20090403

Hayatın Fragmanı

Uzun süredir olmadığı kadar keyifsiz çıktım bugün işten. Kafam hafif dağınık düştüğüm ev yolunda birden bi plastik top fırladı önüme. Birazcık yavaşlayıp önümden geçmesine izin verirken o topun yola fırlayışını izleyen çocukları düşündüm. Nasıl da stres olmuşlardır, "eyvah ezilip patlayacak" diye.

Ya da olmamışlar mıdır?

Kendi çocukluğum geldi aklıma, biz çok korkardık topumuz yola kaçtığında bir araba ezip topumuzu patlatacak diye.

Bazen ıskalardı araba. Bazen arabanın altından geçer giderdi top. Birşey olmazdı o zaman.

Arabanın tekerleri altında kaldığında çıkan patlama sesini duyunca hepimizin içi cız ederdi.
O ses oyunun muhtemelen bittiğinin işaretçisiydi çünkü.
Bazen de top tekerlerin altında ezilir, yine de patlamazdı. Ölümden dönmüş bir insan gibi.

Şimdi düşünüyorum da kaç paralık plastik bir top alt tarafı. Bazen küçücük şeyler cidden çok önemli olabiliyor insanın gözünde.

Topumuz yola fırladığında patlayacak diye korktuğumuz arkadaşlarımın bir kaç tanesi hala yanımda. 20 yıla yakın bir süredir yani.

Ne kadar şanslıyım bu konuda....


Cd playerda da like a stone çalıyordu aklımdan bunlar geçerken.

Bu kez o şarkıyı ilk kez duyup çok sevdiğim üniversite yıllarım geldi aklıma. Zaten çok sık dinlerim ama normalde pek aklıma gelmez dinlerken.

O sıralar bir arkadaşım arayıp
"gölgedeyim, gelsene sen de" demişti.
"Arkada çalan like a stone mu?" diye sormuştum ben de.

Evet, dedi.
Tamam, geliyorum dedim.

Aramayıp mesaj atmış olsa gitmeyecektim. Çünkü o an gitmemi sağlayan şarkıyı duymamış olacaktım.

Sonra sevgilim oldu o arkadaşım. Bir muhabbet arasında, benim o gün bu şarkı yüzünden gittiğimden habersizken "o gün like a stone çalarken aklıma geldin, yoksa çağırmazdım" demişti o da.

Bir şarkı bazen insanın kaderine etki edebiliyor cidden.

Kısa süren, ama hala hatırladıkça olayın diğer kahramanı arkadaşımla birbirimize anlatıp güldüğümüz minik anılar yaşamamızı sağlayan bir ilişki yaşatmıştı bana.

Trafik ışıklarında beklerken cama yanaşan küçük çingene kızdan da bir demet papatya aldım pek adetim olmadığı halde.

Alsam kime vereceğim düüşncesini aklımdan geçirmeden.

Erman'a veririm en kötü ihtimalle. Gerçi o da gelmedi hala eve.

"and if we're good, we'll lay to rest anywhere we want to go"

3 yorum:

cesetizleri dedi ki...

önce işaret zannediyor insan böyle küçük şeyleri.. anamm tamam ben doğru insanı buldum ömrümün sonuna kadar kalırım. sonra aslında onun sıradan bir anı olarak kaldığını görünce üzülüyor belki biraz.
yani sende böyle olmamıştır ben de genellemeye ne kadar meraklıyım :)
bende böyle oldu hep :))

Buro dedi ki...

Bi ara bende de öyleydi.
Temkinli olmak lazım sanırım.:)
sonrasını kabullenebilmek önemli.

funda dedi ki...

aslında burda güzel olan o anın sıradan olmadığını görebilmek. belki de öle güzel bi anın yaşanmasıydı kader olan. illa sonunun ve sonsuza kadar mutlu oldular demesi genelleme ve klişedir belki de. güzel bi şarkı, bi bahar akşamı, ilk gençlik denen şeyin dayanalımaz hafifliği, gölgedeki yuvarlak camın kenarı,if u could only,unutulup duran filmler, çimlerde topik, bi de baharda açan papatyaların aradan altı yıl sonra bile insanı gülümsetebilmesi. budur bence. işaretleri doru algılamak gerek. iz bırakmak güzeldir.doru insan diil doru anlar war bence. teşekkür ederim o anların diğer sahibine, ha bir de böbrek mafyası çıkmadığına :)