka bir şey de, aklıma gelmedi şimdi vallahi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-bf5a3e93654c91df" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v15.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dbf5a3e93654c91df%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331514646%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D8610C62F198DB396422122203A99E9E190F6080F.54CA8F57221F0427C715076D3E987F1F7191EBEC%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dbf5a3e93654c91df%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dy_hwRj1FAQfrzdZ9pHdH9UEC7jw&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v15.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dbf5a3e93654c91df%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331514646%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D8610C62F198DB396422122203A99E9E190F6080F.54CA8F57221F0427C715076D3E987F1F7191EBEC%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dbf5a3e93654c91df%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dy_hwRj1FAQfrzdZ9pHdH9UEC7jw&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-2547944575404036325?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=bf5a3e93654c91df&amp;type=video/mp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/2547944575404036325/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=2547944575404036325&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2547944575404036325'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2547944575404036325'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/09/rufusav-pesinde.html' title='Rufusav Peşinde'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1555251216667508766</id><published>2011-09-08T19:56:00.004+03:00</published><updated>2011-09-10T11:38:27.681+03:00</updated><title type='text'>O kullansın.</title><content type='html'>Kımanç Tatlıtüy ile olan tatlı rekabetim (oha bu terimi kullanınca da bir tuhaf oluyormuş insan) yaklaşık üç yıl önce annemin bana hediye almaya karar verip hediye olarak da 10 yıldan uzun süredir kullandığım parfümü almaya niyetlenmesi, ancak reyon görevlisinin farklı bir parfüm ittirmek istemesi üzerine annemin beni arayarak "Oğlum sana parfüm alacaktım da, buradaki hanım başka bir parfüm öneriyor, hem Bihlül de bundan kullanıyormuş" demesiyle ortaya çıkmıştı. &lt;a href="http://b-u-r-o.blogspot.com/2009/06/behlulun-parfumu.html"&gt;Şurda&lt;/a&gt; da bahsettiğim gibi kendisine ağzının payını bir çırpıda vermiştim. (Görevli Bihlül ile hiç karşılaşmamış, karşılaşmışsa da muhtemelen "Aaa bi kadının salak çocuğu sizin için böle böle dedi" demek yerine "Oh Bihlül" diye Bihlül'ün boynuna atlamış olduğu için yapıştırdığım bu laftan kendisinin muhtemelen hiç haberi olmamıştır, ama olsun.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel zaman git zaman, aynı şahıs bana karşı üstünlük kurabilmek için şöhretini kullanmaya karar verdi. Oysa bu ne kadar bel altı bir yöntemdi. İstesem ben de şöhret olabilirdim ancak ben sokaklarda insanlar boynuma atlamadan yürüyebilmeyi, gece gezmelerimde yanımda kimin olduğu görüntülenmeden rahatça eğlenebilmeyi tercih etmiştim. Bugün bütün ülke beni tanımıyorsa sebebi rahatlığa olan bu düşkünlüğümdür yani. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama şahıs, şöhretini kullanıp bir kot reklamında oynadı. Üstelik reklamda kadınlara ayıp ayıp imalarda bulundu falan. Hem de annesinin yanında olana bile! Yakışıyor mu hiç aile yapımıza. Gerçi eleman annenin orada olduğunu bilmiyordu ama olsun. Ayrıca anne de hiçbir şey demiyor maşallah. Arkadaş ben hatunu gözümle yerken "Vay, vay, çantaya bak" desem ve bunu hatunun annesi görse o çanta (varsa tabi) kafamda paralanmakla kalmaz, arkadaşlarımın/sevgililerimin annelerinin gözünde itinayla çizdiğim "efendi çocuk" profili de dağılır gider. (Şaka, itinayla çizmiyorum o profili. Efendi bir adamım, yapacak bir şey yok) Ayrıca burdan söz konusu firmaya da kırgınlığımı belirtmek isterim: Ben sizin markayı resmen ilkokuldan beri kullanıyordum lan, bi ara başka marka kot giymezdim, 174'lerinizi benim için üretirdiniz. Markanızı ben meşhur ettim, haberiniz yok. (Çok oluyorum galiba)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde de aynı şahsı bir dizi fragmanında gördüm. Hatta dizi başladı sanırım. Neymiş, "Işığı kapatma, karanlıkta uyuyamıyorum". İşte şahsın gerek şöhretini kullanmak, gerek türlü ayak oyunları yapmak suretiyle beni yendiğini anladığım an da bu fragmana gelen tepkileri gördükten sonra oldu. Ben "Işığı/TV'yi kapama, karanlıkta uyumayı sevmiyorum" dediğimde "30 yaşına geldin, çocuk musun!" tepkisi alıyorum insanlardan, o aynı lafı ettiğinde "Ayyy canııım", "Oyh, ne seksi" tepkisi falan alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım yenik durumdayım şimdilik, nitekim millet "Kımanç, Kımanç" diye ortalarda geziyor. Ama direneceğim, azimliyim. Tamam, bir tatlıtüy değiliz ama bizim de kendimize göre bir karizmamız, muhtelif başarı hikayelerimiz, iz bırakmak için kullanacağımız aleni/gizli silahlarımız var sonuçta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işığı kapatma. Çantanı göremiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Anne, neydi ya o parfümün adı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satır aralarından çıkarmanız gereken: Bugün yazacak daha anlamlı bir şey bulamadım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1555251216667508766?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1555251216667508766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1555251216667508766&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1555251216667508766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1555251216667508766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/09/o-kullansn.html' title='O kullansın.'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-3680379187756754894</id><published>2011-09-08T06:35:00.004+03:00</published><updated>2011-09-08T06:43:00.312+03:00</updated><title type='text'>Gezi</title><content type='html'>Yan koltuğumda oturan, çantasına yerleştirmesine yardımcı olduğum yaşlı kadın sordu, kalkmadan hemen önce:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sizin de aile ziyareti mi?&lt;br /&gt;- Yok, aile değil.&lt;br /&gt;- İş seyahati o zaman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok, dedim. İş seyahati de değil. Aşk seyahati.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülümsedi kadın, gözlerinin içi parladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki gençliğine gitti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-3680379187756754894?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/3680379187756754894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=3680379187756754894&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3680379187756754894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3680379187756754894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/09/gezi.html' title='Gezi'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-6975359806626525186</id><published>2011-09-05T21:35:00.003+03:00</published><updated>2011-09-05T21:40:12.900+03:00</updated><title type='text'>Naşkolsun</title><content type='html'>&lt;br /&gt;Nazlı bazen acımasızca eleştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;N: Olm gelsene Ankara'ya, çok eğleniriz bak. Ben buradayim diye mi gelmiyorsun anlamadım ki&lt;br /&gt;B: Gelirim tabi hacı ya, aşk olsun.&lt;br /&gt;N: Aşk olsun bence de, başka türlü geleceğin yok senin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-6975359806626525186?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/6975359806626525186/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=6975359806626525186&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6975359806626525186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6975359806626525186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/09/naskolsun.html' title='Naşkolsun'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-8516756659984885595</id><published>2011-09-05T18:30:00.000+03:00</published><updated>2011-09-05T21:34:45.461+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamsakin'/><title type='text'>Öyleydi-II</title><content type='html'>Bembeyazdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geride bıraktığı, belki de o yüzden bir kar tanesi gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yuvarlandıkça büyüyen, büyüdükçe bir çığa dönüşen. Üzerimi kaplayıp beni üşüten. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş yüzünü gôsterdiğinde eriyip giden. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-8516756659984885595?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/8516756659984885595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=8516756659984885595&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8516756659984885595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8516756659984885595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/09/oyleydi-ii.html' title='Öyleydi-II'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1155415649611003724</id><published>2011-09-05T18:02:00.001+03:00</published><updated>2011-09-05T21:30:06.556+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamamsakin'/><title type='text'>Öyleydi-I</title><content type='html'>İncecikti.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Giderken bıraktığı, belki o yüzden kağıt yarası gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç beklemezken derince kesen. İlk anda çok acı veren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra aklına getirip kurcalamazsan pek de hissedilmeyen.&lt;br /&gt;Bir zaman izi geçmeyen. Sonra kaybolup giden.&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;	&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1155415649611003724?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1155415649611003724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1155415649611003724&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1155415649611003724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1155415649611003724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/09/oyleydi-i.html' title='Öyleydi-I'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1472803040311881243</id><published>2011-08-31T18:45:00.003+03:00</published><updated>2011-08-31T18:53:34.335+03:00</updated><title type='text'>Domain şeysi</title><content type='html'>O kadar demokratik bir insanım ki blogum için alacağım domain için blogu takip eden (hepi topu kaç kişi zaten) insanlara da fikir belirtmeleri için danışıyorum. Durumun bu konuyu düşünmeye üşeniyor olmamla ya da kararsızlığımla alakası yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorum olarak şeyederseniz zahmet edip&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1472803040311881243?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1472803040311881243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1472803040311881243&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1472803040311881243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1472803040311881243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/domain-seysi.html' title='Domain şeysi'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-3850592489936794637</id><published>2011-08-29T14:43:00.004+03:00</published><updated>2011-08-29T16:56:02.590+03:00</updated><title type='text'>Mıck</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#4D80B43B;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-tap-highlight-color: rgba(26, 26, 26, 0.292969); -webkit-composition-fill-color: rgba(175, 192, 227, 0.230469);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="-webkit-tap-highlight-color: rgba(26, 26, 26, 0.296875); -webkit-composition-fill-color: rgba(175, 192, 227, 0.230469); -webkit-composition-frame- color:rgba(77, 128, 180, 0.230469);"&gt;&lt;br /&gt;- İsmini nasıl bilebiliyor da Rufus diyince tepki veriyor, hayret.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-tap-highlight-color: rgba(26, 26, 26, 0.296875); -webkit-composition-fill-color: rgba(175, 192, 227, 0.230469); -webkit-composition-frame-color: rgba(77, 128, 180, 0.230469); "&gt;- Öp dediğinde öpüyor bile anne, ismini bildiğine mi şaşıyorsun?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-3850592489936794637?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/3850592489936794637/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=3850592489936794637&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3850592489936794637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3850592489936794637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/mck.html' title='Mıck'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-2257871433111242645</id><published>2011-08-28T19:15:00.000+03:00</published><updated>2011-08-28T19:18:56.663+03:00</updated><title type='text'>Rbço</title><content type='html'>Şu sıralar yaptığım aile ziyareti sayesinde pek bir özlediğim Rufus'la da hasret gidermeye çalışma fırsatım oldu. Rufus görmeyeli şimdiye kadar gördüğüm en büyük ev kedisi kadar büyümüş. Göbek falan da gitmiş, eski fit haline geri dönmüş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada hasret gidermek derken, yarım metre öteden hasret gidermeye çalışıyorum zira annemin ısrarlı "öp diyince öpüyor" iddialarına rağmen beni hala yanına yaklaştırmıyor. Yaklaşırsam da alışık olduğum pati ve ısırık kombolarını tattırıyor ve eski günleri yadediyoruz böylece. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rufus'un da işi zor gerçi, günün büyük kısmını "oğluuuum gel" "hadi koş koş odana" tarzında dilek ve temennilerine maruz kalarak geçiriyor. Salonda iki dakika kafayı dinleyeyim dese rahat yok çocuğa. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım bir de köpek edinmem gerekecek bizimkiler için. Annemin "gel oğlum", babamın "hadi yuvarlan" telkinlerini seve seve yerine getirir de hem bizimkiler rahatlar hem Rufus. Belki babamın terliklerini bile getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunu çözmek için ikinci bir yol da bizimkilere kedi ve köpek arasındaki davranışsal farklılıkları anlatmak; kedinin başına buyruk bir hayvan olduğunu, sevilmek/oyun oynamak için hazır kıta beklemediğini, hele kendisiyle gel, yat gibi emir kipinde konuşulmasından hiç hoşlanmadığını fark etmelerini sağlamak. Ki bu davranışlar normal bir kedi için geçerli ve bizim karşımızda utanmasa davranış biçimiyle literatüre girecek Rufus var. Gel gör ki bunları bizimkilere anlatmak için çok geç. Anlatmaya kalksam da "Rufuus gel. Hıh, sen ne anlatıyordun oğlum?" şeklinde devam eder çabam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi hepsini geçtim, Freud falan gelse kurtaramayacak anneciğimi bir yerden sonra. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım en iyisi bir golden falan. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-2257871433111242645?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/2257871433111242645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=2257871433111242645&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2257871433111242645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2257871433111242645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/rbco.html' title='Rbço'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1023337720807318274</id><published>2011-08-27T16:00:00.000+03:00</published><updated>2011-08-27T16:01:47.507+03:00</updated><title type='text'>Kara</title><content type='html'>Bir adam vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Battıktan sonra gemisi, tam da okyanus ortasında filikada; bir başına kalmaya alışmışken bir rüzgar çıktı, sürükledi onu birden beliriveren karaya. Minik bir adaya. Önce bir çeşit serap sandı adam. Sonra gerçek olduğunu anladı. Öyle bir fırtına gibi değildi rüzgar da.  hafifçe, serin serin esip de sıcakta rahatlatan tatlı bir rüzgar. Bir meltem gibi. Arada mis kokular saçan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırtınaya kapılıp da karaya vurmadı.  Kayığıyla yanaşıp karaya çıktı adam, rüzgar onu sürüklemiş olsa da. Dönebilirdi denizine geri, dönmedi.  Çıkmasa karaya yine ölmeyecekti. Ama adam kalmayı tercih etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi güzeldi de kara rengarenkti. Yeşil vardı en çok, adamın en sevdiğinden. Papağanların kuyruğunda kırmızı vardı sonra; yaban lalelerinde sarı, eflatun, turuncu. Hele bir de gökkuşağı çıkardı ki yağmurdan sonra, her yanı rengarenk boyardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdi karada yaşamayı. Alıştı. Kendine bir barınak yaptı, üşüdüğünde içine sığındı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O denizin ortasında yalnız, adaysa ıssızdı eskiden. O karaya çıktı, ada canlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara ara fırtınalar çıktı, depremler oldu. Bir seferinde barınağı yıkıldı fırtınadan, ama adam hemen ertesi gün tekrar yaptı. Gitmeyi düşünmedi karadan; depremler, fırtınalar her yerde olurdu. Hem sevmişti o karada yaşamayı. Öğrenmişti, yağmurlar bazen günler sürse de ıslanıp hasta olmamayı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sabah bir gürültüyle uyandı. Önce yine deprem oluyor sandı. Daha önce de olmuştu. Çok uzun sürmezdi. Bekledi, geçer diye. Bekledi, bekledi.  Geçmedi. Deprem miydi, herneydiyse o, hiç dinmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gümbürtü koptu ve kara suya batmaya, suyla bir olmaya başladı. Tamemen gömüldü sonra suya. Ada okyanusun dibine batarken adam artık hem karasız hem de kayıksız kaldı. "dalsam, çeksem yukarı" diye düşündü. Ama biliyordu, ne yapsa faydasızdı. O karadan gitmedi de daha zoru oldu, kara onu bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elinde adadan bir avuç toprak kaldı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1023337720807318274?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1023337720807318274/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1023337720807318274&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1023337720807318274'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1023337720807318274'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/kara.html' title='Kara'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-994637912563553719</id><published>2011-08-24T12:12:00.001+03:00</published><updated>2011-08-24T12:12:45.647+03:00</updated><title type='text'>Nefes</title><content type='html'>Yangını söndürmek için alevin oksijenle temasını kesmelisin ya hani. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciğerinin yanıyor olmasıysa derdin; tut nefesini, boğ kendini.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-994637912563553719?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/994637912563553719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=994637912563553719&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/994637912563553719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/994637912563553719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/nefes.html' title='Nefes'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1234368998464262059</id><published>2011-08-22T22:52:00.000+03:00</published><updated>2011-08-22T22:53:08.384+03:00</updated><title type='text'>Gemi</title><content type='html'>Gemiler yakılmış, köprüler yıkılmış.&lt;br /&gt;Geri dönebilmek için tek çare, uçmayı öğrenmek kalmış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1234368998464262059?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1234368998464262059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1234368998464262059&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1234368998464262059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1234368998464262059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/gemi.html' title='Gemi'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-157217912521795675</id><published>2011-08-21T23:34:00.000+03:00</published><updated>2011-08-21T23:36:35.484+03:00</updated><title type='text'>d=m/v</title><content type='html'>Enimiz boyumuz, yüksekliğimiz belli. Haliyle hacmimiz, bir araya gelince şu diyarda yaşayacaklarımıza kap etmek için limitimiz belli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim elimizdeyse bir tek yaşayacaklarımızın yoğunluğunu ayarlama şansı var. Ne kadar yoğun; o kadar ağır, o kadar oturaklı kap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahi, bir kilo pamuk mu daha ağırdır yoksa bir kilo demir mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-157217912521795675?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/157217912521795675/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=157217912521795675&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/157217912521795675'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/157217912521795675'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/dmv.html' title='d=m/v'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1024506482537351278</id><published>2011-08-21T21:53:00.001+03:00</published><updated>2011-08-21T21:56:57.536+03:00</updated><title type='text'>Bıp</title><content type='html'>Sen küçücük şeylerle dertlenirken acı acı çalan sireni  duyup camdan aşağı bakarsın da trafiğin orta yerinde sıkışmış ambulansı görürsün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen küçücük şeylere dertlenirken dağ gibi adamın gözünün önünde eriyip gittiğini farketmezsin bile.  Farkedersin de gecikirsin; elinden bir şey gelmez, çaresizsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraları biri silkelenir de kendine gelirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sürmez ama, yine küçük şeylerle dertlenmenin peşine düşersin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her seferinde kendine söz verir de tutmayı beceremezsin. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1024506482537351278?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1024506482537351278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1024506482537351278&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1024506482537351278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1024506482537351278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/bp.html' title='Bıp'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-6046907484794518425</id><published>2011-08-20T22:42:00.001+03:00</published><updated>2011-08-20T22:44:48.470+03:00</updated><title type='text'>NaZ</title><content type='html'>Ogün, demiştim. Çok huzurluydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, farkındaydım, dedi o da. Öyle olmasa kimse "baksana bayrağa, ne güzel dalgalanıyor nazlı nazlı" demezdi. Buna dikkat etmezdi bile.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-6046907484794518425?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/6046907484794518425/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=6046907484794518425&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6046907484794518425'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6046907484794518425'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/naz.html' title='NaZ'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-6048865157271369019</id><published>2011-08-20T22:35:00.001+03:00</published><updated>2011-08-20T22:35:49.296+03:00</updated><title type='text'>Fahrenheit -40</title><content type='html'>Termometrede fahrenheit ve celcius bile bir noktada aynı değeri gösterebiliyorsa, ki bu nokta -40 ve onu görebiliyorsan normal şartlarda donarak ölmek üzeresindir muhtemelen, birbirinden tamamen kopuk iki insanın da anlaşabileceği ortak bir nokta vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O noktayı ölüm eşiğine gelmeden bulursun şanslıysan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-6048865157271369019?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/6048865157271369019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=6048865157271369019&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6048865157271369019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6048865157271369019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/fahrenheit-40.html' title='Fahrenheit -40'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-4499352054188539727</id><published>2011-08-20T22:29:00.003+03:00</published><updated>2011-08-20T22:33:07.884+03:00</updated><title type='text'>alış (vermeyiş)</title><content type='html'>"benim hiç alışkanlığım yok galiba" dedi, durumdan şikayet edercesine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Neden hayıflanıyorsun ki, bundan güzel çok az şey vardır" dedim şikayetçi olmasına şaşırarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü ben alıştığım şeylerin bokunu çıkaran bir insanım. Alışkanlığın iyi ya da kötü olması bokunu çıkarmamda etken bir parametre olmasa da, istatistik tutsam kötü -en azından yararsız- alışkanlıklarımın daha fazla suyunu (kelimeyi yumuşatayım da tekrarladıkça kanalizasyon çukuruna dönmesin post) çıkardığım ortaya çıkacaktır muhtemelen. Belki iyi alışkanlıklarımın az olmasından, belki iyi alışkanlıkların suyunu çıkarmanın kötü alışkanlıklara nazaran daha uğraştırıcı olmasından. Sebebini bilemiyorum.  Bu açıdan bakarsak kötü alışkanlıklar karpuz gibiyken iyi alışkanlıklar en fazla elma gibi. (içerdikleri su miktarlarını kullanarak metafor yaptım farkettiysen)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara içiyorum mesela ve ne yazık ki insan gibi içemiyorum. Abarta abarta içiyorum. Burada alışkanlığı bağımlılıktan ayıran şey, fiziksel ihtiyaç hissetmeden içiyor olmam.    Arabaya bindiğimde bir sigara yakarım mesela, bunun gibi. Çoğu zaman nikotinel (var mı böyle bir terim?) değil olay. Her sigaranın da tadını çıkarıyorum. Öyle ki "Bir fahişe gibi sigara içiyorsun" denmişti bana bir kez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahveye hala alışkınım da, suyunu çıkardığım zamanlar normal insanın yatmadan önce süt içtiği gibi ben yatakta kahve içer öyle uyurdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cola da öyle mesela, eve geldiğimde beni "Sana çok kötü bir haberimiz var" diye karşılayan insanlara " Cola mı bitmiş!" tepkisi verdiğim vakidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen bilgisayar oyunlarına çok alışırım ve insan gibi değil, tüm boş vaktimde oynarım. Günün 16 saatini DDO ile geçirdiğim olmuştur yıllar önce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşyerime de alışkınım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı eşyalarıma çok alışkınım, eskimiş olsalar bile kullanmaya devam etmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şok'a gitmeye, kasa görevlisine hal hatır sormaya alışkınım. Güzel di mi? Şok'a gitmeyi kestiğimden beri "Kasa görevlisine de ayıp ettik" diye düşünmesem daha iyi.   Şok'un önünden başka market poşetleriyle geçsem mahalle bakkalı önünden süpermarket poşetiyle geçen mahallelinin psikolojisini yaşayacağım neredeyse. (Kahraman bakkal süpermarkete karşı, değil mi F.Ş?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlara çok alışabiliyorum ve suyunu çıkarmsanın en riskli yönü belki de burada ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışkanlık bağımlılıktan daha tehlikeli bile olabilir. Bağımlılıkta bağımlısı olduğunu düşman olarak görüyorsun daha ziyade. Alışkanlıkta ise bir nevi yoldaş.  Sonuçta iyi ya da kötü alışkanlık sahibi olmamak güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela ben karizmatiğim. Alışkanlıklarım sayesinde değil, suyunu çıkardığım alışkanlıklarıma rağmen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-fjDKKgpR5EY/TlALQJXZw_I/AAAAAAAAAmY/m9ahSbrdffQ/s1600/yess.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 91px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-fjDKKgpR5EY/TlALQJXZw_I/AAAAAAAAAmY/m9ahSbrdffQ/s200/yess.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5643022705115120626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-4499352054188539727?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/4499352054188539727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=4499352054188539727&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4499352054188539727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4499352054188539727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/als-vermeyis.html' title='alış (vermeyiş)'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-fjDKKgpR5EY/TlALQJXZw_I/AAAAAAAAAmY/m9ahSbrdffQ/s72-c/yess.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7936689236713569598</id><published>2011-08-13T12:52:00.001+03:00</published><updated>2011-08-13T12:54:14.779+03:00</updated><title type='text'>Neyi Neyi</title><content type='html'>&lt;br /&gt;- Neyin peşindesin?&lt;br /&gt;- Evet, ama çalamıyorum.&lt;br /&gt;- Neyi?&lt;br /&gt;- Neyi işte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7936689236713569598?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7936689236713569598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7936689236713569598&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7936689236713569598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7936689236713569598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/neyi-neyi.html' title='Neyi Neyi'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1507015476747551746</id><published>2011-08-12T20:46:00.002+03:00</published><updated>2011-08-12T21:03:07.203+03:00</updated><title type='text'>Oh, Beni Bulmuşlar</title><content type='html'>Geçen yıl &lt;a href="http://b-u-r-o.blogspot.com/2010/11/uyar-levhas.html"&gt;şurda&lt;/a&gt; bahsettiğim üzere sigara paketleri üzerinde yer alan caydırıcı fotoğraflardan birinde yatak döşek yatan elemanı kendime çok benzetiyordum. Çevremdekilere gösterdiğimde onlar da benzetiyor ve genelde kızıyorlardı, "Benzetme kendini öyle kötü şeylere!" diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, bugün Sinem bir link gönderdi, ki o da &lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25240777#storyContinued"&gt;şu&lt;/a&gt;. Bana biraz üfürük de gelse, haberde de okuyabileceğiniz gibi söz konusu arkadaş mağduriyetlerden mağduriyet beğenmiş. Karısı terk etmiş, işten atılmış/iş bulamamış, mahalleli ona kötü gözle bakmış falan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulan, dedim; ben kitabım çıkmışcasına, ya da bir celebrity'e daha benzediğimi keşfetmişcesine  millete "Bak! Bak! Bana benziyo!" diye o paketi gösterirken adam paket yüzünden neler yaşamış. Neyse ki çevremdekiler iyi insanlarmış da, "Lan bu hakikaten o galiba" diyip hor görmediler beni. Sevgilim terk etmedi, patronum işten çıkarmadı. Belki Rufus'un o asabi tavırlarının sebebi bu benzerliktir bak, onu bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1507015476747551746?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1507015476747551746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1507015476747551746&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1507015476747551746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1507015476747551746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/oh-beni-bulmuslar.html' title='Oh, Beni Bulmuşlar'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1845675485992303548</id><published>2011-08-11T22:08:00.002+03:00</published><updated>2011-08-11T22:30:36.759+03:00</updated><title type='text'>Kelam</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen her gün yolumun işten eve dönerken zorunlu bekleme yaptığım trafik ışıklarından birinde su, kalem falan satan 3-4 çocukla karşılaşıyorum. İçlerinden görece daha büyük, muhtemelen 12-13 yaşlarında olan küçük bir kızın devamlı müşterisi oldum. Beni görünce diğer çocuklar yanıma yanaşmıyor, onun müşterisi olduğumu bildikleri için. Ben de o an ne satıyorsa alıyorum bir tane. Olay müşteri olmayı da geçti zaten, kanka olma yolunda ilerliyoruz sanırım. En son geçenlerde "Abi, geçenlerde kız arkadaşın var mı diye sormuştum, hala aynı mı durumlar?" diye sordu. "O zaman ne cevap vermiştim ki sana, hatırlamıyorum" dedim. (Yazar burda aşk hayatının hızlı olduğunu ima etmiyor. Bir ara kafasının karışık olduğunu ima ediyordur en fazla). O kadar anlatmışım kıza, her biri en fazla 60 saniye süren kırmızı ışık muhabbetlerimizde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırf para istiyor olsa muhabbet etmem muhtemelen de, en azından bir şeyler satmaya çalışıyor. Bir şekilde emek harcıyor. Bu aralar mevsimin de etkisiyle sürekli su satıyor mesela. O yüzden arabamda muhtemelen 15 şişe falan küçük su; ben fren yaptıkça ileri, gaza bastıkça geri olmak üzere cumbul cumbul hareket ederek benimle geliyor her gittiğim yere. Geçenlerde lafı açıldığında Nazlı ve Onur'a demiştim hatta, "artık söyleyeceğim, selpak satsın" diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süredir ilk kez bugün karşılaştık kendisiyle tekrar. Ve karşılaşır karşılaşmaz elinde kalem olduğunu (su olmadığını) görüp sevindim. O beni görmedi önce, düt yapıp çağırdım ama kısıtlı zaman vardı yeşilin yanmasına. Hemen elindeki 3-4 bir tanesini tutuşturdu elime. Yeşil olunca hoşuma da gitti. Alış veriş süresince yeşil ışık da yanmış, önümdekiler bir miktar hareketlenmişti. Arkadan gelen bir kaç korna eşliğinde ben de hareketlendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolun kalan kısmında gözüm kaleme takıldı bi ara. Kafası yoktu! Kafası dediğim şu basıp çıtçıtlattığın yer. Hadi neyse dedim, o kısmı zaten ben kaybedecektim kalemi kullanmaya başlasam. Bir sonraki ışıkta elime alıp baktım, yakana falan takmana yardımcı olacak zımbırtı da kırık! Sonra farkettim ki çıtlatma mekanizması da bozuk. Kalemin ucunu dışarı çıkarıp yazma gibi bir şansın da yok yani. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğin bozuldum, en güvendiğim sokak satıcım, bir nevi sırdaşım bana kazık attı diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokak satıcım beni de sattı resmen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-9fxZkRlcME4/TkQpH29IN7I/AAAAAAAAAmQ/kSltgdG8Uz0/s1600/kelam.JPG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-9fxZkRlcME4/TkQpH29IN7I/AAAAAAAAAmQ/kSltgdG8Uz0/s200/kelam.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5639677848362432434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1845675485992303548?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1845675485992303548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1845675485992303548&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1845675485992303548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1845675485992303548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/kelam.html' title='Kelam'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-9fxZkRlcME4/TkQpH29IN7I/AAAAAAAAAmQ/kSltgdG8Uz0/s72-c/kelam.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-2869641623078128468</id><published>2011-08-11T17:06:00.001+03:00</published><updated>2011-08-11T17:08:43.062+03:00</updated><title type='text'>Olric</title><content type='html'>- Küçük şeylerle mutlu olabilmelisin Olric. &lt;br /&gt;- Oluyorum efendimiz. Star'da Küçük Sırlar başladığında ben hep mutlu oluyorum... Bir de küçük kadınlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-2869641623078128468?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/2869641623078128468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=2869641623078128468&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2869641623078128468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2869641623078128468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/olric.html' title='Olric'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-5672486548737018099</id><published>2011-08-11T11:50:00.001+03:00</published><updated>2011-08-11T11:50:54.756+03:00</updated><title type='text'>Daktığs</title><content type='html'>"Show Tv'nin her biri ikişer saat olmak üzere günde üç posta Doktorlar dizisini yayınladığını; standart bir insanın günde sekiz saat uyuyup on saatini de iş ve iş yolunda harcadığını varsayarsak aynı insanın Show tv açtığında  (yemek ve çiş için harcanan zaman göz ardı edilirse) Doktorlar dizisine rastlama olasılığı %100'dür"  önermesi her ne kadar hepten yanlış olsa da benim hoşuma gitti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-5672486548737018099?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/5672486548737018099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=5672486548737018099&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5672486548737018099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5672486548737018099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/daktgs.html' title='Daktığs'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-3694222137743294906</id><published>2011-08-10T16:54:00.000+03:00</published><updated>2011-08-10T16:56:23.304+03:00</updated><title type='text'>Doğru (mu?)</title><content type='html'>&lt;div&gt;Aşk, iki insanın hayatının bir noktasında diğerininkiyle kesişmesi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İki doğrunun bir noktada kesişmesi gibi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve iki doğrunun yalnızca bir noktada kesişebileceği gibi, aşkta da iki insan yalnızca bir noktada, bir kez kesişebiliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kesişim noktasından sonra doğruların yolları ayrılınca; sonrasında ne kadar istesen de, uğraşsan da o iki doğru bir daha kesişemiyor düzlem üzerinde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında ironik bir biçimde. Çünkü hem düzlem, hem de doğrular -kabul edildiği üzere- sonsuz ve o sonsuzlukta (sonsuzluk diyorum bak) birinin diğeriyle kesişebileceği tek bir nokta var sadece. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlla ki tekrar kesişilecekse de doğrulardan en az birinin biraz eğilip bükülmesi gerekiyor. O zaman da eğilen taraf doğru olmaktan çıkıp eğri oluyor. İkisinin bir araya geldiği yeni kesişim de eskisi gibi olmuyor, eğreti duruyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bi kez kesişince, o tek noktayı, artık nasıl olacaksa o, elden geldiğince büyük tutmaya çalışmak en iyisi sanki.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Belki de biz insanlar o yüzden doğru, en azından dosdoğru, değiliz. İyi mi bu yoksa kötü mü, bilemedim. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-3694222137743294906?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/3694222137743294906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=3694222137743294906&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3694222137743294906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3694222137743294906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/08/dogru-mu.html' title='Doğru (mu?)'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-5878486213122488410</id><published>2011-07-29T21:09:00.003+03:00</published><updated>2011-07-29T21:18:24.253+03:00</updated><title type='text'>Arabanın Motoru</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "  &gt;Bir şeyi çok düşününce ya olur olmaz karşına çıkıyor, ya da bilinçaltı mı artık her neyse seni farkında olmadan onunla ilişkilendirebileceğin yerlere sürüklüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık iki aydır falan kedi diye inliyorum ya mesela. Her gün farklı bir kedi vakası yaşamaya başladım. Bu durum ikinci dediğime daha yakın sanırım, uzun süredir mıncıklayabileceğim bir kediyle muhatap olmadığımdan muhtelemen daha da açıldı algılarım çevremdeki kediyle ilintili her şeye karşı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta muhtelif forumlarda sürekli yaptığım sahip arayan kedi arayışlarım "çok tatlıymış" diyebildiğim yalnız iki kedinin ikisinin de Ankara'da ikamet ediyor oluşu sebebiyle şimdilik sonuçsuz kaldı. Evet itiraf edeyim, Rufus bence çok güzel bir kedi ve bir kedi daha sahipleneceksem onun kadar güzel olsun istiyorum, biraz önem veriyorum dış güzelliüe.Ama tabi Huyu benzemesin inşallah. Amin.  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "&gt;Bu arada bu internet trafiğim üzerine bizim it departmanından arayıp "abi, bir haftadır senin bilgisayarı 35-40 yaşlarında yalnız yaşayan bir kadın mı kullanıyor?" diye sorabilirler, hiç şaşırmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, Sabah arabama bindim, koltuğa oturunca ön cama, sileceğe iliştirilmiş bir not buldum. Önce birileri "Yanlış yere park etmişsiniz" falan diye not yazmış diye kızacak oldum. Sonra baktım, şşağıdaki not. İndim arabadan, kaputu açıp motoru inceledim bir süre. Görünürde  her yer mekanik aksam doluydu, kedisel bir aksam yoktu ortalıkta. Bir taraftan da bir kedi miyavlaması geliyordu kulağıma. Sesi takip edip verandada taşıma çantasına ysrleştirilmiş bir yavrudan geldiğini gördüm. Tekrar arabaya döndüm ama içim rahat etmedi motorda bir kuytuya saklanmış olan bir kedi bulunma ihtimali yüzünden. Arabasız gittim işyerine. Bir taraftan da mutlu oldum komşular da zaten duyarlılar da, not yazma zahmetine girdiler diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "&gt;İşyerinde de, hafta başından beri yerlerinde göremediğim anne ve yavrunun yuvalarının yanında sigara içerken 2 yeni minik daha gördüm. Önce farkına varamadım ama annelerini de görünce dank etti, miniklerin yaklaşık iki ay önce depoda doğan infantlar olduğu. "El öpmeye mi geldiniz?" dedim, korkup kaçtılar. Gerçi dört kardeşin ikisi gelmişti ama bu da yeter, çok bile kedi milleti için bu kadar vefa duygusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "  &gt;Yukarıdakileri sabah yazıp telefona kaydetmiştim. Öğleden sonra da hafta başından beri görünmeyen anne ve yavru da çıktı piyasaya. onlarla da selamlaştık. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "  &gt;Sonuç olarak, bir kedi edinip rahata ermek istiyorum. Hakikaten ben de sıkıldım kedilerin her hareketinin beni bu kadar düşündürmesinden ve haliyle yazmaya/fotoğraflamaya sevk etmesinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "  &gt;Yakında kedi adam olacağım, o olacak. Kostümüm de hazır sayılır hatta. Rufus'un geçen yıl kemirdiği pikeyi annem kıyamayıp atmamıştır kesin, "Rufus'un kemirdiği ilk pike bu" diye. Hem renk de uygun. En sevdiğim. Onu bulup üzerinde bir iki modifikasyon yaptık mı tamamdır bu iş. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;Not&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-XYG6cFVXLFQ/TjL3m3R750I/AAAAAAAAAl4/aa6a-5E3E6c/s200/2.JPG" style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5634838330840180546" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;Infants&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-c0kVxytH6vM/TjL3mnVUQuI/AAAAAAAAAlw/aLYz9-FjSLw/s200/1.JPG" style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5634838326559392482" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;Adını Sen Koy&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-T2Af-Biv8rM/TjL3nKPDEcI/AAAAAAAAAmA/g1KXy6I8r-s/s200/4.jpg" style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 174px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5634838335928340930" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;Kostüm&lt;br /&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-l_tIK63Z5oQ/TjL3nObH_HI/AAAAAAAAAmI/WLoInky4S4o/s200/35241_407563968460_653343460_4613335_5576183_n.jpg" style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 130px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5634838337052736626" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-5878486213122488410?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/5878486213122488410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=5878486213122488410&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5878486213122488410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5878486213122488410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/arabann-motoru.html' title='Arabanın Motoru'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-XYG6cFVXLFQ/TjL3m3R750I/AAAAAAAAAl4/aa6a-5E3E6c/s72-c/2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-2576290156561911776</id><published>2011-07-29T02:39:00.003+03:00</published><updated>2011-07-29T02:58:40.029+03:00</updated><title type='text'>00:01 -</title><content type='html'>Gece yarısından sonra ayakta olmak iyi, her anın sana ait olduğunu hissederek yaşıyorsun falan da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü, aklındakileri dökecek birini istersen ulaşman zor oluyor o saatlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta bundan sonra günün şarkısı falan mı yapsam? Yaparsam da şununla başlasam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insanın beni ne kadar tanıdığını ölçmek (genelde pek ölçmem gerçi de) için kullandığım kriterlerden biridir o insanın bu şarkıya -artık biraz zor olsa da- denk geldiğimde şarkıyı hiç çekinmeden söyleyebilecek olduğumu biliyor/bilmiyor oluşu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hah, şarkıyı unutmayalım. Akustiği falan daha güzel gerçi de. ("I do love one-hit stars" demiştim galiba)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/Sfg6-4mBs6Y" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-2576290156561911776?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/2576290156561911776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=2576290156561911776&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2576290156561911776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2576290156561911776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/0001.html' title='00:01 -'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/Sfg6-4mBs6Y/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7675244883311829960</id><published>2011-07-28T18:15:00.003+03:00</published><updated>2011-07-28T18:21:29.091+03:00</updated><title type='text'>Tarif</title><content type='html'>- Tarifini verir misin bana?&lt;br /&gt;- Mutluluğun mu? : )&lt;br /&gt;- Hayır, şaşkın romantik. Yaptığın menemenin.&lt;br /&gt;- : (&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7675244883311829960?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7675244883311829960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7675244883311829960&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7675244883311829960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7675244883311829960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/tarif.html' title='Tarif'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-8787249896286435062</id><published>2011-07-28T03:49:00.001+03:00</published><updated>2011-07-28T03:53:53.787+03:00</updated><title type='text'>Operasyon: Gece Yarısı</title><content type='html'>Ben cam şişeleleri biriktirip öyle atıyorum. Doğruyu söylemek gerekirse yaptığım bu uygulamayı geri dönüşüm işçilerine yaptığım ufak bir yardım olarak düşünüyorum, ancak üşengeçlik de uygulamanın temel sebepleri arasında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez 2 büyük poşeti dolduracak kadar şişe birikmiş evde. Biriktirdiğim şişeleri de dönüşüm işçilerinin daha yoğun çalıştıkları zamanlarda, gece yarısı gibi inip otopark girişinin hemen önündeki konteynıra bırakıyorum. Tamam, poşetleri bizzat bırakmamda onları şangırdata şangırdata apartman görevlisine vermeye utanıyor olmam, bırakma zamanı olarak gece yarısını seçmemde de elimde o poşetlerle kimseye görünmek istemiyor olmamın da etkisi var. O yüzden bu uygulamaya Operasyon: Gece Yarısı diyorum ben. Havalı oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece de uygun zamanı kollayıp 2 poşeti zorlukla yüklenip, ki o kadar doldurursanız sahiden ağır oluyorlar, o saatte çıt çıkmayan apartmanda çalar saat misali yankılanmasınlar diye şıngırtı seslerini (cam şişe sağlıklı falan da, çok şıngırdıyir be canısı) minimize etmek için tüm mühendislik donanımımı kullanarak asansöre bindim. Asansörde poşetleri yere bıraksan dert, aynada kendimi izlerken devrilme ihtimalleri yüksek. Bırakmasan ayrı dert, 13 kat inene kadar kolun kopar. Ben de birini bırakıp birini elimde tuttum, nasıl ama? Ben söyleyeyim, hiç de iyi değil. Hem bir kolum koptu hem de kendimi aynada izleyemedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki bitti yolculuk. Yine sessiz olmaya dikkat ederek apartman kapısına yöneldim. Apartman kapısına vardığımda Konteyner görüş alanıma girmişti bile, operasyonun başarıyla sonuçlanmasına konteynerla aramdaki yaklaşık 20 metrelik yol dışında bir engel kalmamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben öyle sanıyordum, çünkü bu düşüncem aklımdan geçer geçmez köpeğiyle uğraşan, sarışın bir kadın gördüm. Onun bizim Soner'in &lt;a href="http://b-u-r-o.blogspot.com/2011/07/cop.html"&gt;şurda&lt;/a&gt; bahsettiği kadın olduğunu düşünüp Ayşen Guruda olmadığından emin olduktan sonra   kadının gitmesi için bir kaç dakika beklemeye karar verdim. Evden çıkarken sırf örtünme amacıyla üzerime geçirdiğim şortum ve yakası esnemiş tişörtümle değil güzel -olduğunu varsaydığım, tamam lan güzel olmasını dilediğim- bir kadınla, apartman kedileriyle bile karşılaşmayı göze alamazdım haklı olarak. Ancak normalde pıt diye sönen ve bir söndü mü tekrar yansın diye önünde sırıkla atlamanı gerektiren fotoselli apartman lambası bu kez bir türlü sönmediğinden gecenin karanlığında apartman girişi bir sahne, ben de bir rockstar gibi görünüyordum. Elinde iki poşet taşıyan bi rockstar. Bendeki ışığı farketmesi an meselesiydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senaryonun daha kötü kısmı da ben o ışıkla aydınlanınca geldi aklıma. Kadın ve köpeği işlerini bitirdikten sonra İnegöl'e köfte yemeye gitmeyeceklerdi, uyumak üzere evlerinin yolunu tutacak ve dolayısıyla (hala Soner'in bahsettiği kadın olduğunu varsayıyoruz) apartman girişinde benimle burun buruna geleceklerdi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece 12:30, apartman girişinde güzek bir kadın, cinsini seçemediğim siyah köpeği ve elinde iki koca poşetle, onları taşıyıp üstüne bir de dakikalarca ayakta dikilmiş yakışıklı bir adam (bu benim). Oh la la. Alman eğitici filmleri için bile saçma bir sahne.  Üstelik aynaya bile bakamamışım asansör seyahati boyunca, o an cazibemin hangi evresinde olduğum konusunda hiç fikrim yok o yüzden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu şartları kısa bir süre boyunca gözden geçirip  Operasyon: Gece Yarısının, ve aslında ilerde gerçekleştirebileceğim Operasyon: xxx'lerin, bir faciayla sonuçlanmaması için insiyatif kullanıp tüm sorumluluğu üzerime alarak operasyonu iptal etme kararı aldım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Noldu, emek emek indirdiğim iki poşeti emek emek yukarı taşıdım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Aferin lan Soner, takdir ettim bu kez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-8787249896286435062?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/8787249896286435062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=8787249896286435062&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8787249896286435062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8787249896286435062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/operasyon-gece-yars.html' title='Operasyon: Gece Yarısı'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-4549778804839172011</id><published>2011-07-27T13:31:00.002+03:00</published><updated>2011-07-27T13:38:00.673+03:00</updated><title type='text'>Şeftali indirimde</title><content type='html'>Dün marketteki kasiyerle şöyle bir diyalog yaşadık, ben her zamanki gibi sigara ve muhtelif içeceklerimi alıp kasaya ulaştığımda:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şeftali de indirimde, arzu ederseniz. &lt;br /&gt;- Meyve olan şeftaliden bahsediyoruz değil mi?&lt;br /&gt;- Evet&lt;br /&gt;- Teşekkürler, almayayım o zaman. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son cümlemi istemsizce biraz garip kurduğumu farkettikten  sonra kendi kendime bi utandım ama napayım arkadaşım kasa görevlilerine de olur olmaz herşeyin promosyonunu yaptırmasınlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-4549778804839172011?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/4549778804839172011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=4549778804839172011&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4549778804839172011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4549778804839172011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/seftali-indirimde.html' title='Şeftali indirimde'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-8307789640457395399</id><published>2011-07-27T09:07:00.001+03:00</published><updated>2011-07-27T09:34:46.289+03:00</updated><title type='text'>12 pt</title><content type='html'>- Did you get the point yet?&lt;br /&gt;- No&lt;br /&gt;- It is pointless, then.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-8307789640457395399?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/8307789640457395399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=8307789640457395399&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8307789640457395399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8307789640457395399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/12-pt.html' title='12 pt'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-4719230816474918229</id><published>2011-07-24T09:11:00.006+03:00</published><updated>2011-07-24T10:33:47.452+03:00</updated><title type='text'>Ne Olabilir</title><content type='html'>&lt;div&gt;Öyle yaşıyoruz ki, herkesin derdi kendisine dünyanın en büyük derdi. Kimi iflas ediyor, kimi beklediği zammı alamıyor, kimi istediği tatile çıkamıyor. Dertlenip duruyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Demiştim galiba, babamın bir lafı vardır, "İçin sıkıldığında, kendini çaresiz hissettiğinde ya hapishaneye, ya hastaneye, ya da bir kabristana ziyarete git, insanlar ne halde bir gör." der. Ben de mesela, sözlükte &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=hayata+dair+i%C3%A7+burkan+detaylar"&gt;hayata dair iç burkan detaylar&lt;/a&gt; başlığını okurum böyle durumlarda, ara ara. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslına bakarsan, kafamda iki ayrı değerlendirmesi var yukarıdakilerin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlki, kusura bakma baba ama, bana biraz adice bir yaklaşım gibi geliyor bu. Ne bileyim, senden daha kötü, daha çaresiz insanlar olduğunu görüp kendi durumunun biraz daha makul olduğuna inanmak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tamam, benim durumum da o görüp okuduklarım gibi, belki çok daha kötüsü olabilir. Ama dediğim gibi, çaresizsem görece daha çaresiz insanları görüyor olmam benim içimi rahatlatmamalı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkincisi de, dertler liginde küme düşmek üzere olan dertlere takılıp kaldığını farketmeni sağlıyorsa başka insanların ne dertler yaşadığını görmek, o zaman bir faydası var. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşinden çok memnun olmaman, sevdiğin insanın seni sevmiyor olması, bugün 4-5 yıl önce bugün için kurduğun hayalleri hala gerçekleştirememiş olman falansa en büyük derdin,  aslında pek dertli değilsin demektir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O dertlerini, küçük de olsalar, ortadan kaldırmak için çabalamalısın tabi yine. Ama çok daha büyük dertler yaşayabileceğinin farkında olmalı (bizim yaklaşım burda devreye girer), dertlerini ortadan kaldırmayı başaramazsan da yıkılmamalısın. Dünyanın en dertli insanı olduğunu düşünüp şikayet etmek yerine kendini o dertleri yok etmeye konsantre etmeli, beceremezsen de "sağlık olsun" demeyi bilmelisin bir nevi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dertlerin en büyüğü, muhtemelen, ölüm. Aslında ölenden çok, ardında bıraktığı sevenler için dertlerin en büyüğü bu.  Ölüm ölen insan için bazen kurtuluş bile olabiliyor çünkü bir yerde. Tedavisi olmayan bir hastalık sebebiyle uzun süre acı çektiyse mesela, acıları diniyor aslında. Öyle ya da böyle, ölüm, son oluyor insan için. Her şey bitiyor. (Öldükten sonra başımıza neler geleceği konusunda çeşitli inanışlar olduğundan sadece dünya yaşamını ele alıyoruz tabi burda)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben ölüme çok ciddi bakmazdım eskiden. Babamı ağlarken tek gördüğüm an ismimi borçlu olduğum dedemin öldüğü gündü. Çok üzülmüştüm de, o zaman ben ağlamamıştım. Seviyordum da dedemi. Çocuktum belki, aklım ermiyordu. Ama benden bir yaş küçük olan kuzenim hüngür hüngür ağlamıştı. Belki de çocuk olmakla çok ilgisi yok. Kaybettiğim ilk yakınım dedemdi. Sonra kaybettiğim yakınlarım için de ağlamadım. Marifet diye yazmıyorum tabi bunu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ölmek de çok korkutmuyordu beni. Geceyarısı karanlık/ıssız bir sokaktan geçmeye tereddüt ettiğimde "en fazla ölürüm" diye düşünüp dalabiliyordum o sokağa. Ya da sabahın dördünde, boş yolda kıytırık arabamla 170 kilometre hızla giderken karşıma atlayıp öylece kitlenen hayvanla, ve dolaylı olarak ölümle burun buruna geldiğimde aklımdan geçen "naparsam yaşarım" değil, "naparsam acı çekmeden ölürüm" sorusu olmuştu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir ara, gerçi hala ara ara, geceleri sebepsiz yere düşüp bayılma olayım için tomogrofiler, mr'lar çekilirken de ben, kendimi hep en kötüsüne hazırlamıştım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilmiyorum artık, anlamsız bir cesaret midir bu, yoksa kabulleniş mi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaşım ilerledikçe daha ciddi gelmeye başladı bu kavram bana. Sevdiklerimi kaybetme düşüncesi beni korkutmaya başladı. Kendi ölümüm beni korkutmaya başladı. Rufus geçenlerde gün boyu kaybolduğunda, korkuttu beni. Bir de sanırım, bunun genç yaşta gerçekleşme olasılığı beni en çok korkutan. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O yüzdendir, kaynağı kaybedenler kulubü mü, mehmet şenol şişli mi emin değilim, "Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir" cümlesi bir süredir yazılıdır hep görebileceğim bir yerlerde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ölüm, insanın geride bıraktıkları için en büyük çaresizlik. O yüzden birini kaybeden bir tanıdığımı, çok çok yakınım değilse, arayamam ben hemen, biraz zaman geçsin diye beklerim. Başsağlığı dileyemem hemen. Onun o çaresizliğine benim ne faydam olabilir ki o an? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama bir taraftan da bir sevdiğini kaybeden insanın en çok ihtiyaç duyduğu yine diğer sevdikleridir galiba. Hatta o büyük çaresizlikte halini tahmin edip sana el uzatan en büyük düşmanınsa bile, tutunacak bir daldır o senin için.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, sanırım Amy Winehouse kafamı karıştırdı. Konusu falan kalmamış postun.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok şükür yaşıyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-4719230816474918229?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/4719230816474918229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=4719230816474918229&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4719230816474918229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4719230816474918229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/ne-olabilir.html' title='Ne Olabilir'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-6700877826356258870</id><published>2011-07-23T20:37:00.000+03:00</published><updated>2011-07-23T20:37:24.026+03:00</updated><title type='text'>Buro-101</title><content type='html'>- Bana bir şey anlatırken üç/dört saniyeden fazla es verirsen ve bu esler iki cümlede bir tezahür ederse hem sinirleniyorum, hem anlatığın şeye olan ilgim kayboluyor. Anlatacaksan düzgünce anlat, telefonunu kurcalayarak ya da yan masadaki kadın ne giymiş diye onu süzerek değil. Kahveni de yudumlama demiyorum tabi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- "Bilmem kimin bi karikatürü vardı" diye bir cümleye girme. Girersen de devam ettirme. Bazı durumlarda nezaketen -ya da susturmaya üşendiğimden- dinliyor gibi görünebilir, anlattığın bittikten sonra karikatür için yapmacık bir gülümseme gönderebilirim ama adı üzerinde karikatür o, adamlar boşuna çizmiyor onları. Sözle anlatılacak bir şey olsa fıkra olurdu. O karikatürü bilmiyorsam geçerli tabi bu. Biliyorsam beraber hatırlayıp gülümseyebiliriz, onda sakınca yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bilmediğim bir kavramı anlatıyorsan bana, bir kez örnek ver. Hadi ikinciyi de ver. Aslına bakarsan örneğe hiç gerek kalmaz muhtemelen, örneği "şunun gibi mi" diye kendim veririm. Benden talep gelmedikçe üçüncü örneği verme, sinirlenirim. Anlatılanı örneğe gerek kalmadan anlarım genelde.Yeni bir fizik teoremin falan varsa başka tabi, o zaman örnekleri biraz çoğaltmanda sakınca yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yine bir şey anlatıyorsan, ben "Anladım" dedikten sonra anlatmaya devam etme. Anladım diyorsam sahiden anlamışımdır. Bazen sana göre daha yarısına gelmeden anlamışımdır, olabilir. Anlatmaya devam etme. 3. "Anladım" da sinirlenirim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Uzun vadeli (uzun vade, benim için bir ay ve ötesi demek) (bu arada mor vade de, benim için mor ve ötesi demek, ahah)plan yapmayı pek sevmem. "93 gün sonra şuraya gidelim mi?" diye bir teklifle gelirsen vereceğim cevap 93 gün sonra beni bağlayıcı nitelikte olmayacaktır muhtemelen. Sevgilimsen "Gideriz" diye cevap veririm, arkadaşımsan "Bakarız" ya da "He tamam" derim. Söz konusu bir değer verdiğim bir insanın düğünü/nişanı/özel günü falansa başka tabi. O zaman duyduğum an o günü o olaya rezerve ederim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Seninle bir plan yaptık diyelim, ay sonu bir yerlere gideceğiz. Ay sonuna bir hafta kala sende o konuda pek hareket yoksa bende de hareket olmaz, plan hafiften suya düşmeye başlar bazı zamanlar. Bu tip konularda biraz iteklenmem gerekir kimi zaman. Üşengecim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar müfredat.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-6700877826356258870?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/6700877826356258870/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=6700877826356258870&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6700877826356258870'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6700877826356258870'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/buro-101.html' title='Buro-101'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7205851917491975111</id><published>2011-07-23T18:36:00.002+03:00</published><updated>2011-07-23T18:53:03.381+03:00</updated><title type='text'>Sürpriz</title><content type='html'>Bunu sözlükte yazmıştım galiba zamanında, kısaca. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En klişe durumlardan biridir ya, sürpriz doğum günü kutlaması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence sürpriz doğum günü diye bir şey yoktur. Yani doğum günü sahibine pek bir sürprizi yoktur bu kutlamanın, yoksa mekanda çalışan garson için sürpriz olabilir, tabi, "Aaa, bu adamın doğum günü bugünmüş" diye şaşırabilir garson. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü iyi/kötü, küçük/büyük, arkadaş/aile çevresi olan neredeyse her insan doğum gününde çevresinden gelebilecek bir sürpriz kutlamaya hazırlıklıdır. O sürpriz kutlama gerçekleşir ya da gerçekleşmez, o ayrı konu. Sonuçta illa ki bir beklenti vardır doğum günü insanında. Ha, geçen yıl doğum günümü yurt dışında geçirirken otel odamın kapısı çalınsa, karşımda Türkiye'den sevdiğim bir insanı görsem o sahiden sürpriz olabilirdi mesela, ama bu tarz ekstrem durumları örnek uzayımızın dışında tutuyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürpriz doğum günü, annem/babam Gelecek yıl 1 Nisan'da karşıma dikilip "oğlum, senin doğum günün aslında 1 Haziran değil, 1 Nisan'da doğdun da baban nüfusa gitmeye üşendiği için 1 Haziran yazdırdık, sana da öyle dedik" derlerse falan hakkıyla yaşanabilir ancak. Gerçi o zaman da inanmam muhtemelen, "Böyle 1 Nisan şakası mı olur" diyerek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7205851917491975111?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7205851917491975111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7205851917491975111&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7205851917491975111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7205851917491975111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/surpriz.html' title='Sürpriz'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7451458254224512982</id><published>2011-07-23T11:58:00.003+03:00</published><updated>2011-07-23T12:42:05.543+03:00</updated><title type='text'>Hırs</title><content type='html'>Hep derim ya, fazlaca sakinimdir, beni sinirlendirmek için özel çaba gerekir diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar bazen sinirleniyorum. Yolda, sosyal platformlarda, televizyonda, benim ağzımdan/kalemimden çıktığında insanlara hiç anlam ifade etmeyecek cümlelerin, isim yapan insanlar tarafından dillendirildikleri için dilden dile yayılmasına sinirleniyorum, içten içe. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bunun sebebi, benim bazen kendi cümlelerimi gözümde çok büyütüyor, haddimi aşıp onları o dilden dile gezenlerle aynı kefeye koyuyor oluşumdur yüksek ihtimalle. (O kadar da şuursuz değilim mesajı vermeye çalıştım burda)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da bilmiyorum, belki de yazmak konusunda çok hırs yaptım bu aralar. Hoş, buna emin olursam hayatta ilk kez bir şey için hırs yaptığımı düşünüp kendime şaşacağım. Biraz da sevineceğim belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virgül kullanmayı da arttırdım yine. Yazarken kullandığım virgül sayısı içtiğim sigara sayısıyla doğru orantılı artıyor sanırım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7451458254224512982?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7451458254224512982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7451458254224512982&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7451458254224512982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7451458254224512982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/hrs.html' title='Hırs'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-8350243666845207640</id><published>2011-07-22T13:49:00.002+03:00</published><updated>2011-07-22T13:51:41.318+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Mutluluğa Kement Atalım</title><content type='html'>Aşağıdakini ciddiye almayacağınızı umuyorum. Hastayım, ona verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha, ismayl yeke olur, domuş olur, çeşitli şarkıcılar olursa okuyan, onlar ciddiye alabilir. Verebilirim sözleri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;el mutluluğa kement atalım.&lt;br /&gt;Aşk azgın bir boğaysa&lt;br /&gt;Biz de iki kovboy olalım.&lt;br /&gt;Atla da atımın terkisine&lt;br /&gt;aşk peşinde dört nala koşalım&lt;br /&gt;Yetişemedik mi hala aşka?&lt;br /&gt;Atın böğrüne mahmuz vuralım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman ha, ıskalamayasın kementi&lt;br /&gt;Geçenlerde biri ıskaladı da&lt;br /&gt;Kaba etine boynuzu yedi.&lt;br /&gt;Ben yapamam dersen&lt;br /&gt;Sıkı sarıl belime, izle bi beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Once iki sallamalı kementi havada&lt;br /&gt;Sonra hızlıca fırlatmalı boğanın boynuna&lt;br /&gt;Geçincence boyundan düğümlü sicim&lt;br /&gt;Sıkmalı kementi yavasca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama dikkat, acıtmayalım boğanın canını&lt;br /&gt;Sıkboğaz edip de soğutmayalım aşkla arayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel aşka kement atalım,&lt;br /&gt;Aşk bir boğaysa eğer&lt;br /&gt;Onu hoyratça yaşayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rumuz: Romantik Serseri.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-8350243666845207640?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/8350243666845207640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=8350243666845207640&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8350243666845207640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8350243666845207640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/mutluluga-kement-atalm.html' title='Mutluluğa Kement Atalım'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-5044975980282702090</id><published>2011-07-22T08:16:00.002+03:00</published><updated>2011-07-22T08:20:52.900+03:00</updated><title type='text'>Lisa</title><content type='html'>Lisa, ne tatlısın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beren düşünce bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbisen de öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="560" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/7WwaPv1rZiQ" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-5044975980282702090?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/5044975980282702090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=5044975980282702090&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5044975980282702090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5044975980282702090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/lisa.html' title='Lisa'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/7WwaPv1rZiQ/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-497997495717734021</id><published>2011-07-21T15:23:00.001+03:00</published><updated>2011-07-21T19:26:15.931+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Eşik</title><content type='html'>Aşman gereken eşikler vardır hayatın her yerinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşikler kötüdür üstelik. Mesela basamaklar vardır, eşiklere benzeyen  ama aslında öyle olmayan. Onlara çıktığında kendini biraz yükseltmiş olursun çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşiklerse öyle değildir. Yükseltmezler seni, onlar yalnızca birer engeldir önünde. Eşiği aştığında aynı seviyede devam edersin yoluna, yüksekliğin değişmeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşman gereken eşikler vardır hayatın her yerinde. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kimyasal bir tepkimede bile. Reaksiyonu başlatabilmek için gerekli bir enerji vardır, eşik enerjisi dedikleri. Aşamazsan başlatamazsın. Aşamazsan başaramazsın. Katalizör kullanılır bazen o yüzden, eşiği düşürüp aşmana yardımcı olan, sonra da tepkimeye girdiği gibi, değişmeden tepkimeden çıkan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenme kuramında da vardır mesela, öğrenmenin başlaması için aşılması gereken bir reaksiyon eşiği, biz bunun hiç farkında olmasak da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi küçük kimi büyük olur eşiklerin. Görece. Kime göre olduğu kadar ne zaman, hangi durumda karşılaştığına göre de değişir eşiğin ne kadar büyük göründüğü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim şirkete girerken hiç farketmeden aşıp geçtiğim kapı eşiğine, onu ölmek üzereyken bulduğumda kedim, tek patisiyle bile yetişemiyordu. Şimdi getirsen iki saniyede önce eşiğe, ordan burnuma atlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevme eşiği de vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklına düşen insanla zaman geçirirken bir eşiği geçtiğinde onu sevmeye başlarsın. Bazen bir öpücükle olur bu, bazen onun söylediği bir cümleyle. Sevmeni katalizörü de bunlardır bir bakıma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden sevmezsin tabi. Sevme sürecinin eşiğidir o. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutma eşiği vardır bir de, birini, bir şeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O eşikten sonra daha az aklına gelmeye başlar. Kahve içmeyi bırakırsan bir süre sonra unutursun tadının nasıl bir şey olduğunu. Uzun süre görmezsen bir insanı, bir yerden sonra daha az merak etmeye başlarsın neler yapıp ettiğini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden unutmazsın tabi. Unutma sürecinin eşiğidir o.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar uzun , ne kadar yoğun yaşamış olduğun gibi parametrelere de bağlıdır unutma eşiğinin yüksekliği. On yıldır günde iki paket sigara içen bir insan; yeni başlamış, daha paket bile taşımayan insana göre daha zor aşar sigarayı unutma/bırakma  eşiğini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İrade de işin içindedir tabi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü olansa, katalizörler pek etkili değildir unutma eşiğinin aşılmasında. Aksine, tepkimeyi daha da yavaşlatan, eşik enerjisini yükselten etkenler olur genelde ortamda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahve içerken mesela, aklına sigara düşüverir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki birini unutmak için başka birini alırsın hayatına katalizör niyetine, eşiği geçmene yardımcı olsun diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki yardımcı olur da unutmana, ses çıkarmaz kendisine de ona baktığın gibi bakıyor olmana. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sen bir aştın mı o eşiği, artık katalizöre ihtiyacın kalmaz. Ayırırsın yollarınızı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İşin kötüsü, katalizör bu tepkimeden girdiği gibi çıkamaz. Dağılır, eksilir, rengi bozulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tozpembeyken önce, tepkimeden sonra katran karası olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu bağlayabileceğim bir yer yok ama yazmak istedim. Bazen bir eşek  de bir eşiktir, aşman gereken. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-497997495717734021?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/497997495717734021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=497997495717734021&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/497997495717734021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/497997495717734021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/esik.html' title='Eşik'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1296186493888178314</id><published>2011-07-20T20:58:00.018+03:00</published><updated>2011-07-21T19:26:20.552+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Amaçsızdır bu, çok da gereksizdir. Sahiden de.</title><content type='html'>&lt;div&gt;Doğduğun gün, salı günüydü. Ben salı günlerini hiç sevmem, ama o güne bir istisna yapardım belki. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Belki de bayramlarını kutlamak için sokağa dökülen işçilerin bir kısmı yedikleri dayaktan sonra daha yeni yeni sarıyordu yaralarını, sen hayata gözlerini açtığında.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doğduğun gün, tam da bir bahar günüydü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ankara'da 20 dereceydi mesela hava, az bulutlu. Tıpkı senin gibi, hep neşeli, ama her zaman da biraz bulutlu. Hiç kestirilemez bulutlarının ne zaman çoğalacağı, neşeli bahar yüzünün ne zaman düşüvereceği. Aniden daha bir bulutlanır gökyüzü, bırakır yağmuru bulutlardan toprağa, sen yaz günü doğmamış olsan da, bir yaz yağmuru misali. Ne zamanı geçtim, yüzünün neden düştüğü de kestirilemez zaten. Kestiren olur gerçi de, sana söyleyemez. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doğduğun gün, Bakanlar Kurulu 185 öğretmeni 6-12 aylık stajlar için yurtdışına gönderme kararı almış bir de.  İngiltere'ye, Fransa'ya, Almanya'ya, Amerika'ya. Belki de o yüzden gözün hep dışarı kaçmaktaydı senin. Belki de o yüzden öğretmen oldun, çok istemesen de.  Neyse ki çoban olmamışsın. Çünkü aynı gün, Bigalı hayvan sahipleri çoban bulmakta zorlandıkları için el ilanları bastırıp çoban aramaya başlamışlar Çanakkale'de. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dolar 806.72 Lira'ydı o gün. O zamanlar altı sıfırı da vardı Lira'nın, ortalarda pek görünmese de. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir kadın denizde boğulmuş olarak bulunmuştu, ailen senin doğumuna çok seviniyorken başka bir aile de kızlarının ölümüne üzülüyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aynı gün bir kedi öldu, Beyrut'ta, Fransa Büyükelçiliği'nin etrafına koruma amaçlı döşenen mayınların birinin üzerinden geçerek. Belki de o yüzden seviyorsun sen kedileri bu kadar. Belki de o ölen kedinin ruhu işledi senin içinde bir yerlere.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sen doğduğunda bir ramazan günüydü. Ben o günleri az /çok hatırlarım, çünkü çocuk aklımla, ramazan bayramının başlangıcı demek, benim için dondurma yeme mevsiminin açılması demekti. Bilmezdim çocuk aklımla, hicri takvimin miladi takvime göre her yıl 11 gün sektiğini. Zaten hicri takvim nedir, onu da bilmezdim ki. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılın senin doğumuna denk gelen zamanları, benim için hep mutluluk demekti. Belki de sen doğdun diye, içten içe, hiç bilmesem de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sen doğduktan 23 yıl sonra, ben kimliğimi değiştirdim, doğduğum gün verilen kimliği saymazsak ikinci defa. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sen "Oof, ne bahar, ne yaz, ne kış. Umrumda değil." diye doğdun eminim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben o zamanlar çocuktum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sen o zamanlar bebek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben şimdi bir adamım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sen hala bir bebek. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Doğduğun gün, salı günüydü. &lt;br /&gt;Gittiğin gün, salı günüydü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben salı günlerini hiç sevmem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi başlığı okuyalım, bir kez daha. Çünkü sahiden de öyle. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1296186493888178314?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1296186493888178314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1296186493888178314&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1296186493888178314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1296186493888178314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/amacszdr-bu-cok-da-gereksizdir-sahiden.html' title='Amaçsızdır bu, çok da gereksizdir. Sahiden de.'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-9202411944356794810</id><published>2011-07-19T22:46:00.002+03:00</published><updated>2011-07-21T19:26:25.146+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Ankara'yı Severim Ben</title><content type='html'>Ankara'yı çocukluğumdan beri hep çok sevdim. Belki annem-babam da üniversiteyi Ankara'da okuduğundan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de "baban geceleri az sabahlamadı kapımda" diye anlatırken annem; babam anneme iletilmek üzere başkalarının eline tutuşturduğu mektupların itirafını yaparken, onların o zamanlar yaşadığı gençlik heyecanını sadece Ankara'da yaşayabileceğimi sanıyordum çocuk aklımla, içten içe. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden içimde bir heyecan oluşur hala, Bahçeli 1. caddede annemin öğrenciyken oturduğu evin önünden geçerken,  babamın yıllar önce o caddede nasıl sabahladığını düşündükçe.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-9202411944356794810?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/9202411944356794810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=9202411944356794810&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/9202411944356794810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/9202411944356794810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/ankaray-severim-ben.html' title='Ankara&apos;yı Severim Ben'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1205568986137979002</id><published>2011-07-19T21:51:00.005+03:00</published><updated>2011-07-21T19:26:30.305+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Çöp</title><content type='html'>X: Hacı, bizim apartmanda kırmızı bir Peugeot var mı?&lt;br /&gt;B: Bilmem, noldu ki?&lt;br /&gt;X: Az önce otoparka girmeye çalışıyordu da. Hoş bir hatun kullanıyordu, sarışın.&lt;br /&gt;B: Oha, 13. kattan mı anladın kadının sarışın ve hoş olduğunu?&lt;br /&gt;X: Yok, çöp birikmişti onları bırakmaya aşağı inmiştim. &lt;br /&gt;B: Ha, o şekilde karşılaştıysanız kadın Ayşen Guruda değilse pek şansın yok zaten.&lt;br /&gt;X: Ayşen Guruda ne alaka?&lt;br /&gt;B: Çöpçüler Kralı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1205568986137979002?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1205568986137979002/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1205568986137979002&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1205568986137979002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1205568986137979002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/cop.html' title='Çöp'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7234003762816202320</id><published>2011-07-19T08:03:00.003+03:00</published><updated>2011-07-19T08:10:45.505+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Aklınıza 69'dan tavşan falan gelmesin, meme emmeye çalışıyor sadece. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="640" height="512" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-3637f0a21803bd6a" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v9.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D3637f0a21803bd6a%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331514646%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D840EF9402F99DB03B14A2794EE9B5E6DFA84F62A.8403F206B82C406C956E185C514E6DD96D55B24%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D3637f0a21803bd6a%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DBN5ycER9oY8XWa344YkCFD7KZ-8&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="640" height="512" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v9.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D3637f0a21803bd6a%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331514646%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D840EF9402F99DB03B14A2794EE9B5E6DFA84F62A.8403F206B82C406C956E185C514E6DD96D55B24%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D3637f0a21803bd6a%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DBN5ycER9oY8XWa344YkCFD7KZ-8&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7234003762816202320?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=3637f0a21803bd6a&amp;type=video/mp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7234003762816202320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7234003762816202320&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7234003762816202320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7234003762816202320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/aklnza-69dan-tavsan-falan-gelmesin-meme.html' title=''/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-9113020647306134393</id><published>2011-07-18T20:47:00.010+03:00</published><updated>2011-07-21T19:26:44.402+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Medeniyet dediğin, bir kedi, bir köpek.</title><content type='html'>Bu tespit benden önce milyonlarca kez yapılmıştır muhtemelen de, bir de ben yapayım. Bir de bir erkek olarak bu aralar kedi camiasına bu kadar takmış olmam beni de korkutmaya başladı, itiraf etmeden geçemeyeceğim. Tamam, seversin de bir yere kadar. Aman neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedi olsun, köpek olsun, sokakta yaşayan hayvanlara ne kadar yaklaşabildiğiniz o ilde/semtte/mahallede yaşayan insanların medeniyet seviyesiyle direk doğru orantılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medeni insanlar sokakta yaşayan hayvanlara da medeni davranıyor çünkü. Sevgi gösteriyor. Hayvanların kendini -en azından insanlara karşı- savunma içgüdüsü törpüleniyor bir şekilde, sevgi görecekleri varlıklar olarak algılıyorlar insanları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim apartmanın otoparkında ve bahçesinde mesela, hava ısındıkça kedileri daha çok görür oldum. Geçen yaz falan yoktu bir de bunlar, yeni yerleşmiş/komşu olmuşlar muhtemelen bize. Şahsen çok ilgilendiğim söylenemez onlarla. Biraz da apartman teyzelerimin bu kedilerin yemeklerini sularını eksik etmediklerini bilmenin rahatlığından. Yaz kış görebiliyorum bahçenin çeşitli yerlerinde mama/su kaplarını, onlar için yapıldığı belli olan minik barınakları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki hafta mı neydi, bir tanesi sıcakta serilmiş uyuyordu. Tam da benim park yerimde. "Bip" diye medenice uyarmaya çalıştım kendisini, pek oralı olmadı. Bir kez daha "bip" ledim, o zaman kafasını kaldırdı da bir baktı, "Ne istiyorsun" dercesine. Ama yine kıpırdamadı yerinden. Arabadan inip yanına gidince doğruldu ancak. O da gelip bacaklarıma sürtünmek için. Sonra anlaştık kendisiyle. Rica ettim, bir kaç metre ileri kaydırdı poposunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta da başka bir tanesiyle karşılaştım arabadan indikten sonra. Rufus'un ikizi gibiydi, öyle olunca daha bir tatlı geldi gözüme. Yanına gitmeye yeltendim, ama ben onun yanına gidemeden o geldi zaten yanıma. Sürtündü bacaklarıma. İki okşadım kafasını. Biraz sevdirdi, sonra sıkılıp gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte, Moda tarafına falan gittiğimde de görüyorum, her apartmanın önünde su kapları, mama kapları. Oradaki kediler/köpekler de gayet kendinden emin. Bazısı öyle yayılmışlar ki sokakta, geçmek için izin isteme ihtiyacı duyuyorsun. Sanırsın sokağın efendisi onlar. Aslında bir bakıma da doğru. Sokağın efendisi onlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan, şirketimin bulunduğu semtte, teoride Ataşehir olan ama aslında Ümraniye sınırında bulunan mahallede kediler/köpekler insan görünce kaçacak yer arıyor. Köpekler yine üzerine yürümediğin sürece sakin de, kedinin kaçması için göz göze gelmen yetiyor neredeyse. Çünkü orada mahallenin çocukları köpeklerin boynuna çamaşır iği bağlayıp onları sürükleme, kedilerin kuyruklarını çekiştirip onları cırlatma peşinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden mesela, şirketin bahçesindeki anne/bebek ikilisinin anne tarafı bebeğinden daha ürkek. Yemek vermek amacıyla da olsa biraz yaklaşmaya çalışsam kaçıyor hemen. Bebek öyle değil, hayatı tam anlayamamış çünkü. O önce bir bakınıyor, annesinin kaçtığını görünce "vardır bir hikmeti" diyip kaçmaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal muhabbetleri kendi içimde yaparım genelde de. Bunu yazasım geldi. Bağlayamadım da zaten bir yere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, park yerimi işgal eden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-rPN56kHjaZw/TiR5BZN_ViI/AAAAAAAAAlI/V2BChWF2lS0/s1600/6.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-rPN56kHjaZw/TiR5BZN_ViI/AAAAAAAAAlI/V2BChWF2lS0/s200/6.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630758498976355874" /&gt;&lt;/a&gt;          &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-8glywcAISio/TiR4z1O5THI/AAAAAAAAAlA/463BYThf-3I/s1600/7.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-8glywcAISio/TiR4z1O5THI/AAAAAAAAAlA/463BYThf-3I/s200/7.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630758265978178674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, Rufus gibi olan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Lan-NyXnFgY/TiR5nKKXAgI/AAAAAAAAAlY/YCzPmpfFLrQ/s1600/4.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Lan-NyXnFgY/TiR5nKKXAgI/AAAAAAAAAlY/YCzPmpfFLrQ/s200/4.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630759147769627138" /&gt;&lt;/a&gt;        &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-2bVTU_K8HKs/TiR5aUfc-EI/AAAAAAAAAlQ/pNjffbhObo4/s1600/5.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-2bVTU_K8HKs/TiR5aUfc-EI/AAAAAAAAAlQ/pNjffbhObo4/s200/5.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630758927204153410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cilveli kızımız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-dlaGqIhYQfI/TiR56w_H1JI/AAAAAAAAAlg/_YoYeCgf0ys/s1600/2.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-dlaGqIhYQfI/TiR56w_H1JI/AAAAAAAAAlg/_YoYeCgf0ys/s200/2.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630759484608992402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da şirketteki minik ürkek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-lvMIkAyqNTw/TiR6GKlhrmI/AAAAAAAAAlo/rd3sTJKOdAs/s1600/3.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-lvMIkAyqNTw/TiR6GKlhrmI/AAAAAAAAAlo/rd3sTJKOdAs/s200/3.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630759680459517538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-9113020647306134393?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/9113020647306134393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=9113020647306134393&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/9113020647306134393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/9113020647306134393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/medeniyet-dedigin-bir-kedi-bir-kopek.html' title='Medeniyet dediğin, bir kedi, bir köpek.'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-rPN56kHjaZw/TiR5BZN_ViI/AAAAAAAAAlI/V2BChWF2lS0/s72-c/6.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7852848850248372975</id><published>2011-07-17T17:37:00.005+03:00</published><updated>2011-07-19T19:50:54.654+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Bal</title><content type='html'>Bal rengiydi gözleri. Böyle nasıl desem, ela gibi değil, açık kahve de değil. Farklıydı, şimdiye kadar gördüklerim gibi değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekli de öyle, ne kocaman, ne küçük. Ne yuvarlak, ne çekik. Farklıydı, şimdiye kadar gördüklerim gibi değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kirpiklerimin bir kadının kirpiklerine kıyasla bile uzun olduğu söylenir hep, ama onunkiler upuzundu. Şaşırıyordum her göz kırptığında nasıl da birbirlerine dolanıp kalmadıklarına. Üstelik rimel de kullanmıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz dikkat edince kendimi görebiliyordum gözlerinde. Mecazen değil, fiziken. Siyah, minicik bir leke vardı sol göz bebeğinde, sanki yin yang gibi, "her iyinin içinde azıcık da olsa bir kötü vardır" der gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklıydı gözleri, "Bir esmere de aşık olabilirim, tabi yeşil gözlüyse " tezimi, en iddialı tezlerimden birini çürütürcesine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aniden "Öyle değil mi ama?" diye sordu. İrkildim bir an, "Ne değil mi?" diye sordum ben de, mecburen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Anlatıyorum bir saattir, sen beni dinlemiyor musun?" diye sitem etti. Yok, dedim. Öyle değil aslında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozuldu, onu hiç ciddiye almadığımı düşünerek. Oysa ki söyleyemezdim ki o an, "senin gözlerine dalmış gitmişim. Onları sevip orada kalmışım" diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyemezdim ki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala diyemedim ki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7852848850248372975?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7852848850248372975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7852848850248372975&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7852848850248372975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7852848850248372975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/bal.html' title='Bal'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-5966796045713876303</id><published>2011-07-16T10:48:00.003+03:00</published><updated>2011-07-19T19:51:04.699+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Tatlı olmuş</title><content type='html'>Zamanında "Sen şarkı söylesen, ben de dinlesem" demiştim bir kadına. Öyle şahane bir sesi olduğundan da değil, içimden geldiği için. Bazen sevdiğinin herşeyi güzel gelir ya sana, onun için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye kadar hiç farketmemiştim de; Daha yeni, Nazım'ın &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=1197440"&gt;şu&lt;/a&gt; şiiriyle azıcık da olsa bağ kurdum o cümleyle. Sanki ona cevapmış gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatlı olmuş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-5966796045713876303?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/5966796045713876303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=5966796045713876303&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5966796045713876303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5966796045713876303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/tatl-olmus.html' title='Tatlı olmuş'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7406115175964828189</id><published>2011-07-14T21:23:00.004+03:00</published><updated>2011-07-19T19:51:14.653+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Bizim Değil. Bize Değil</title><content type='html'>Bundan sonra şöyle yapalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirimizi unutalım. Biri sana benden&lt;br /&gt;Başkası bana senden bahsederse Birbirimizi hiç tanımamış gibi yapalım.&lt;br /&gt;Olur da bir gün yolda karşılaşırsak selamlaşmayalım.&lt;br /&gt;Sen vitrin bakıyormuş gibi yap &lt;br /&gt;Ben telefonla konuşur gibi.&lt;br /&gt;Sırtın dönükken geçip gideyim yanından.&lt;br /&gt;Ne ben sana bakayım göz ucuyla&lt;br /&gt;Ne de sen bak&lt;br /&gt;Benim vitrindeki yansımama&lt;br /&gt;Ben seni düşürmeyeyim aklıma&lt;br /&gt;Bir başkası sakallarımı okşadığında&lt;br /&gt;Sen gülümseme&lt;br /&gt;Sakarlıklarımı hatırladığında.&lt;br /&gt;Beraber çektirdiğimiz fotoğraflara rastlarsak eğer&lt;br /&gt;Senin gözlerin parlamasın&lt;br /&gt;Benim içim burulmasın&lt;br /&gt;Benim yolum otobüs terminaline düşerse&lt;br /&gt;Seni karşılamak için&lt;br /&gt;Senin İstanbul yolculukların&lt;br /&gt;Bana kavuşmak için olmasın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ben ölmüşüm gibi davran&lt;br /&gt;Ben sen hiç doğmamışsın gibi davranayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar kolaysa öyle yapalım&lt;br /&gt;Madem olmuyor&lt;br /&gt;Öyle yapalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7406115175964828189?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7406115175964828189/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7406115175964828189&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7406115175964828189'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7406115175964828189'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/bizim-degil-bize-degil.html' title='Bizim Değil. Bize Değil'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-2558637109448290815</id><published>2011-07-10T09:55:00.004+03:00</published><updated>2011-07-19T19:51:21.179+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Anahtar</title><content type='html'>- Evdesin di mi, anahtar almıyorum ona göre.&lt;br /&gt;- Manyak mısın, alsana anahtarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu diyalog Soner'in evden kısa süreli çıkışlarının tamamında yaşanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki aileyiz de, geldiğinde kapıyı açıp "hoşgeldin oğluşum" diyerek yanaklarından öpeceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavrayamadı hala ev arkadaşlığı müessesini. Onu geçtim odamdayken kapıyı duymadığımı, her an uyuma potansiyelim olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleri yeni sildim Soner. Dışarda çıkar ayakkabılarını.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-2558637109448290815?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/2558637109448290815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=2558637109448290815&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2558637109448290815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2558637109448290815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/anahtar.html' title='Anahtar'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-3259232967183512680</id><published>2011-07-09T22:07:00.000+03:00</published><updated>2011-07-10T00:16:41.526+03:00</updated><title type='text'>Annem, yazık.</title><content type='html'>A: Baban "Devril" komutunu öğretti, duyunca boğuşmaya hazırlanıyor.&lt;br /&gt;B: Biliyorum anne, sen de öp kelimesini öğrettin, duyunca gelip öpüyor di mi?&lt;br /&gt;A: Aaa onu da mı söyledim ben sana? Bak şimdi de ondan konuştuğumuzu anladı bana bakıyor.&lt;br /&gt;B: Annecim, siz sokak kedilerini falan boşverin, Rufus yetiyor size sahiden. Korkuyorum.&lt;br /&gt;A: Sen bana diyorsun da, baban da benimle aynı şeyleri düşünüyor. &lt;br /&gt;B: Tamam tatlım hadi görüşürüz. Rufus'a da "Buro'nun selamı var" de, o anlar zaten. &lt;br /&gt;A: Anlar di mi?&lt;br /&gt;B: Anne, kapat hadi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-3259232967183512680?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/3259232967183512680/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=3259232967183512680&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3259232967183512680'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3259232967183512680'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/annem-yazk.html' title='Annem, yazık.'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-3924659478977653053</id><published>2011-07-09T16:21:00.009+03:00</published><updated>2011-07-19T19:52:31.051+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Hiç</title><content type='html'>Bir trene binmiştir sanki. Sen de gara gitmişsindir onu yolcu etmeye. Aslında gitsin istemiyorsundur, yolcu etmek istemiyorsundur da, son anda yetişmişsindir kalkmak üzere olan trene. Tek seçenek yolcu etmek kalmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim ya, son anda yetişmişsindir. O trene binmeden önce ona sarılıp onunla vedalaşma şansını zaten kaybetmişsindir. Zaten emin de değilsindir, öyle bir şansın olsa da onun böyle bir vedayı isteyip istemeyeceğinden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avcunu açıp elini vagonun camına koyarsın. O da koyar, tam da aynı hizaya. İkiniz de bilirsiniz aslında, dokunmak değildir bu. El ele tutuşmak değildir. Dokunuyor olmanın hayalidir sadece. Göz gözeyken dokunamıyor olmak ne kadar acıdır, o zaman anlarsınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki mapus damında ziyarete gelen sevdiğin gibidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görürsün, konuşursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokunamazsın, hissedemezsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinden akan yaşları görürsün de silemezsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir düdük duyulur. Tren hareket etmeye başlar, o kendine özgü ağır aksak ritmiyle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürümeye başlarsın trenin yanında, avuç içleriniz hala vagonun camında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlanır tren biraz. Sen de adımlarını hızlandır, rahvan giderken koşmaya başlar, bir taraftan da avuç içini camdan ayırmamaya çalışırsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da hızlanır tren. Sen de hızlanırsın, katran dolu akciğerlerini zorlayıp, nefes nefese.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O tutar avcunun içini hala camda, ona giren çıkan yoktur çünkü. Sen trene yetişmek için çabalarken, trenin hızı sıfırdır ona göre, fiziğin görecelik yasasına göre. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tren hızlandıkça sen zorlanırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tökezlersin bir yerden sonra. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yere kapaklanır, düşersin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes sana bakıyordur, ama senin umrunda değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizlerin parçalanmıştır, az önce cama dokunan avcun kanamıştır. Umrunda değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toparlanıp tekrar koşmaya yeltenirsin önce. Avcunun içinden kayıp gitmesin diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra farkedersin, trenin arkasından bakarken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaten o vagona bindiğinde kayıp gitmiştir avcundan. Senin avcunu cama koyduğun andan itibaren hissettiklerin hep olsun istediklerin, kafanda kurduklarındır sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalakalırsın trenin ardından bakarken gözünde iki damla yaşla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da onun umrunda değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara bile kesmez artık o an seni. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekersin lokomotifin dumanını içine sigara niyetine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona değil de; bileti kesen gişe memuruna, düdüğü çalan hareket amirine, treni yürüten makiniste, bileti kontrol eden kondüktöre söver, rahatlarsın sonra. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunsa hiç umrunda değildir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-3924659478977653053?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/3924659478977653053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=3924659478977653053&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3924659478977653053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/3924659478977653053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/hic.html' title='Hiç'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7312734476724940429</id><published>2011-07-08T19:13:00.002+03:00</published><updated>2011-07-08T19:25:37.180+03:00</updated><title type='text'>Adak</title><content type='html'>Geçenlerde yine gözüme çarpmıştı "Adaklık Kurban Bulunur" tabelalarından biri. Hani daha çok &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ADAKLIK KU&lt;br /&gt;RBAN BLNUR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tarzından yazılanlardan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O aralar aklımda bir şeyler vardı, ulan dedim, ben de bir adak adayayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;500 liralık kedi maması geldi aklıma adak olarak ilk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktım hala olmadı, 500 lira da fakirlere dağıtayım diye bir ek yaptım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onda da olmadı. Bir de kurban keseyim, belki eksiğim odur diye düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine olmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra kendi kendime dedim, ulan her şeye de karşılık bekleme diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi paşa paşa ödeyeceğim adaklarımı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksit taksit.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7312734476724940429?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7312734476724940429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7312734476724940429&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7312734476724940429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7312734476724940429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/adak.html' title='Adak'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-6468970993642049548</id><published>2011-07-08T01:25:00.001+03:00</published><updated>2011-07-19T19:53:09.154+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Behzat ç.'/><title type='text'>Hep</title><content type='html'>2:47&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://player.vimeo.com/video/26126836?title=0&amp;amp;byline=0&amp;amp;portrait=0&amp;amp;autoplay=1" width="398" height="299" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-6468970993642049548?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/6468970993642049548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=6468970993642049548&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6468970993642049548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/6468970993642049548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/hep.html' title='Hep'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1534223922516627192</id><published>2011-07-07T14:19:00.002+03:00</published><updated>2011-07-19T19:53:31.571+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Bütün suç kahvenin</title><content type='html'>Aslında bir çoğumuzun doğumunun sebebi/sorumlusu karşılıklı içilen birer kahve kesinlikle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum, toplum şartları gereği evlilik sonrası doğan insanlarız bir çoğumuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evliliğe ister görücü usulüyle, ister tanışıp aşk yaşanarak karar verilmiş olsun, yine toplum adetleri gereği gerçekleşen "kız isteme" ritüelinin kilit noktalarından biridir kahve faslı. Kahve olmadan hayatta olmaz o iş.  Hatta damat şanssızdır o konuda, genelde tuzlu içer kahvesini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi ben denedim, (evlenme niyetinden değil, sırf merakımdan) tuzu çok abartmadıkça pek hissedilmiyor/rahatsız etmiyor kahvenin içinde. Fincanda hacmen %10 civarı tuz olmalı ki rahatsız etsin. Karşınızdaki kadın da o kadar insafsızsa zaten bir daha düşünün siz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada ek bilgi, kolada da belli bi orana kadar hissedilmiyor tuz, onu da denedim. Ayran, tuz ve suyu ayrı ayrı yiyip/içip midesinde ayran yapmak için zıplayan insanın böyle deneyler yapması doğal bence. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse. Devir değiştikçe kadın/erkek tanışma şekilleri de değişip çeşitlendi. İnternetten bildiğin biriyle yüzyüze görüşmek garipti mesela eskiden, ama artık çok normal. Sözlük zirveleri, forum toplantıları, birebir randevular. Amacın iyi ya da kötü, ne olursa olsun bunlar da birer opsiyon artık yeni insanlar tanımak için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvenin burda da kritik bir rolü var. Geneli bilmem ama kendi açımdan baktığımda şimdiye kadar bir kez olsun şaşmayan şey: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahve=flört belirtisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbiyle zaten bir şekilde tanışmış ama çok samimi olmayan; ya da henüz yüzyüze tanışmamış iki insandan biri görüşmek için "birer kahve içeriz" teklifinde bulunuyorsa bilirim ki (kendim bulunduysam da kendimden emin olurum) teklif sahibi kişinin ilgisi/beklentisi arkadaşlıktan biraz farklıdır. Şimdiye kadar hep öyle oldu en azından, hali hazırda tanıdığım insanlarda da, yeni tanıştıklarımda da; son ilişkimde de, ondan önceki maceralarımda falan da. (lan şimdi bunu yazdık ya kimse kahveye davet etmez beni bunun içi fesat diye, neyse)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sadece kahve teklifinde geçerli bu. Çay öyle değil mesela. "birer çay içelim" diyen insan kanka hissi uyandırır bende. Söyleyiş tarzına göre anane hissi bile uyandırabilir hatta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da ne bileyim bir kadın bana "gel birerbuçuk adana yiyelim" teklifiyle gelse hiç o tarafa çekmem bu teklifi. Hatta "sağol, annem 'dünden kalan musakka var dolapta, ısıtıp yersin' diye not bırakmış onu yiycem ben" diye bahane uydurur görüşmem o insanla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Musakka sevmem bu arada.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları geçtim, "gel karşılıklı dondurmalarımızı yalayalım, kavun üstü dondurma yiyelim" falan gibi davetkar teklifler bile kahve teklifi kadar belli etmez bana birşeyleri. (burda abartmış olabilirim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün özü, eskiden (aslında hala) evlilik niyetinin resmiyete döküldüğü ilk anlardan olan kız istemede kilit rolü olan kahvenin şimdi de tanışmalarda, sevişmelerde, aşklarda kilit rolü var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çoğumuzun doğumunda bir fincan kahvenin parmağı var. Bundan sonra doğacaklarda da olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İster espresso olsun (double olursa daha etkili hatta), ister türk kahvesi, ister mocha. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1534223922516627192?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1534223922516627192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1534223922516627192&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1534223922516627192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1534223922516627192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/butun-suc-kahvenin.html' title='Bütün suç kahvenin'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-9172823624153330864</id><published>2011-07-07T12:52:00.001+03:00</published><updated>2011-07-19T19:53:22.026+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Şoför</title><content type='html'>Mayıs'tan kalmış bu. Hoşuma gitti okuyunca, bir zamanların masum bir serzenişi gibi. Artık serzeniş, şikayet falan değil aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşke araba kullanmayı öğretmeye devam etseydim sana. En azından bir süre daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki o zaman, beraberken,  bilmem kaç kilometre hızla ilerlerken pat diye geri vitese takmazdın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En azından önce bi durur, sonra geriye takardın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durmayı bırak, debriyaja bile basmadın sen vites değiştirirken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağıttın lan duygusal şanzımanımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Debriyaj soldaki bu arada.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-9172823624153330864?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/9172823624153330864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=9172823624153330864&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/9172823624153330864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/9172823624153330864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/sofor.html' title='Şoför'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-4548446460598508742</id><published>2011-07-04T14:44:00.003+03:00</published><updated>2011-07-04T15:12:10.057+03:00</updated><title type='text'>One -to- Love</title><content type='html'>Beni tanıyanların gayet iyi bildiği üzere bazı konularda arkamdan itekleyen biri olmazsa dünyanın en öteleyici insanlarından biri olabiliyorum. Hele konu uçak/otobüs yolculuğu, konser/aktivite gibi katılımı bilet gerektiren olaylarsa bu "hallederiz" hissiyatım doruğa çıkıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım bilet kelimesinin ekstra bir rahatlama, bir üşengeçlik gibi yan etkileri var bünyemde, onu henüz çözemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki çoğu zaman bir problem yaşamadım bu huyum sebebiyle. Ama bu aşırı sakinlik durumunun katılmayı çok istediğim bazı etkinliklere katılmamı engellediği, beni gişe görevlisi arkadaşlara neredeyse yalvarttığı zamanlar da oldu tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele bir de etkinlik arkadaşlarımdan biri bu konulara yaklaşımı benden farklı olmayan Güven'se bu rahatlık (ve haliyle problem yaşama olasılığımız) bir kat daha artıyor. Bilmiyorum artık bu huy yirmi yılda hangimizden hangimize bulaştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim dün de malum festival için benzer bir problem yaşadık. Gitmeye önceden karar vermiş olmamıza rağmen birbirimize verdiğimiz "alırız hacı" telkinleri gayet etkili oldu ve bilet alma işi son ana, kapıdaki gişelere kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkinlik alanına gelip "Kapı açılışı üzerinden üç saat geçmiş, çok sıra yoktur" diye sallana sallana yürürken gişeler önünde kıvrıla kıvrıla metrelerce uzayan kuyrukla karşılaşmak bünyelerimize küçük birer şok yaşattı tabi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuyruk öylesine uzun ve kıvrımlıydı ki kalabalığın kuşbakışı bir fotoğrafını çekip Nokia 3210 ekranında açsam "Aaa yılan oyununu bitirmişsin!" diyip bana bir kat daha fazla hayran olurdu görenler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kuyruğu gördükten sonra beraber gittiğimiz ancak biletlerini önceden tedarik eden iki arkadaş bize hayatmızın kalan kısmında başarılar dileyerek yollarına devam etme kararı aldılar ki o iki arkadaştan biri Güven'in ablası. Bildiğin öz ablası. "Bu devirde bilet yüzünden kim bilir kaç aile dağılıyordur arkadaş. Kumardan daha büyük illet vallahi bu bilet olayı" diye geçti aklımdan o an ama kader ortağım Güven'e söylemedim tabi  bunu. Aynı yola baş koyduğum dava arkadaşımın bu maceraya moralsiz başlamasını istemezdim sonuçta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, kurtuluş yok diyip sıcağın altında eklendik biz de yılanın sonuna, çıngırağın son iki halkası misali.  Kendimizi duruma alıştırmaya, o kuyrukta kaç dakika geçirip zaten başladığını duyduğumuz konserin ne kadarını kaçıracağımızı kestirmeye çalışarak sağa sola bakınırken bir adam geldi yanımıza ki söylediklerinden sonra ak sakallı Gandalf'a dönüştü benim gözümde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"GELİN, BU KUYRUKTA BEKLENİR Mİ!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz mi sıcaktan çok bezmiştik, yoksa Gandalf bize "Charm Biletsiz" büyüsü mü yapmıştı artık bilmiyorum,  "nereye?" diye bile sormadan düştük biz de ak Gandalf'ın peşine. O önde, biz arkada giderken öyle kaptırmıştım ki  "hah, birazdan Khazad-dum köprüsünden de geçeriz" diye kendimi hazırlamış, şahin gözlerimi kısarak etrafı kesmeye başlamıştım Legolas misali. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzatmayayım, biraz dolanbaçlı yollardan da olsa (davetiye vasıtasıyla diyelim) kazasız belasız girdik içeri o kuyruğu beklemeden; ben ve yol arkadaşım, yüzük kardeşim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ikilem içerisindeyim, bundan sonraki etkinlikler için biletimi önceden tedarik etmek mi, yoksa maceralar eşliğinde hayal dünyamı genişletmek mi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu sonra düşüneceğim. Şimdi adamantin chain mail'imi çıkarıp biraz dinlenmem gerek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-4548446460598508742?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/4548446460598508742/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=4548446460598508742&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4548446460598508742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4548446460598508742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/one-to-love.html' title='One -to- Love'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-2635326403935670226</id><published>2011-07-01T16:39:00.005+03:00</published><updated>2011-07-01T16:52:17.745+03:00</updated><title type='text'>Tabiri Popo</title><content type='html'>Sabah ilkokulda beri tanıdığım, ortaokul, lise ve üniversite boyunca nadiren ayrıldığımız bir arkadaşım aradı. Okuldan sonra evlendi, kocasının memleketine yerleşti o. Muhtemelen ikimiz de yeterince inatçı olduğumuzdan ve bir yerden sonra "arayacaksa o arasın" diye düşünmeye başladığımızdan yaklaşık iki yıldır telefonda bile görüşmüyorduk. Geçen yıl ikiz bebekleri oldu, o zaman bile aramadım bazen ne kadar sığır bir adam olabiliyorsam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Rüyamda seni gördüm olm" dedi. Hayırdır dedim, gündüz gözüyle anlat. "gündüz zaten, salak" dedi. Olsun adettendir. Adetlerimize bağlıyım ben" dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Rüyamda yüzük vardı parmağında. Sen en son fotoğrafa falan sarmıştın ya, yanındaki de böyle sanatçı ruhlu biriydi. Dövme falan yapıyormuş hatta. Var mı öyle bir şey" diye anlatıp sordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok tatlim, ben aynen devam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin popon açıkta kalmış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-2635326403935670226?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/2635326403935670226/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=2635326403935670226&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2635326403935670226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/2635326403935670226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/tabiri-popo.html' title='Tabiri Popo'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-7535808287867837877</id><published>2011-07-01T15:55:00.002+03:00</published><updated>2011-07-01T16:08:51.924+03:00</updated><title type='text'>Eos 450p</title><content type='html'>İki üç gün önce bahsettiğim pinhole girişimim ne yazık ki başarısızlıkla sonuçlandı. İşin arasında yardır yardır gidip verdiğim filmi almak için fotoğrafçıya tekrar gittiğimde "boş çıktı abi" cevabını aldım. Alır almaz da boynum büküldü, hevesim kırıldı. Fotoğrafçıya iki göz süzüp çıktım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve geldiğimdeyse aslında başarısız olmadığımı farkettim filmleri incelerken. Karelerin çoğu boştu tamam ama bir kaç tanesi pozlanmıştı. Bir kaç karede görebiliyordum bana poz veren ütümü (evet o an sıcak bi dokunuşa ihtiyacım vardı ve evde bunu tek sağlayabilecek varlık ütüydü). Fotoğrafçı ya bakmamıştı bile pozların tamamına, ya da muhtemelen soluk benizli ve eciş bücüş görünen ütüyü bir şeye benzetememişti. "sen anca biyometrik vesikalık çek" diye geçirdim içimden. Ama götürüp o pozları adamın gözüne dürtmeye üşendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra "Bu iş analogda oluyorsa dijitalde neden olmasın?" gibi dahiyane bi fikir geldi aklıma. Bu da zaten uygulananmbir yöntemdir kesin ama zaten bulunmuş şeyleri tekrar keşfetmekte, söylenmiş  sözleri tekrar söylemekte üzerime yoktur. Makinemin koruyucu kapağını feda ederek üzerınde minik bir delik açtım ve başladım yardırmaya. Bu pek el emeği sayılmaz gerçi ama en azından sınırsız deneme/yanılma şansı var elimde. Fena da olmadı sonuçlar.  Biraz geliştirme ve daha iyi ışık/pozlamayla daha başarılı pozlar da çıkacak sanki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik sütyene de gerek kalmadan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşama paylaşırım sonuçları.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-7535808287867837877?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/7535808287867837877/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=7535808287867837877&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7535808287867837877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/7535808287867837877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/07/eos-450p.html' title='Eos 450p'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-827899669915978194</id><published>2011-06-29T23:18:00.005+03:00</published><updated>2011-07-19T19:53:43.608+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Mahalle fotoğrafçısına poz veren kadın tipli insan</title><content type='html'>İlla ki dikkat etmişsinizdir, sokak aralarındaki fotoğrafçıların vitrinini, hatta bazen de dükkan içindeki duvarları, tezgahları ya bebek, ya gelin+damat, ya da bu tip kadınların fotoğrafları süsler. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bahsettiğim kadın tipi de, işte, varoştan hallice, mahalle delikanlılarının başka kimse bulamadıkları için yazdığı kadın. Hani fotoğrafı güzel görünür de , kendisini hiç görmemiş olsanız bile anlarsınız aslında o kadar güzel olmadığını. Güzel olmamaya ek olarak bir de varoş olmaktan son anda yırttığını. Vardır o fotoğrafta bir eğretilik, tüm çabalara rağmen. Üstelik vitrindeki o fotoğrafı da yatmadan önce yüz photoshop darbesinden geçirilmiş olur fotoğrafçı tarafından. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama yine de fotoğrafı o vitrinde durduğu sürece o sokaktan gururla geçiyor, mahallesinde kasılarak yürüyordur kızımız/kadınımız eminim. Fotoğrafı ordan inip de halefininki gelince gidip fotoğrafçıya sitem edeni bile vardır bence.  Tadını çıkarır o mikro şöhretin. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok şükür bu tip bir insan tanımadım da, bu aralar sağda solda extreme havalı bazı kadınları gördükçe aklıma geliyor, "Mahalle fotoğrafçısına poz veren kadın tipli insan" tabiri.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kadını/erkeği küçümsemiyorum burda yanlış anlaşılmasın. Benim fotoğrafım sadece bebekken fotoğrafçı vitrinini süslemiş, belki de o yüzden bir eziklik hissediyorumdur. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-827899669915978194?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/827899669915978194/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=827899669915978194&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/827899669915978194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/827899669915978194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/mahalle-fotografcsna-poz-veren-kadn.html' title='Mahalle fotoğrafçısına poz veren kadın tipli insan'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-9188593605479093297</id><published>2011-06-28T22:26:00.010+03:00</published><updated>2011-07-19T19:53:54.192+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>How to pin the hole</title><content type='html'>Derya Bıyıkal günlerime geri dönme iç güdüsüyle yanıp tutuşuyordum bir haftadır. Hazır dönecekken bu kez taştı, topraktı uğraşmayıp görece daha elle tutulur bir şeyler deneyeyim dedim, "yanımda bi Patti Smith olsa benim de bir Robert Mapplethorpe olmam daha kolay olurdu." düsturumu hatırladım ve ne zamandır aklımda olan pinhole kamera fantezimi gerçekleştirmeye karar verdim. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yalnız bu sefer karar verip uygulamakla da kalmadım, üşenmedim bir de tutorial hazırladım. Aslında hazırlamadım, yazmaya devam ettikçe ortaya çıkacak tutorial. Eğer siz de bir pinhole yapmak isterseniz çok kolay, eskiyen sütyenlerinizin askılarını falan bile kullanabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Chapter 1: İşin teorisini bile teoride bildiğimi farkedip biraz araştırdım bugün, bu zımbırtı nasıl yapılıyordu falan diye. İncelediğim sitelerden farklı bilgiler edindim. Örneğin kullanmak istediğiniz odak uzaklığını girdikten sonra size iğne deliğinin çapının, pozlama süresinin ve yaklaşık kamera açısının hesaplandığı siteler var. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Onun dışında, pinhole için hazır şablonlar barındıran siteler var (ben birini buldum sadece) 80 sonu 90 başı gibi gazetelerin verdiği maket evler gibi, kesip yapıştırıp makineyi yapıyorsunuz. Şablon kullanmak istemezseniz kahve kutusu, yeterince iddialıysanız bir oda bile kullanılabilir aslında.  İlk etapta en mantıklısı şablon gibi  geldi deneysel ama üşengeç bünyeme. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Literatür taramasını geçtikten sonra geldik makine için lazım gelen malzemelere: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öncelikle film tabi, suyla çalışmıyor alet. Fotoğraf kağıdı da olabilir film yerine, hani şu polaroid'lerde kullanılan cinsten. Yalnız ben onu biraz araştırdım, karaköy dışında temin edebileceğim bir yer bulamadım. Karaköy'e de kim gidecek afedersin. Şablonunu kullanacağım makine de filmli olduğundan 35 mm'lik film tedarik ederek işe başladım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra siyah boya, kutunuzun, dolayısıyla makinenizin içinin olası ışık yansımalarından arındırılması için. Sprey boya ozona zararlı olduğundan (duyarlıyımdır) ben ayakkabı boyası (şaka lan, sonra ayakkabı falan boyarız diye) tercih ettim. Gerçi siyah diye aldığım ayakkabı boyası bok rengi çıkınca bi bozulmadım değil ama mallık bende, simsiyah boya kutuları arasından gidip de krem rengi kutuyu seçip aklım sıra fark yaratan ürünü tercih ederken o boyanın siyah olmayacağı hiç aklıma gelmemişti.  3 yıl önce bulunsun diye aldığım guaj boya seti duruyordu neyse ki hala, onca zaman boyaları Rufus'tan saklayabilmiş olmanın gururunun verdiği gazla biraz dolap tepelerinde dolaşıp buldum boya setini. Onun siyahını kullandım. (En sevdiğim renk siyah, guajımın siyahı) Ben hep derim atma, ilerde lazım olur diye. Bak iyi ki atmamışız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, sonra kırtasiyelik malzemeler, maket bıçağı, siyah bant, iki tarafı yapışkanlı bant (bunu aldım ama kullanmadım. Olsun, bulunsun) sıvı yapıştırıcı (marka vermeyeyim diye ne hale düştük)  makas, sütyen falan lazım. (Bu sütyen nerden girdi aklıma hiç bilmiyorum sahiden. Hep derya bıyıkal yüzünden)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Malzemeleri de derleyip toparladıktan sonra, malkoçoğlu: anadolu destanı filmini izleyerek çalışmaya başladım. Özellikle bu filmi izledim ki daha bi gaza geleyim. Sahiden de öyle oldu, malkoçoğlu "senin kahpe kelleni kancık bedeninden ayırmaya geldim" dedikçe daha bi gaza geldim ben. Çalışmalarım sırasında bir taraftan da Soner'i fişteklemeyi unutmadım, gidip bana siyah ayakkabı boyası alması konusunda. (O sırada aklımda yoktu evdeki guajlar). Neyse, sonunda gitti. 3 saat sonra bi tane Erman alıp gelmiş. Ayakkabı boyası hala ortada yok. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yazarken sıkılmaya başladım o yüzden ben fotoğraflarla devam edeyim olaya. Hem görsel hafıza falan, daha kolay anlaşılır proses. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Makineyi bitirdikten sonra bir makara da film bitirdim ama açıkçası ne kadar başarılı olduğum konusunda hiç bir fikrim yok şu an. Malum pozlama süresi falan biraz deneme yanılma yoluyla ortaya çıkacak ki o da filmleri yakmadıysak. Yarın bir taba vereyim, çıkan bir şey olursa onları da paylaşırım. Üşenmezsem şablonları hangi siteden buldum ona da bakar yazarım yarın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gelecek programda nasıl bir ürün/araç yaparız bilmiyorum ama ihtiyacımız olan malzemeler arasında sütyen... töbe töbe, kandil gecesi bi de. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Post başlığı olarak "Pinholümü kendim yaptım" yazmadığıma şükredin ayrıca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-AWKQnG2Opxk/TgpDyULycpI/AAAAAAAAAkk/7LXJtmVPTgI/s1600/ph.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 142px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-AWKQnG2Opxk/TgpDyULycpI/AAAAAAAAAkk/7LXJtmVPTgI/s200/ph.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623381616416158354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Şablonu bir kartona yapıştıralım ki daha kuvvetli olsun. Soldaki gövde, sağdaki içteki mekanizma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. İşaretli yerlerden kesince böyle oluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. mekanizmayı katladık. İçini boyayacağız aslında, ki karanlık olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Deklanşör böyle oluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Boş bir film makarasının kapağını açıp içinden çıkan mili ters çevirip takıyoruz. Fotoğraf barındıran film o makaraya girecek. Böylece yerleştiriyoruz mekanizmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Mekanizmayı da katladığımız kutuya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Yapıştırınca edince, sonuç aşağı yukarı böyle bir şey.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-9188593605479093297?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/9188593605479093297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=9188593605479093297&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/9188593605479093297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/9188593605479093297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/how-to-pin-hole.html' title='How to pin the hole'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-AWKQnG2Opxk/TgpDyULycpI/AAAAAAAAAkk/7LXJtmVPTgI/s72-c/ph.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-4175131799360570805</id><published>2011-06-27T12:22:00.001+03:00</published><updated>2011-06-27T12:24:28.580+03:00</updated><title type='text'>Biliyorum, bu aralar çok sıkıcı yazıyorum</title><content type='html'>Mutlak bir boşluk içindeydi kadın, ne sesin ne ışığın zerresini bulamadığı.   Etrafındaki ışık aniden kaybolalı çok olmuştu ama hala alışamamıştı gözleri karanlığa. Bağırıp sesini duyurmaya çalışmaktan da artık vazgeçmişti. Biliyordu nafile bir çaba  olduğunu, gırtlağını parçalamaktan başka işe yaramayan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El yordamıyla etrafını yokluyor, kendine bir yol bulmaya çalışıyordu. Ama kendisi de tahmin ediyordu aslında aynı yerde boş yere dönüp durduğunu. Defalarca etrafındaki engellere çarpmış, takılmış, düşmüştü. Yara bere içinde kalmıştı dizleri, dirsekleri. Ama her düştüğünde tekrar kalkmıştı. İnatçıydı, burada yok olup gidecekse de bu o elinden geleni yaptıktan sonra olacaktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine itiraf etmiyor olsa da içten içe farkındaydı artık direncinin kalmadığının. Her adımda biraz daha sendeliyordu. Tökezledi, toparlamak için bir kaç aksak adım attı ama beceremedi, kapaklandı yere yüz üstü. Bu seferki düşüşü onlarcası arasından en çok acı vereniydi. "Bitti"'diye düşündü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam teslim olmak üzereyken garip bir içgüdüyle elini biraz öne attı, bir kulaç atarmış gibi. Hiç beklemiyorken bir şeye çarptı eli, eskilerden tanıdık bir şeye. Aynı anda bir kıvılcım çaktı ve  aralandı mutlak karanlık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokunduğu, kendisi gibi karanlıkta gezen bir adamın eliydi. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-4175131799360570805?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/4175131799360570805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=4175131799360570805&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4175131799360570805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4175131799360570805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/biliyorum-bu-aralar-cok-skc-yazyorum.html' title='Biliyorum, bu aralar çok sıkıcı yazıyorum'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-8349025628863465266</id><published>2011-06-25T12:49:00.001+03:00</published><updated>2011-07-19T19:54:01.271+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Haz</title><content type='html'>İki saatte hazırlayabildikten sonra yirmi dakikada bitirdiğin yemeğin ardından kalanın seni bir saat uğraştıracak bulaşıklar olması güzel bir örnektir hayatın yaşadığın hazlar için sana ödeteceği bedele.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-8349025628863465266?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/8349025628863465266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=8349025628863465266&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8349025628863465266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8349025628863465266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/haz.html' title='Haz'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-5865718702161888256</id><published>2011-06-25T09:04:00.005+03:00</published><updated>2011-07-19T19:54:10.642+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>2. Vites</title><content type='html'>Kahvaltımız biteli yarım saat kadar olmuştu ve yaklaşık yirmi dakikadır sessizdik ikimiz de. O pazar ekini karıştırıyordu gazetenin, ben de onun günlerdir elinden düşürmediğini bildiğim kitaba göz atıyordum.  Hava güneşliydi ama esiyordu arada. Estikçe ürperdiğini farkettim beyaz teninin, ses etmedim. Şaşılacak şekilde etrafta çocuklu aileler yoktu bu kez. O yüzden çocuk zırıltıları yerine martı sesleri hakimdi, biz de tadını çıkarıyorduk bunun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden kafasını kaldırıp "Hadi" dedi kaküllerinin arasından bana bakarken gözleri.   "Dolaşalım biraz." nereye, diye sordum, "farketmez, ben çok severim arabada amaçsızca dolaşmayı dedi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahil yolunda giderken martı sesleri hala bizimleydi. Camı açıp bir sigara yaktı. Ardından da ben. Çattı kaşlarını hemen, "eksik kalma  sen zaten" dercesine baktı yüzüme. Bir süredir çok sigara içiyordum ve o da bunun farkındaydı. Sigarasını içerken sürekli radyo istasyonları arasında geziniyor, beğendiği bir şarkı bulamayınca sinirleniyordu içten içe. "Ufacık şeylere bile çok sinirleniyorsun bazen" dedim. "Sen de hep çok sakinsin ama" dedi. Öyle, dedim. Bazen birinin sakin kalması gerekli. Hem sakin güzeldir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Senden balıkçı da olmaz" dediğimde anlamayan gözlerle baktı yüzüme. "Radyoda istediğin şarkıyı bulmayı beklemek denize olta atıp balık vurmasını beklemek gibi. Sen şarkıyı bulmak için sürekli istasyon değiştiriyorsan oltayı her boş çekişinden sonra da sandalın yerini değiştirirsin. Balık tutmak biraz sabır ister."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O buna gülümserken benim aklımdan birinin radyo kanalını sürekli değiştirmesinin normalde beni ne kadar rahatsız ettiği geçiyordu ama ona söylemedim bunu. O yaparken rahatsız olmamıştım çünkü. Bilmem neden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Araba kullanmayı öğretsene bana" dedi. "Öğreteyim, ama sen de savcı hanım gibi kandırıyor olma beni, behzat gibi uğraşmayayım boşuna"  Iyyy, dedi. Biliyordum savcı hanımı hiç sevmediğini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafik ışıkları yeşile döndüğünde hareket ettik tekrar. Vites değiştiren sağ elim onun sol dizine gitti istemsizce. Biraz kaldı öyle. Sonra o, elini elimin üzerine koydu. Bir şey hissettim o an, ürperti gibi, heyecan gibi. Hoşuma giden bir his, sanki daha önce hiç el ele tutuşmamış gibi. Bakmadım yüzüne o an. O da benimkine bakmadı sanırım, sessizce önümüze bakmak daha güzel geldi ikimize de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana dönüp "Neden bu kadar yavaş gitmeye başladık?" diye sordu bir süre devam eden sessizlikten sonra. "Çünkü ikinci viteste gidiyoruz" dedim. "E üçüncü vites?" dedi. "Sonra da dört? Araba kullanmayı bilmiyorsam da bu kadarını biliyorum en azından"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Üçe atamam ki şimdi" dedim. Kaşlarını kaldırdı merakla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Atamam, çünkü sağ elim senin elinde. Ve öyle kalsın istiyorum" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utandı, omuzlarını yukarı çekip gülümserken. Beni yıllar sonra gördüğüm en masum gülümsemeye tanık ediyordu, haberi yoktu. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-5865718702161888256?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/5865718702161888256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=5865718702161888256&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5865718702161888256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5865718702161888256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/2-vites.html' title='2. Vites'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-4259904714992438152</id><published>2011-06-24T11:19:00.003+03:00</published><updated>2011-06-24T12:39:41.908+03:00</updated><title type='text'>Paspal</title><content type='html'>Bazen saçmalıp boklar yediğim, hatta kendimi komik durumlara soktuğum oluyor. Yaptıklarımı farkettiğimde önce bir kızıyorum kendime, sonra da boşver diyorum, herkesin zaman zaman yaşayabileceği şeyler bunlar. O yüzden bir bok yediysem arkasında dururum genelde. Temizlemeye çalışmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçmalamış, boklar yemiş olmak sorun değil de, ister yoldan geçen adam olsun, ister en yakınımdaki insan olsun,  saçmaladığıma tanıklık edenlere neden saçmaladığımı ifade edemediğim zamanlar üzerime bir ağırlık yüklüyor bu durum. Çünkü sebebini anlatamadığında o saçma halinle kalırsın tanıkların aklında; normalde ne kadar tutarlı, ne kadar aklı başında biri olursan ol. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şey gibi bu, giyimine kuşamına hep çok özen gösterirsin ama hayatında bir kez evde giydiklerinle markete gider, orda hayatında gördüğün en güzel insanla karşılaşırsın ya. Orda göz göze geldiğinizde bitmiştir herşey. İstersen bir moda ikonu ol, paspalın birisindir sen onun gözünde dizleri çıkmış pijama altınla, yakası esnemiş tişörtünle. Anlatamazsın aslında ne kadar bakımlı olduğunu. Bilirsin, bir daha karşılaşsanız bile onun aklında o paspal halin kalacaktır hep. O yüzden karşılaşmamayı dilersin. Olur da karşılaşırsan kaçacak yer ararsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslına bakarsan büyük bir lükstür yediğin bokların, neden komik duruma düştüğünün sebebini anlatabilmek. Çok nadiren sahip olabileceğin bir lüks. Çünkü umrunda olmaz kimsenin, "yerken bana mı sordun" der, sana açıklama şansı vermez karşındaki haklı olarak. Sen açıklamayı denesen ters teper.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durumun böyle olduğunu çok iyi bildiğim halde bu lükse sahip olabilmek istiyorum bazen. Yine paspal olarak hatırlanacağımı bilsem de içimi dökebilmek istiyorum. Çünkü ben de insanım. Paspal bile olsam, sanırım iyi bir insanım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü çok ağır geliyor bazen içimi dökememek, yediğim bokun sebebini açıklayamamak. Ve samimi olarak söylüyorum, bu ağırlığı taşımakta sahiden zorlanıyorum bazen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu post da son saçmalayışım olacak umarım. Sonra kaçacağım ben de tanıklardan tek tek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-4259904714992438152?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/4259904714992438152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=4259904714992438152&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4259904714992438152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4259904714992438152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/paspal.html' title='Paspal'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-1099544583201879634</id><published>2011-06-23T20:01:00.002+03:00</published><updated>2011-06-23T20:02:29.920+03:00</updated><title type='text'>Çiçek</title><content type='html'>Aklıma geleli iki yılı geçmiş, ama bugün gerçekleştirdim &lt;a href="http://b-u-r-o.blogspot.com/2009/04/cicek-trafigi.html"&gt;şurdaki&lt;/a&gt; fikrimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki medeni insanmış muhatabım, önce şaşırdı, sonra gülümseyip teşekkür etti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-1099544583201879634?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/1099544583201879634/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=1099544583201879634&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1099544583201879634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/1099544583201879634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/cicek.html' title='Çiçek'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-4309720386267905297</id><published>2011-06-15T10:05:00.000+03:00</published><updated>2011-06-15T14:12:08.639+03:00</updated><title type='text'>Öyle Değil</title><content type='html'>Yaşadığım bir şey de olsa yazdığım, kurguladığım bir olay da; ister istemez doğumumdan o ana kadar düşündüklerimin/yaşadıklarımın etkisiyle çıkıyor ortaya. Doğal olarak. Herkeste olduğu gibi. Bazen tek bir durum oluyor aklımdaki, bazen farklı durumların bir karması. Bazen ben bile bilmiyorum, geliveriyor bir cümle diye başladığım şeyin üç sayfa arkası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, bugün şunu farkettim. Ne yazarsam yazayım hiç kimse tarafından beğenilmeyeceğini düşünerek yazıyorum ben hep. Durumu yeni farkettiğim için sebebini de bulamadım henüz. Belki sadece kendim için yazdığımdan, belki -beğenilmek hoşuma gitse de- yazarken beğenilmek gibi bir beklentim olmadığından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok özel durumlar dışında yazdıklarımla ilgili fikrini beyan eden,  bana fikir veren yalnızca iki insan var, belki de ondan. Yazdıklarım fikir beyan edilecek şeyler de değil pek, orası ayrı. Dünya barışına katkıda bulunmaya, açlığa son vermeye falan çalışmıyorum sonuçta burada. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları yazınca da "yazdıklarımı beğenin, beğendiğinizi de belli edin" gibi bir talepte bulunuyormuşum gibi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle değil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-4309720386267905297?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/4309720386267905297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=4309720386267905297&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4309720386267905297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4309720386267905297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/oyle-degil.html' title='Öyle Değil'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-4232056335083440303</id><published>2011-06-15T09:44:00.005+03:00</published><updated>2011-09-06T01:34:01.385+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Havadan Sudan. Konuşmadan.</title><content type='html'>Yeni kesilmiş çim kokusu yukarıya kadar çıkıyor, onun hafif parfümüne karışarak odayı dolduruyorurken o, camdan dışarıyı izliyordu. Ben de onu. Geceydi, ama hala biraz manzara vardı izleyebileceği.  Sonra birden döndü, kondu kanepeye, yanıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havadan sudan konuşmaya başladık. Sonra işten güçten. Kedilerden konuştuk, "ah bir de bu kadar tüy dökmeseler" dedi. "Olur mu hiç, döksünler" dedim. Dökülen tüylerdi bence kedinin evdeki hakimiyetinin göstergelerinden biri ve birçoğunun aksine bu benim hoşuma giderdi.  Kedinin sevdiği minderi kolayca anlardı eve ilk kez gelen bir insan bile, minderin üzerindeki tüy yumaklarına bakarak. Ama kimse bilemezdi kedinin yan yana duran, birbirinin aynı minderler arasında uyumak için neden hep aynı minderi seçtiğini.  Kediden başka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşktan konuştuk sonra. Üzenlerden, üzdüklerimizden. Gelip gidenlerden, gelen ama biz git dediğimizde bile bir türlü gitmek bilmeyenlerden. Gurur yapışlarımızdan , gururun gereksizliğinden. "İnsanın en büyük zaaflarından bence aşk" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hani hükümdar olsan, savaşta yenilsen… Koca ordular karşılaşıyor sonuçta. Bir taraf illa ki yenilecek. İlla ki bir taraf kötü hissedecek. Ama bir onuru var savaşıp halkını korumaya çalışmanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta olsan, bir virüse yenilsen, ölüp gitsen.   Virüs bu. Tıbbın hala çözemediği onca şey var. Düşmanın büyük.   İlla ki insan kötü hissedecek. Sen değilsen de geride bıraktıkların.  Ve bu çok normal. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bir insan bir insanı bu hale getiriyorsa… Düşünsene, bir çok insanın mutluluğu sadece bir insanın dilinin ucunda. Para, pul, güç, şöhret, zeka, başarı...  Hiç biri tek bir insanın tek bir sözüyle yapabileceği kırımı düzeltmiyor bazı zamanlar. Ve bu hiç normal değil. Geçiyor gerçi de, hiç gelmese daha iyi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Başlangıçlar daha kolay da, sonlar zor olabiliyor iki tarafa da. Sırf o yüzden başlamaya korkuyor insanlar bazen. Tam tersi olsa daha iyi sanki." dedim. Güldü, "Bu işin doğal süreci bu ama" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ya da kötü, dedim; yüzleşmen gerekenle yüzleşmelisin, dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimizi daraltmaya niyetimiz yoktu ama. Müzik, dedi. Sen konuş dedim, ben dinlerim." Çok konuşmuyorsun, sıkıcısın." dedi saçlarını omzundan savurup. "Bazen az konuşup sadece dinlemeyi severim. Bazen hiç dinlemeyip sadece yanımdakinin varlığını hissetmeyi." diye açıkladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; "Hissediyor musun?" dedi, eh, dedim. Somurttu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıvrılıverdi kucağıma. Hadi, dedim. Sen konuş, ben dinleyeyim. Hatta sen şarkı söyle, ben dinleyeyim. Mırıldanmaya başladı hiç düşünmeden.  Sevdiklerimden bir tanesini. Sanki ben ona söylemişim, o da önceden hazırlık yapıp gelmiş gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu havada bile serindi elleri, hani Nazım'ın hava için dediği gibi,  üşümüş bebek elleri gibi. Alıp ısıtasın gelir. Aldım ısıttım ben de.  Kadife gibiydi şarkı söyleyen sesi, ben elini tutup saçlarını okşarken. Belki de aslında öyle değildi de bana öyle geliyordu o an, bilmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyumuşum onu dinlerken. Bazen olur olmadık durumlarda uyuyakalırım ben. Hele bir de huzurlu hissediyorsam. Uyandığımda sabah olmuştu. Kollarımın arasında, başını boynuma yerleştirmiş uyuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dayanamadım, bir öpücük kondurdum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-4232056335083440303?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/4232056335083440303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=4232056335083440303&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4232056335083440303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4232056335083440303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/havadan-sudan-konusmadan.html' title='Havadan Sudan. Konuşmadan.'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-8778987431712199015</id><published>2011-06-14T21:27:00.003+03:00</published><updated>2011-06-14T21:34:46.066+03:00</updated><title type='text'>Discovery'de yeni sezon: Raf tepelerinde, kedi peşinde</title><content type='html'>İçimdeki belgeselci ortaya çıktı resmen. Düştüm falan ama değdi. Işık açıkken çekim biraz daha netti ama gözlerini rahatsız ettiğimi düşünüp kapamak zorunda kaldım ışığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlem notlarıma gelince:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört kardeşin karakterleri ikiye ayrılıyor şimdiye kadar yaptığım gözlemlere göre. İkisi biraz tırsak ve utangaç, ki videoda da saklanıyorlar kutunun dibine, diğer ikisininse dünya umrunda değil; biri yalanıyor hiç istifini bozmadan, diğeri uykusundan uyanma zahmetine bile girmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Favorim kafasındaki miğfere güvenirken poposuna şaplak yemiş olan. O yalanıp duran işte. Rufus bu kadarken arka ayaklarının peşinde dönüp duruyordu, yakalayayım da yalayayım diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://player.vimeo.com/video/25092165?title=0&amp;amp;byline=0&amp;amp;portrait=0" width="400" height="300" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/25092165"&gt;Untitled&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user5958957"&gt;buro T&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-8778987431712199015?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/8778987431712199015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=8778987431712199015&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8778987431712199015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8778987431712199015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/discoveryde-yeni-sezon-raf-tepelerinde.html' title='Discovery&apos;de yeni sezon: Raf tepelerinde, kedi peşinde'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-697589885676964384</id><published>2011-06-14T20:34:00.003+03:00</published><updated>2011-06-14T21:13:29.058+03:00</updated><title type='text'>wassup</title><content type='html'>Surprise me.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'cause nothing surprises me anymore.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-697589885676964384?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/697589885676964384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=697589885676964384&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/697589885676964384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/697589885676964384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/wassup.html' title='wassup'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-8648979073053661851</id><published>2011-06-14T20:30:00.004+03:00</published><updated>2011-06-14T21:13:48.387+03:00</updated><title type='text'>yumuşa</title><content type='html'>S: Ah, boxerlarını yıkarken de mi yumuşatıcı kullanıyorsun?&lt;br /&gt;B: Deli misin, onlar yumuşatıcıya en çok ihtiyacı olan çamaşırlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-8648979073053661851?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/8648979073053661851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=8648979073053661851&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8648979073053661851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/8648979073053661851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/yumusa.html' title='yumuşa'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-4168370120188330807</id><published>2011-06-12T21:05:00.006+03:00</published><updated>2011-07-19T19:54:35.583+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Behzat ç.'/><title type='text'>Olsun</title><content type='html'>Bu ara çok boş beleş şeylerle uğraştığımı düşünüyorum. Olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Behzat Ç.'nin &lt;a href="http://b-u-r-o.blogspot.com/2011/06/mutsuz.html"&gt;şurada&lt;/a&gt; bahsettiğim muhabbeti beni fena çarptı, tahmin edebileceğiniz üzere. Bugün de &lt;a href="http://b-u-r-o.blogspot.com/2011/06/mutsuz.html"&gt;şurada&lt;/a&gt; (bu aralar sürekli önceki postlara refer ediyoruz, hadi bakalım) bahsettiğim videoyu bir şekilde edindim, sonra da kendi çapımda yorumlayıp bi çeşit montaj/kolaj yaptım. Sonuç pek istediğim gibi olmadı. Ama emeğime saygı gösterip yayınlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ek: alt(üst?)yazıların da bi kısmı kaymış. neyse, kısmet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://player.vimeo.com/video/24995480?title=0&amp;amp;byline=0&amp;amp;portrait=0" width="400" height="300" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/24995480"&gt;Olsun&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user5958957"&gt;buro T&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-4168370120188330807?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/4168370120188330807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=4168370120188330807&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4168370120188330807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/4168370120188330807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/bu-ara-cok-bos-beles-seylerle-ugrastgm.html' title='Olsun'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-5698726668452971011</id><published>2011-06-12T18:37:00.002+03:00</published><updated>2011-06-12T18:38:43.454+03:00</updated><title type='text'>Um,</title><content type='html'>- Why does it always rain on me?&lt;br /&gt;- Cause you are, something like... an umbrella man, who shelters the others from the rain.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-5698726668452971011?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/5698726668452971011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=5698726668452971011&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5698726668452971011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/5698726668452971011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/um.html' title='Um,'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1519280392952572731.post-551052836650257007</id><published>2011-06-10T21:40:00.005+03:00</published><updated>2011-07-19T19:54:46.069+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bak'/><title type='text'>Mut(suz)</title><content type='html'>&lt;a href="http://b-u-r-o.blogspot.com/2011/06/hass.html"&gt;Şuradakilerden&lt;/a&gt; ikincisini izlerken kendi çapımda montajlamak geldi içimden. Sonra ilkini de alayım dedim montajın içine. Ama yazık ki ilki kaldırılmış siteden, indiremedim. O videoyu başka nerde bulurum diye bakınırken şunu öğrendim. Sonra bir şeyler yazmadan önce ne kadar okuduysan yazdıklarının da o kadar güzel olacağını bir kez daha hatırladım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim istemez mutlu olmayı&lt;br /&gt;Ama Mutsuzluğa da var mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemal Süreya'nın bu, Mut(suz) adı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1519280392952572731-551052836650257007?l=www.labebe.co' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.labebe.co/feeds/551052836650257007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1519280392952572731&amp;postID=551052836650257007&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/551052836650257007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1519280392952572731/posts/default/551052836650257007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.labebe.co/2011/06/mutsuz.html' title='Mut(suz)'/><author><name>Buro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01308451548662839091</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_LHtOLtPP7lc/S2Cla5RsIJI/AAAAAAAAAfs/qpoD7D7Yi4U/S220/kucuk15.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry></feed>
